Tanrı Dağlı Akkartal 7.Bölüm: KARAHANLILAR DEVRİ

2014-07-29 08:27:00

KARAHANLILAR

 

Sultanların ihtilafiçindeolduğu,Asyakıtasında,zümrütyeşili yaylalarvebütünufuklarahâkimTanrıDağıDergahı’nın, Kuzeydoğu cephesineyapılankâgirevinde,eşiTangülüveikiçocuğuilemutlu birhayatsürüyorduAkkartal.

 

Gülenay adını,küçükkızına  hemenvermiş,ondanaltıyaşdaha büyükolanoğulise,töreicabı,isminikendikazanmakzorundaydı.

 

Dergahtan, hermevsimyolaçıkankolaçanekipleri,yurdu dolaşırken, gidişatadair,hertürlü   haber   ile   yanlarında,   yeni öğrenciler ile dönüyorlardı. KocaTuğrulDergahı'nınüçüncü   piri olarak,  kut  mihrabıpostunu  devralan  Akkartal,  etrafını  çevreleyen DergahKurultayıiledanışıp,geleceğeyöneliktedbirleralınıyordu.

 

Ötükenilearalarında uzunzamandır, hiçilişkiyoktu.Bilinenler sadece,ailesiniara  sıra,  ziyaretegidenSungur’unsöylediklerinden ibaretidi.Songidişinden beri,üçyılgeçenSungur,bukezdönmeyip, oradaevlenerek,babasınınişlerinidevralmıştı. YaşlıArıkbuğa,işleri onadevretmiş,kendizamanlarını, Ötükensarayında,kurultayüyesi olarakgeçiriyor,sabahçıkıp,akşamevinedönüyordu.

 

PayitahtÖtüken'de, KırgızKağanıTunkBaka,kendisinebiat etmeyip,güneydedevlet   kuranKülBilge'ye  içerlesede,   halinden memnun  görünüyordu.  Anası  Uygur  kökenli  olduğu  için,  Kırgız kağanı  Tunk  Baka  Tarkan'akarşı,  kendisini,Uygur  Devleti’ninasli varisisayan,KarlukBaşbuğu KülBilge,YağmaveArgu   beylerinin desteği  ile  yeni  bir  devlet  kurmuş  ve  buna    “  Karahanlılar”,adı verilmişti. Birsüre,SırDeryaveÇunehirleriarasındakalan,Talas ırmağıboyundayaşanmış, sonragüneye,Yedisubölgesinde payitaht kurulmuştu.(YılMS.840)

 

Akkartal, KülBilgeHan'abiatediyordu. Töreselönemidolayısı ileKocaTuğrul Dergahına   çok   değer   veren   Kara   Han, Hükümdarlığınınilanı  için,  yapılanşenliklereonları dadavet etmiş,  Akkartalyirmiyetişkintalebesiilegiderken,yardımcısı Tardu veOkyaran,yekunu350kişiolanDergahın, idarevegüvenliğini üstlenmişlerdi.

 

PayitahtKara-Ordu (KaraÇadır)yüzlerceçadırdanoluşuyordu. Gidişatagöre,kalıcıyerleşimebaşlanacaktı. Keçevekeçikılından, renklinakışlarlabezelibüyükotağ,çam,ardıçveköknarlardanoluşan ağaçörtüsününsarmaladığı, solyanındayükselen,sarpkayalıktanbir şelalenindöküldüğü, yüksektepeninhemeneteğinde,çimenlikbir düzlüktekurulmuştu. Etrafında,gecegündüz,nöbetçilerdolaşır, tirendazlarsemadaizinsizkuşuçurtmazlardı.Oradanbakılınca,hafif birmeyilleaşağıdaki, büyükdüzlükteakançaykenarınakadar, engebesizyayılanarazi,yeşil,morbirörtüylekaplıydı.Çayınsuyu bol,karşıtarafageçişi ise,birasmaköprüsağlıyordu.Köprüayaklarının ikitarafında kuruluçadırların   önünde,köpekler   ve   çocuklar oynaşıyordu. Karşıtarafta,yükselip,alçalarak,uzayıpgidenufuk çizgisi,  başı   dumanlı      sıradağa   ulaşıyordu. Sonsuz  gibi   geniş çayırlarda,atyılkıları,inek,koyunvekeçisürüleri,yayılıyordu.

 

Akkartalveöğrencileri,uluTengriDağı’nındolambaçlıyollarını inerkenyavaş,düzlüğevarınca,dörtnalakaldırmışlardı atlarını. Karaşimşek, yaşıilerlemişolmasınarağmen,idmanlıoluşusayesinde, halagüçlüveçevikti.  Arkasından gelenatlar,onaayakuydurmakta zorlanıyordu. Menzilevarıldığında,akşamkaranlığıçökmeküzereidi. Onların geldiği nöbetçilerce haberverilince, karşılanmaları için,birsipahi birliğigönderilmişti. HanOtağıönünde,dokuztuğlusancağınaltında, attaninip,ayaktaonlarıbekleyen,Karahan'ın huzurunayürümüşlerdi. Dizkırıp,başeğerekselamverenkonuklarını, iricüssesi,başında tulgasıilegülerekkarşılayan,heybetliKarahan,ayaktaduruyordu.

 

- Hoşgelip,sefalargetirdinizKocaAkkartal   vesizYiğitler, otağımıza onurverdiniz.Şöylebuyurup,sizleribekleyensofralara oturunuz.


Akkartal:

 

- BuonurbizeaituluKağan,hoşbulup,sefagördük. Yakınınızda olmak, büyüksaadet!

 

-SağolAkkartalBeğ.Yolculuknasılgeçti?

 

Kağan  bunu  derken,  rengarenk  halılarla  döşeli  büyük  otağın sağ  köşesinde,tahtınınçevresindekurulusedirlerveyuvarlakmasalar etrafınaseriliyumuşaktüylüpostlarıişaretediyordu.Yemekleberaber,    sohbet   edilip,   danışmalar   yapılacaktı. Samanîlerin,   yurt sınırlarına  yaptıklarıbaskıve  tecavüzler, sorunhalinegelmişti.  Bu duruma   ilişkinistihbaratagöre;Samanîler,Araplardanöğrendikleri, yenidin,İslamiyet’i yaymağıbahaneederek,ezelirakipleri,Turan illerindenüfuzsahibiolmakvesonra, hepsini kendilerine bağlamak istiyorlardı.   Bu   girişimlere,  Bağdat’daki    Abbasi   sultanı ile   İslam halifeside, destekveriyordu.

 

Oysa,TürkBudun’u daimaözgürvebuhep böyle  sürmeliydi.  Buna  karşın,  görgü  tanıkları;  etrafları  ansızın Samaniaskerlerince çevrilenobahalklarıveçobanların,  esir  edilip, Müslüman olmakşartınatabitutularak,buöneriyikabulve reddedişlerinegöre, farklımuameleyetabitutulduklarını söylemişlerdi. Şikayetlerin   çoğalması,tedbiralınmasınıivedikılıp,pekyakında sınırboylarınaaskergöndermekgerekiyordu.Bunadairkararalınmış, sonraise, şenlikleregeçilmişti.

 

Akkartal,  başlayan yarışmaları görmek için, ,okmeydanına doğru yürürken,   Tanrı   Dağlı  kemankeşler   oklarını   salıp,   hedefi   halka ortasındanvurduklarında,etrafı  saran  seyircilerincoşkun    nidaları yükselmişti.Bu   hedefe  ok salmaya  artık   kimse    cesaret edemez, diye düşünülürken, vınlayarak uçanbirokun,hedefteki oklarıntamortasına saplandığıgörülüyordu.Budurumaçokhayretedenseyircilerin:

 

-O,ooo, bu da neydi  böyle!

Diyen sesleriyükselip, sonra ise;

 

-Yaşasın okçularöncüsüSançar!Diye,tezahürat yaptıkları görülüyordu.

 

Oraya gelen  Akkartal,  Sançar’ı  bu  başarısından  ötürü tebriketmekiçin:

 

-  Yiğidim,birokancakböyleisabetettirilirdi, helalolsunsana! Demişti.BununüzerineSançar, sevinçtengözleriyaşararak:


-SayınHocam,bendenizitanıyamadınız galiba.Bundanyıllar önce, sizinle  birkezdahakarşılaşmıştık hani?

Akkartal     bir     an     duraksamış,     hatırlamaya     çalışırken, Sançar, gözleri dolu dolu,sözlerini  şöyle sürdürmüştü:

 

-  Bir  dere  kenarında, birlikte kızartıp,  balık  yemiştik.  Ben  işte  o,  çoban Sançarım... Demişti.

 

-Vaycanına,demeksensino?Gelsenikucaklayayım Sançar. İnanılırgibideğil.Senitekrargördüğüme çok sevindim Sançar…

 

 

 

Akkartalbu buluşmadan, ziyadesiyle memnunolmuştu. Zatenonuhiç unutmamıştı.Birgünsonra,yarışmağlar sona ermiş, Kağan,yenisavaşçıları arasınaSançar’ı dakatmakistediği halde, Akkartal   ricaederek,onu istisna   yapmasını   sağlamıştı. Çünkü onu, birlikte   dergâha   götürmek   istiyordu. DurumuöğrenenSançar, bunaçokseviniyor,yaşadıklarının birdüş olmamasıiçin de;

 

“ Tanrım,  bana bu  mutluluğu  verdiğin  için,  sana  sonsuz  şükürler olsun” Diyordu.

 

Devresigün,birliktegeridönüyorlardı.Akkartalonahitaben:

 

- Sançar,Kara   Han'ı,seningibibir okçudan edişimizikarşılıksız oldu, sanmayasın.Zira, bunun için ilkseferde,  yanındasavaşmağa, söz verdik.Anlayacağın, şimdieliniçabuktutup,diğersilahlardada,  ustalaşman gerekecek.

 

-  Bu  dert  değil  hocam.  Yanınızda  olduktan  sonra,  gerekirse ölümebileseverekgiderim.

 

-  Biz  ölmeni değil,  hayatta  kalmanı  isteriz.  Bunun  için,  seni sertbirhazırlıkdönemibekliyor,haberinolsun.

 

-Heranhazırım buna  hocam.

 

-Ohaldevedalaşıp,hemenyolaçıkalım.

 

Böylecekağan  ve  oradakilereveda  edilip,  geri  dönmeküzere harekete geçmişlerdi.Ayamaçık,kırçiçeklerinden yayılanıtırlıhavayı teneffüsederek, durmadanilerliyorlardı.Dereboylarında,ovaveyaylalarda yolalıyor,kestirmedengidiyorlardı.Akkartalbu  yöreleri,biryerci (Kılavuz)kadariyitanıyordu.Düzlüklerdeılgarederken,engebeli yerlerde yavaşlıyor,konuşarak yol   alıyorlardı.

Kağan   Sançar’a güzel  de   bir    kıratı,    hediye    olarak    vermiş, genç ve bakımlı küheylan,  Karaşimşek  ile  yol gitmektenhiçşikayetçigörünmüyordu. İlkmolayı birormaneteğinde, küçükgölünkenarındaverdiklerinde, kuzeydoğuufkundayükselen, başıbulutluTengridağınızarzor  seçe  biliyorlardı.  Akkartal bunu Sançar’a   söylediğinde, çok   sevinmiş,   adeta, gözlerininiçigülmüştü. Atlardaninmiş,onlarısuiçip,birazotlanmaları için, çimenlikte  serbest bırakmışlardı.

 

Kendileriise,terkilerinde kiheybelerden, azıklarıindirmiş, kurutulmuş  etleriyiyor,tulumlarındankımıziçip,dinleniyorlardı.Bu sıradaduyulannalseslerindensonra,yakındangeçen biratlınındizgin kasıp,durduğunugörmüşlerdi.

 

Atlıonlarasesleniyordu:

 

-Hey!   Beğler!AdımMengücük,FerganaŞarındangelir,Koca

TuğrulDergâhınıararım.Bana, oraya gidenyolugösterebilirmiydiniz?

 

Bunu duyanSançar, önce şaşkın, sonra gülümseyerek,Akkartal'abakmıştı.Akkartal yolcuyadönerek:

 

-Biliriz bilmesine de,  orayagitmedekimaksadını da söylersen?

 

- BaşbuğumKülÇor'undanışmaisteğivar  da, onuileteceğim!

 

-Ya?Nehakkındadanışmakistiyormuşpeki,BaşbuğunuzKül

ÇorBeğ?

 

-  Beğim,  bırakın şimdi  benisorgulamayı da, şuyolutarifedin lütfen.İşimivediçünkü.

 

- Diyelim ki,orayıgösterdik ve gittin.Pekiama,ordakiminle danışacağınıbiliyormusun  Mengücük?

 

- Elbette,KocaTuğrulDergâhınınünlüpiriAkkartalBeğ ile!

 

- İyi o zaman, madem öyle,atındaninip,yanımızagelebilirsin artık.Çünkü aradığın o kişi, şu ankarşındadır.

 

-  Sakın  eğlenmeyesiniz   benimle   beyim?!

Cevap bu kez,  Sançar'dangeliyordu:

 

-  Hiç  kuşkun  olmasın  bire  Mengücük.  Karşında  gördüğün namlıAkkartal'ın,takendisidir, güvenebilirsin bana.


Şaşkın ulak,    duyduklarına   bir an çok sevinmekle    beraber,    halâkuşkulu, atından yere   atlamış, hayvanı yularındançekerekyaklaşıyordu.İki adımagelip, Akkartal'ıyakından, iyice  görmeden, atınıserbestbırakmamıştı. Akkartalonuayaktakarşılamış, sonrabirlikteyeşilçimene oturmuşlardı.

 

-  Açlığın  varsa,  buyur  birlikte yiyelim,  yoksa,  ne  sormak  istiyorsan,  sorabilirsin  Mengücük.

 

- Sağol   beyim,açlığımıbirazöncegidermiştim. Sualime, daha doğrusu,beyimiz KülÇor'un,bilmekistediğikonuyagelince;İslam, evet, Müslümanlık hakkında soracaktım.

 

-Ya,demeköyle?Pekiama,bununnesiyleilgileniyor, nebilmek istiyorkiKül Çor?

 

-Bu yabandini,bizeyaraşırmı,diyesorar,beyim.

 

- Busoruya cevap elbettevardır lakin,bunedenicapetti,önceonu söylesen.

 

-Anlayacağınız, Beyliğimizekomşu,Samanive   Araplardan bize,sıkça çağrılar gelir.Ya,onlarauyguncevap,veya,heransavaşahazır olmamızsözkonusudur beğim. Lakin,onlarakarşıkoymamız da çok zor görünüyor.

-Anlıyorum da, budurumu,  Kağanlığa bildirdinizmiydi?

-Evetama, onlardanhalenbircevapgelmişdeğilBeğim.

 

-İyi,ohaldebilesinki,Kağanımız Karahan’ın,  bukonuya verdiği önemigözle görüp,kulaklabizzatişitmişiz.Sizi  bu  sıkıntıdankurtaracakadımlar da çok sürmez, atılmaküzeredir.O,dinkonusundaki tavsiyemize gelince; kadimtörenizi terk etmemeniz      öneriyoruz. Çünkü, şu an ki durumlarınızı bilenler bakımından, o çağrıyı kabul etmeniz dahi, pek işe yarayacak değildir. Bilmem,anlatabiliyormuyum?

 

-Evet,anlıyorumhocam,sağolunuz.

 

-Ayrıca sizler,kağanları tarafından terkedilen,soyu,sopu,tarihi olmayan, sıradanbirgüruhdeğilsiniz ki,zorkarşısındaboyuneğip, başkalarıncadayatılanherşeyikabuledesiniz. Bunu da unutmayın.

 

-Doğrudurhocam,  ama,  karşımızdakiler hemzengin, hem  kalaba ve bize göre, ço  iyi   donatılmış, büyükordularıvar.Bütünbunlarasahipolabildiklerine göre,olaki,bağlıolduklarıdiniilkelerde, öylesine  doğrudur,diyedüşünenler, hiç az değilaramızda.

 

-Anlaşıldı.  Lakin,  bu  vaziyet  yakında  değişecektir.  Zira  Kara Han,   yer   taşımaz, büyükordusunu  hareketegeçirmeküzeredir.Biz dergahagidiyoruz, dilersen,birliktegelir,birkaçgünkonuğumuz olur, yoksahemen geri döner ve KülÇorBeğ'ebu durumları,  selamımızlasöylersin.

 

-Desturolursa,zaten öyleyapacaktımhocam?

 

-       Ohaldeyolunaçık,uğurunbololsunMengücük…

 

 

Nitekim, dergahavardıklarında, günbatmış,alacakaranlıkta  onlarıkarşılayanlar  içinde  Adsız  da  vardı.  Henüz  onbir yaşında   olmasına rağmen, çevik vegüçlüydü.Kopumu tıpkıbabasına benziyordu.Ayağındaderiçizmeleri,başındakarabörküileTardu'nun yanındadurmuş,atlılarınyaklaşmasınıizliyordu. Yanlarına gelince, atlardurup,hemen yanlarınakoşup,Karaşimşeğin yularını yakalamıştı. Akkartalonusevsede,pekbellietmiyor,başve omzunuokşamaklayetinirken,gülerek:

 

-Hey,dikkatet,Karaşimşek sakınburunlamasınseni!Diyordu.

 

-Yok, obeniburunlamaz, üstünebinmemebileses çıkartmıyor.İsterseniz,yarınbinerim de, gözünüzle  görürsünüz.

 

Akkartal,  Tardu  ve  yanındakilere,  Sançar'ı tanıştırmış  ve  hep birlikte   dergahagirmişlerdi.Koridorlar sessiz,öğrencilerazönce, yemekhanedençıkmış,etüt yapmakiçin,dershanelere girmişlerdi. Etrafta sadece,nöbetçilervardı.

Akkartal,kamUlutolga'nınözelodasına,arada birtozunualdırmakharicinde,dokundurmuyor, orayıolduğugibi, muhafaza ediyordu.Kendi   makam   odası   hemen   yanındaydı.   Tardu   ve Sançar’la  birlikteiçeri girmiş,  biraz  konuştuktan  sonra, çıkmışlardı.   Akkartal evine,  ailesinin   yanına   dönüp,   Sançar, Tardu'nun gösterdiğiodayayerleşmişti.

 

Kapı önünde,  kucağında  küçük  kızı  ile  bekleyen  Tangülü'nü gören  Akkartal,onlaragülümsemişvekızınıyanağındanöperek,içeri girmişlerdi.  Adsız  henüz  dönmemişti  ahırdan.  Seyislerin  yanında kalıp,  atlar  hakkındasorularsoruyor,bilgi  ve  görgüsünüartırmak istiyordu.   Akkartal   yol   giysilerini   çıkarırken,   Tangülü   eşine seslenerek:


-Acıkmış olmalısın Beğ.Tazeetsuyuilepilavvar.Sen kızınlaoyalan,bensofrayıkurayım.

 

-Acıkmadım,yoldamolavermiştik.Amasenhelegüzelimibana


ver.

 

 

 

Diyerek,  yünyatakserilipeykeyekızıyla  birlikteuzanmışlardı.


Henüzaltıncıbaharındaolan   kız,çokşirindi.Uzunbukleli,kumral saçları,  ela  gözleri,  etli  dudakları,tombul  yanakları  vardı.  Kolları narinvetenibeyazdı.Birdenbabasınasarılarak:

 

-Baba,benseniçoközledim!Diyordu.

 

-Ya,niçinpeki,çokolmadıkibengideli.

 

-Olsun,yinedeözledim.Bizibırakıp,artıkhiçgitmeemi.

 

-Yo,bunuisteme,yoksasenisevmem. Bilirsin,babaların uzaklarda herzamanönemliişleriolabilir.İsteselerbiledaima evlerindeoturamazlarkızım.

 

-Evetama…

 

-Tamam,bakşimdiAğa   beyindegelir,onunlabenyokken oynarsınız,olmazmı?

 

-Olur,amaobenimleoynamıyorki.Hepatlarınyanınaveya ötekiçocuklarlaoynamağagidiyor.

 

-Olsun,benonasöylerim,seniyalnızbırakmaz.

 

-Söylermisin?

 

-Tabiiki.

 

OnlarböylekonuşurkenTangülügelmiş,   yanlarınauzanmıştı. Teniçokgüzelkokuyordu.Başını   yastığa   koymuş,   gözlerievin ahşap   döşemesinde geziniyordu. Onunsessizliğinde birmânâ sezinleyenAkkartal,dönüpyanağınıokşayarak:

 

-  Ne  o  güzelim,  bu  gün  biraz  mahzun  gibisin.  Bir  şeye  mi üzüldünyoksa?

 

-Bilmemneden,sankibirhabergetireceksingibimegeldi..

 

-Nasılbirhaber?Evet,evetSungur'dan,baban gilden,  değilmi?

 

-Evet,başkakimimvarhaberbekleyecek?


-Haklısın,amasebebibiliyorsun. Onlaragidecekolsam,günler sürer.Böylesabahgidip,akşamdönemezdim,bilirsin.

 

-Haklısınhayatım.Ötükençokuzak.

 

-  Amasen  yine  deüzülme,yarınbirulaksalar,sanahaber getirtirimoradan,olmazmı?

 

-Sahi,yaparmısınbunu  Beğ?

 

-A,odasözmü,yaparım tabi.Çocuklarolmasaydı, seni bizzat, oraya  götürmekisterdim.

 

- Evet,  çok  iyi  olurdu ama,  çocuklar  uzun  yol  için  henüz küçük.Sungurdayılarınıdaçoközlemişler.Değilmikızım?

 

-Evetbaba,Sungurdayımnedengelmiyorartıkbize?

-Kızım,dayınınişlerivar.Amagelecekmiş,senmeraketme. OnlarböylekonuşurkenAdsızdagelmiş,annesinin önüne koyduğu yemekten  yiyerek,  yatmıştı.  Sabah  erken  kalkacağını  söylüyordu. ÇocuklaruykuyageçtiktensonraAkkartalTangülü'ye:

 

- Bakgüzelim,evdeşim,olurki,yakındabirhabergelir,uzunyola gitmemgerekir,sakınmerakedip,üzülmeyesinemi?

 

-YoksayinebiryeregitmeğeminiyetlisinBeğ?

 

-Kağanınbaşısıkıntılı. Bunuheranbeklemek lazım.Bizi de çağırabilirler.

 

-Savaşmıolacakyoksa?

 

-Olabilir.

 

-Fakat,seninlegidensavaşçılaroradakalmadımı?

 

-Doğru,amabelkibizedegörevdüşer.

 

Böylecekonuşarak,uyumuşlardı. Sabahgüneşininilkışıklarıyla uyananAkkartal,kahvaltıyıdergahyemekhanesinde,diğerhocalarve Sançar’layapmıştı. Sonrabirlikteçıkıp,sabahidmanını yönetmişti. Öğrencilerçokiyidurumdaydı.Pusatlı,pusatsızvuruşmalarda, atlı talimlerde  mahir  ve  yorulmaknedir  bilmiyorlardı.Kağandanemir gelse,şuanda,ikiyüzkişilikbir  bölükçıkarmak mümkündü.Sançar daha ilkakşam,kılıç derslerinebaşlamış,Tarduonunnekadaristekve yetenekliolduğunuanlatıyordu.


Dergahtahayatbuminvalüzereyürürken,Ötüken'e,haberalmak içingidenulak,doludizginyoldaydı.İlkkonakladığı yerAksu,sonra Kuçay’dı. ÖnündeKaraşar,BeşbalıkşarlarıvezorluAltaydağları vardı.  Karaşar’da  verdiği  molada,  yemek  ve  biraz  dinlenmek  için girdiğihanda,gelenhancıyamağınayemekısmarlarken,yantarafta birmasadaoturan,dörtkişivebaşlarında,ayaktaduranarasındageçen birtartışmavardı.Uzunsakallı,başısarıklı,yaşlıcaBezirgan, hemen karşısındadurmuş, onu süzen,incebıyıklı,belikılıçlıgençadamahitaben:

 

-  Beğ,bu    iddiaların    aslı    yok,    kulaktandolma,    yanlış şeylerdir  bunlar. Türk kağanınınakrabasına atılan bir  iftiradan   başka anlamaları  da  yok.  Horasan  diyarından  şimdigeliyorum, oradabu söylediklerinizidoğrulayanbirkişibileçıkmaz.

 

-Kağanımız, bazıyakınlarının Müslümanolup,Samanîlerve Araphalifesiileilişki   içinde   olduklarını   zaten   biliyor.   İnkara mahal  yoktur  Bezirgan.  Siz,  ipek  yolutacirlerininonlaraçoktandır, bilgitaşıdığınızdan dahaberdarızdır.

 

-Beğ,bizim Müslümanolmamız,sizikuşkulandırıp, butüriddialarda bulunmanıza dayanakolabiliyor,amasiziteminederimki,bubizim içindoğrudeğildir.

 

-Sus,suskaraBezirgân,yoksulgençlereverdiğiniz ziyafetve hediyelerle onlarıkendinizeçekip,sonra da,kağanınakrabalarından bahsederek,onlarınbile sizdenolduğunusöyleyip,böylece, saf ve bilgisiz gençlerin  aklını  çeliyorsunuz. O nedenle size,  fazla  vakit     kaybetmeden, ülkenizedönmenizitavsiyeederim.

 

-Buyargıyanasılvardığınızı anlayamadım  Beğ. Şuüçgenç banabazı sorular sordu,bendebildiğim kadarıilecevapverdim onlara,hepsibu kadar.

 

-Buistisnadeğilkuşkusuz.Hemdedikleriniz, doğrubiledeğil. Onlara,dininizegeçerlerse,birandazenginolacaklarmış gibi konuşuyor, bolkesedenvaatlerdebulunuyordunuz.

 

-Bana,buralardaçalışarak,sadecekarınlarını doyurduklarını söyleyip,dahaiyinasılparakazanabileceklerinisordular,bende cevapverdim Beğ.Yanlışyaptımgaliba.Amasöylediğimişimkanı gerçektir.Bizimoralardaçalışarak,zenginolmasalarbile,heray


alacakları  maaşla  şimdiki  durumlarından  birkaç  misli  daha  iyi yaşayabileceklerikesindir.

 

- Bu,askermaaşıolacakdeğilmi?Yani, birtürköleücreti alacaklar.

 

- Bizde,askerleköleaynışeydeğildir   beyim.ŞahHanedanı,ayrı kavimdenmuhafızlara işveriyor,zira,içmeselelerdolayısıylakendi kavmindengelenlerden kuşkuduyarlar.   Onun   için de,   Hint'ten, Yemendenaskergetirtirler.Neden, buradan da gidenolmasınderim?

 

- Güldürme insanıBezirgan,aramızın onlarlagerginolduğumalum. Kendibudunlarına karşısavaşmakzorundakalmayacaklarını, gerekirse, onları kalkanveyarehineolarak,bizekarşıönesürmeyeceklerini kimtemin edebilir bana?

 

-!?

 

-Hadi,şimdikalk ve  git.HerİlteberKolcusu, sana böyledavranmaz. Unutma,tacirdokunulmazlığınız,buyaptığınızsuçuörtemez.

 

-SağolBeğ,birdahakimseylekonuşmam,söz.

 

-  Hadigençler,siz  de  artık işlerinizinbaşına.Unutmayın,nalbant çıraklığındankazanacağınız para,azbileolsa,bu,yabanelde kazanacağınızdan çok daha  iyidir.

 

 

 

Bezirgansuspus,dışarıçıkmış,avludabekleyenadamları ve develeriilegeldikleriyönehareketetmişlerdi.Tutumundan ötürü İlteberkolcusunatakdirlegülümseyen Küntegin,dışarıçıkıp,atına binerek,Ötükenyönünesürüyordu. Atınımahmuzlayan ulak,tozlu yollardatokurdayan nalsesleriyleAltayeteklerinekadar,mola vermedengitmişti.Altuniçimenlerin örttüğüAltayyamaçlarından birinde,dizginkastığında,güneşinbatmasınaikimızrakboyukalmıştı. Burada,duldabiryerbulup,koşumlarını indirdiği atınıserbest bırakmışveeğeriyastıkederek,yatmıştı. Birsüresonra,uyandığında, etraftaayışığısütlimandı. Kalkıp,atınınkoşumlarınıvurduvekutup yıldızınabakarak,Ötükenyolunasürdü…

 

 

 

 

 

 

KALMUKOĞLU

Busırada,hudutlara gidenaraştırmabirliğineKocaTuğrul Dergahı’nda  yetişme  yüzbaşı  Kalmukoğlu  komuta  ediyordu.  On kişilikbiriminasılgörevi,düşmanhareketlerini gözetleyip,ordu harekatabaşladığında kılavuzluketmekti.SarıTürgişlerdiyarında,dar birgeçitteyolalıyorlardı.Taşkentyakınlarında, Sırderyaboylarında karşılarınabir  mangaçeriçıkmıştı.Bunlar,başbuğlarıSuluÇor’u öldüren,KomutanKülÇor'abağlıydılar. Oklarınıonlaradoğrultarak, durdurmuşlardı. Onları,KaraTürgişönderiTumoça'nınadamları sanmışlardı.Kalmukoğluveekibi,tacirkıyafetlerine bürünmüş, yanlarındakılıç,hançerveyayvardı.

 

KülÇor’unaskerlerinekomutaedenkarabörklü,gürsesle;

 

-Durun!Sakınpusatadavranmayın, yoksahedefimiz olursunuz…Şimdisöyleyinbakalım,kimsiniz,buralardaişiniznedir?

 

CevapKalmukoğlu'dangelmişti:

 

-BiztacirizÇeribaşı,yanlışanlamayın. Turfan,Karaşar diyarındangelir,Harezmcivarınagideriz.

 

-İyide,kervanınızyok,böylenealır,nesatarsınızki?

 

-Bizim   görevimiz,   oralarda   ne   alıp,   ne   satabileceğimizi araştırmaktır.Kervanlarımız, oradansalacağımızhaberdensonra,yola çıkarlar.

 

-Konuştuğunuz durulehçe,tacirdenbaşkabirgöreviniz olduğunudüşündürüyor. Tumoça'nınadamıolmadığınızbundanbelli. Bizimiçinönemliolan da,zatenbuydu.

 

-Bizdeneminolabilirsiniz komutan.BizKaraHan'ıntebaasıyız veodediğinizkişiilebirbağımızyok.

 

-Bizegelince,Emevileri,Semerkant'tayenen,BaşbuğKül Çor’unemrindeyiz. İzinverinde,sizibaşkabirtehlikeyekarşı uyaralım.Araplarınmüttefikleri,Samaniçerilerineyakalanmanız hiçiyi olmaz!

 

-Bizebirşeyolmaz,meraketmeyin.Yakındamıdırbunlar?

 

-Küçük   birlikler   halinde,   şu   karşı   dağların   eteklerinde dolaşır,gelip,geçenisorgudangeçirmeden de,salmazlar.

 

-Ticareterbabıolduğumuzuöğrenmelerininbiryararıolmaz

mı?


-Esasenolmalı,amaonların ne yapacakları hiç belli olmaz. Çünkü,    keyfidavranabilir, ilkdefa rastladıklarına  da, hiçiyigözlebakmazlar,haberinizolsun.Sizeönce, kendi dinlerinden bahseder, bunukabuletmeniziisterler.Sakın ha,olmaz demeyesiniz,zirabunu hakaretsayıp,herkötülüğüederler.

 

-Anlaşıldı.Uyarıiçinsağolun!

 

-Tamam,yolunuzaçıkolsun!

 

AtınıkarşıdağlarayöneltenKalmukoğlu, yükseksesle haykırarak:

 

-  Deh!  Haydin  yoldaşlarım,ya  devlet  başa,  ya  kuzgun  leşe. Bahtımızdanevarsa, o gelir başa…

 

Böyleceyolakoyulmuşlardı. Neyemalolursaolsun,şanslarını deneyeceklerdi. Yoldakalabalıkgörünüp,yersizdikkatçekmektense, ikibirimeayrılmayakararvermiş,birbirlerini gözdenkaybetmeyecek kadar,arayıaçmışlardı. Karşıdağlarıneteklerineulaşmakiçin,yarım güngerekmişti.Kalmukoğlu'nunbaşıçektiğibirlik,dağıneteğindebir değirmeninyanındadurmuştu.Sonraçerilerindenbirinehitaben:

 

-Tumrul, bizşupınarınbaşındamolaverirken,sendeğirmende kimvar, birbak ve gel.Belki,müşterimizolacakbirinerastlarsın.

 

-Tamam,şimdigelirim.

 

Atınıonlarınyanında bırakanTumrul, koşaradımdeğirmen kapısına  yönelmişti.  Etrafta  bol  miktarda  kavak  ağacı  bulunup, bunlarınyüksekdallarıötüşenkargalarladoluydu.Duvarlarıtaş,çatısı dermeçatmadeğirmenin genişvekalınağaçtankapısıaçıktı.Arka tarafındayüksekdeğirmenoluğundan uğultuyla akansu,değirmenin dibektaşınıdöndürüyordu. İçeriadımattığında,  karanlıktankimseyi göremeyip,şaşırmıştı.   Fakat   azsonrakaranlığaalışangözleri,bir köşedekılçuvallaraundoldurandeğirmenciyiseçmiş,o  dazaten yanınageliyordu.

 

-Buyurarkadaş,birşeymiistemiştin?

 

-  Selamdeğirmenci,ben  ve  dışarıdaki    arkadaşlarımtaciriz, buralarıpekbilmeyiz,yolsormakiçinuğramıştım.

 

-Öylemi,pekinealır-satarsınız?


-Hemenherihtiyaca,cevapverecekmalistiflerimiz olup, buralaraözgü,neolsaalırız.Lakinkervanlarımız daha sonragelecek.Biz etrafı soruşturmayageldik.

 

-Taşın    gürültüsünden    sözlerini    zor    işitiyorum,    istersen, dışarı  çıkıp,  öylekonuşalım.

 

-Hakkınvar,aynışeyiönerecektim.

 

Böyleceüstübaşıunlanmış,ortayaşlıdeğirmenci ilegençirisi Tumrul  değirmendışına  çıkmış,  orada  tahta  bir  kanepeye oturmuşlardı.

 

-Neredengelip,netarafagidecektiniz?

 

- Şu  ilerde,  su  başında  konaklayan  yoldaşlarım  ile  Urumçi diyarından     geliriz.  Ticari  erzak  ambarlarımız  Turfan  şehrinde bulunur.  Babalarımız,  amcalarımız  büyük  kervanlar  koşar,  acunun dörtbiryanına,Çin’e,Hin’de,Yemen’e, ticarete, alışverişe giderler.

 

-Anlaşıldı. Bizimburalardakutmu,kumaş,ipek,baharat,deri eşyalarçokaranır.Bunlardangetirirsenizmuhakkaksatarsınız.

 

-Öylemi,sağol.

 

-Değirmencibaşı,istersenbuyur,seniarkadaşlarıma da tanıtayım,dilersen,birazkımız da  içerizbirlikte.

 

-Kımız   dediğiniz  içeceğin  mayalı  olduğunu,   adamı esrittiğini söylerle, doğru mudur  bu?

 

-Doğrudur.Neden sordun,birsakıncasımıvardıbunun?

 

-Evet,bizMüslüman’ız,dinimizbutürmeşrubatıiçmektenmen ederbizi.

 

-Anlıyorum.Ohaldeazığımızdan, kurutulmuşgeyiketi,çavdar ekmeğiyer,soğuksuiçersin.Buyurgidelim.

 

Bunaitirazetmeyendeğirmenci ileTumrul,ötekilerinyanına gelmiş,çimenlerinüzerineoturmuşlardı.Busıradaaçılanheybelerden çıkarılanyiyecekler, buişiçinkullanılanketenbiryaygının üzerinedizilmişlerdi.Sutulumlarını tazesuiledoldurmuş,isteyensu, isteyenkımıziçereksohbetediyorlardı.

 

Busırada,onbaşıKoray'ınyönetiminde olanötekigurup,biraz ilerde,ikikoyunçobanıylatanışmış,benzeribirsohbetebaşlamışlardı.


Sürülerinidörtehilköpeğe emanet etmişolançobanlar,derekıyısında konaklayanbeşatlınınyanınagelmişlerdi.

 

Daha    ilk    görüşte,    bir    birlerinin    Fars    asıllı    olmayıp, Turani    olduklarınıanlamışlardı. KaraTürgişboyunamensupolan çobanlar,Samanidevletine bağlıbüyükbirtoprakağasınınemrine girmişlerdi.Akıllıçobanköpeklerinide,kendilerigetirmişlerdi. Uzun zamandır,ağızlarınakoymadıkları kımızı,özlemişlerdi.

OnbaşıKoray, adıSeçegenolan,uzunboyluçobana:

 

-Buralardadurumnedir,Samanîlersizingibilerenasıldavranır

Seçegen?

 

-Bizekarışanolmaz.Bizimsahipçoknüfuzlu biradam.İşimizi iyiyaptığımızıbildiğiiçin,kimseyidokundurtmazbize.

 

-Müslümanolmanızkonusunda,siziserbestmibıraktılaryani?

 

-Teklifettiler ama,hemenkabuletmemiziçin ısrarlı olmadılar.DeğilmiSergüderyoldaş?

 

-Doğru,bukonudakararı,bizebıraktılar. Heradımdabizi gözetleyecek halleriyokturzaten.Amaşehirlerdeyaşayan soydaşlarımızın durumufarklı.Onlarıtakipetmelerimümkün.Çoğu sanatkar,  esnaf  ve  ticaretle  uğraşır.  Müslüman  olmayanlardançok vergialınır.Sahi,sizleributaraflara getirensebepnedir,yoksaişmi aramaktasınızkendinize?

 

- Öyle  sayılır,  bu  tarafın    beyleri  bize  de  iyi  iş  verseler, çalışırdıkama,    asıl  görevimizticaretkervanlarımızapazarbulup, geriye haberiletmektir.

 

-İşittiğimize göre,TuranKağanı,KaraHan,Samanişahınadiş bilerimiş.Belkisavaşçıkarbuyakınlarda,ha?

 

-Bilgimizyok buhususta,amaolmazolmaz.Buhabersizenasıl ulaştıki?

 

-Bizimsahibinkonağındaçalındıkulağıma.Hatırlıbirkişidir ya,  şahınadamları sıkuğrarkonağa,son olarak ondan,nekadaraskervereceğini soruyorlardı.

 

-Şahınyeterliaskerimi yokmuş?


-Vardırzahir,amatamsayısınıbilemiyorum.Belkiyetmez,diye düşünür.Karahan’dançekindikleribelli.Olabildiğince çokasker toplamakistiyorlar.

 

-Bunlarınordumerkezlerinerede,çokuzakmıdırburalara?

 

-Eh,üç-beşgünlükyol.Çokyakınsayılmazat üstünde,değilmi? Merv,Horasan,Kirmandolayındaolduklarınıduymuştum.

 

Bu  sırada  öteki birlik  kalkmış,  değirmenciye  veda  ederek, atlara   binmişlerdi. OnlarıgörenKorayveadamlarıda,çoban ırkdaşlarıyla,  tekrar  görüşmek  ümidiyle  ayrılmışlardı.  Onlar  biraz arayıaçınca,yalnızkalançobanlar,  aralarındaşöylekonuşuyordu:

 

-Sergüder yoldaş,banakalırsabunlarbirercengaverveKara Han'ınçerileridir.Bak,gördünmü,beşyüzadımilerdedeatlılarvar. Hepsiaynıamaçiçindolaşmaktalar.Haksızmıyım?

 

-Bencedeöylegörünüyor.Bizimkilerbuişleriiyibilir.Öncebir kolaçanedip,etrafıgözdengeçirir,yerleritanırlarvesonradacenk içinordulargelir.

 

-Amanağzınısıkıtutvekimseyebahsetmesakınyoldaş.

 

-İkazanehacet?Bizçağandeğilizherhal.Aksiniyapacak ve etrafadahaçokkulakasacağım. Olurya,bakarsınyinekarşılaşırız onlarla.

 

-Haklısın,kusurakalma,bendeöyledüşünüyorum.

 

Busıradabizimkileratlarınımahmuzlamışvebirormaneteğinde öndekilereyetişmişlerdi. Atlaryanyanagiderken,Korayve Kalmukoğlukonuşuyordu:

 

- Soydaşımış  çobanların    dediğine    göre,    Şah'ın    Ordusu toplanmakta    olup,karargahları MervveyaHorasancivarındaymış. Orayıkolaçanetmeğenedersin?

 

-Evet,bugörevisenintakıma   veriyorum. Orayaulaşıp, topladığınız  bilgileri, ilk fırsattaBaşbuğBazırarslan'a ulaştırırveTanrıdilerde, Demirkapı'yadönerseniz,yenidenbirarayageliriz.

 

-TamamKalmukoğlu. Haydiyoldaşlar,topuklayınatları, önümüzdeenazüçgünlükyolumuzvar!

 

-Gülegülekoçlarım,kutunuzbololsun!


-SağolYüzbaşım,sizinde!

 

Böyleceuzlaşıp,ayrılmışlardı. Onlargüneybatıya,Kalmukoğlu veyanındakilerTaşkent'edoğruyönelmişlerdi. Kenteyarımgünlük yoldakarşılarınaçıkanbirkervandan, oradaolanbitenlerhakkında aldıklarıbilgiyegöre;BaşbuğKülÇor'unhakimiyetindeydi bukent. DüşmanıolanTumoçayanlılarına karşı,mücadeleediyordu. Kalmukoğlu  ve  adamları  gelerek  bir  hana  yerleşmişlerdi.Taşkent büyükvemamurbirşardı.Bütünbinalartaştanyapılmıştı. Yüzbaşı dahaziyadehandakalıp,yenigelenlere dikkatederken, ötekilerteker tekerhandançıkıyor,akşamadeğinkentte  dolaşıyor,akşamolup, handabuluştuklarında herkesizlenimleriniaktarıyordu.Toplanan bilgileregöre;halkınbüyükçoğunluğu, zuhuredenbudurumdan rahatsızdı.Kentegelenbezirganların faaliyetleri,gençlerarasında ayrışmaya  yol  açıyordu.  Bu  durum  bir  süre  daha  devam  eder, müdahaleolmazsa,Müslümanlık yoluileSamaniegemenliğine girmeleribeklenirdi.

 

Birgün,hanagirenbirmangaçeri,içerdeyakaladıkları bir Persliyialıp,götürmüşlerdi. BukişiKaraTürgişlerhesabınahaber taşıyanbirSamanitüccarıydı.OnlarıizleyenKalmukoğlu,Başbuğ Kül Çor'unmalikanesineulaşmışvekendisinitanıtarak,huzurunaçıkmıştı. Konuşacaklarının mahremiyetinisebepgösterip,Başbuğlayalnız görüşüyordu. Karayağız,yanağındaderincebirkılıçyarasıgöze çarpan,keskinbakışlı,genişomuzlubiryiğitolanKülÇor:

 

-Buadamlarbizimiçinbüyüktehlike.İkazlarımızıhiçesayıp, dinipropagandayapmalarıyetmiyormuş gibi,birde,düşmanlarımıza habertaşıyorlarYüzbaşım. Onudeşifreedenadamınız,iyiişgördü, müteşekkiriz.

 

-RicaederimBaşbuğum, bugibiişlerbizimasligörevimizden sayılır.

 

-Buralardabulunuşgayenizisormayacağım, amaşundanemin olunuz ki,bizherzamanuluKağan,KaraHan'ınyanındayeralır,bu civardatümolupbitenlerdende,haberuçururuz kendisine.

 

-EksikolmayınBaşbuğum.

 

Kalmukoğlu veadamlarıbugörüşmeden sonraTaşkent'ten ayrılmış,Demirkapıyolunututmuşlardı.Üçgünsonraötekigrup


gelmiş,buluşmuşlardı.Lakinaralarındabireksikvardı.Timkomutanı

Tumrulbunuşöyleaçıklıyordu:

 

-Çerilerimizden Kutur'u,herihtimalekarşıoradabıraktık.Bir tüccarınyanındaçalışacakveenuygunzamanda, bizeyeniden katılacaktır.

 

ButedbiriyerindegörenYüzbaşı, onlarıkutlamış,birsüre dinlendiktensonra,toplananbilgileriyerineulaştırmaküzereOnbaşı ileBatıradlıçerisiyolaçıkmışlardı. DemirkapıileKaraOrduarasında doludizginat  koşturup,Narinırmağınaulaştıklarında,   bir   köprü başında,  onları  bekleyen  bir  tehlikeden  habersizlerdi.  Kara Türgişler'ebağlıbirbölükçeri,onlarıfarketmiş,siperdebekliyorlardı. Nihayet,okmenzilinegirdiklerinde, onlarıtutsaketmişveBaşbuğları Tumoça'nınyanınagötürmüşlerdi. Tumoça düşmanlarınındiyarından gelişlerinikuşkuilekarşılayarak, kötümuameleetmekistemiş,fakat asılgörevleriniöğrendiğinde, özürdileyip,serbestbırakmakla kalmamış,kağanabağlılığınıniletilmesiricasındabulunmuştu. Taze bilgilerinulaşmasından sonra,harekete geçen ordu,IşıkGölyakınlarında toplanırken, kağanın  büyük  oğlu  Bazırarslan,  Koca  Tuğrul  Dergahına  bizzat gitmişti. Akkartalonu   kabuletmiş,   makamında   görüşmüşlerdi. Başından   çelik      tolgasını   çıkarıp,   önünde   ki   masaya   koyan Bazırarslan:

 

-SayınHocam,birliklerimiz dörtbiryandansökünetmiş,ordu batıyahareketetmekiçintoplanıyor.Kağanbabam,birdiyeceğiniz varmı,diye,sormakiçinbenigönderdi.

 

-Orduya   iştirakimizisteniyorsa,öncedenvaatettiğimizgibi, buna hazırızTiginim..

 

-Hayır,   bizzatkatılmanızyönündebirtalebimizyok.Lakin, mahirtalebelerinizden oluşanbirbölüğün,çokyararlıolacağınada kuşkumuzyok.

 

BununüzerineTardu'yuçağıranAkkartal, gönüllülük esasına bağlı   olarak,yetişkintalebelerdenyüzkişilikbirbölükkuşandırıp, onunkomutasındaorduyakatılmakiçingönderiyordu. Bundan ziyadesiylememnunolanKağan,ikigünsonrahareketemrivermişti.

 

Tarduveyiğitlerikağanınhassaaskerleriyle birlikte,merkezde yeralacaklardı.KanatlardanbirindeBazırarslan,diğerindeküçük oğlu


Oğulcak,Tümenbaşlarıolarak,bulunacaklardı.Kırkbinkişidenoluşan bumuazzam orduya,yarısıkadarda,yollardakatılımolacaktı.Üç koldanyolaçıkanöncübirlikler,herbirisavaşdeneyimi olan askerler   ve   biner   kişiden   müteşekkildiler.   Geçtikleri   yerlerde katılımlaroluyor,sayıgiderekartıyordu. Üzerlerinegelmekteolan devasa Turanordusunu haberalanŞahı,büyükbirkorkusarmıştı. Bütün  müttefiklerindenasker    istemiş,  en    büyük  katılımı  Emevi Araplarından görmüştü.ÇünküAsya’danüfuzsahibiolmakveİslamı yaymakiçin,Türklerimutlakaitaataltınaalmakistiyorlardı.

 

Giderekbüyüyen ve devasa  birçığadönüşenTuranordusuönünde,durabilecek bir güç   yoktu.Ortalığıtutanbüyükuğultuvesarsıntı, kenttedeprem yaratmışgibiydi. Tamamen atlıbirliklerdenoluşantümenlerinnal sesleri,   giderek   yaklaşıyordu.   Ne   oluyor?   Diyerek,   heyecanla evlerinden boşalanlarınarasında,hanavlusunda atbinenKalmukoğlu veçerileridevardı.Orduyakatılmakiçinhemenhareketetmişlerdi.

 

Busırada,ŞahordusunumeydanagetirenSamaniaskerleri, Herat yakınlarındakonaklamış, casusveulaklardanyeniistihbarat ulaşıyordu.Verilen  bilgiler  ürkütücüydü.Kara  Han  sandıklarından baskınçıkmış,dehşetengiz birorduylaüzerlerinegeliyordu.Birçare bulunmazsa, çarpışmakaçınılmazolacaktı.Belkibiryararsağlar ümidiyle,seçkinadamlarından Mansur'uçağıranŞah,Kağanabarış elçisigöndermekitiyordu.Mansur, kırkyaşlarında,iri  yarı,    bilgebir adamdı.Şahonahitaben:

 

-TuranKağanını,neolursaolsun,savaşmamaya iknaetmen gerekiyorMansur.Eğerbunubirazertelemeği başarırsakçokiyi olacaktır. Şuan,saldırışevkinibulmuşolandüşmanın,hevesi kursağındakalırsa,gelecekseferebir  şeylerikalmayacakve  onun vaktinibiztayinedeceğiz.

 

-Şahım,bunubaşarabilsektabiiçokiyiolurdu,amaKağanı bunaiknaedebilmemiz çokzor.Hem,bunumüzakereiçinkarşıma kiminçıkacağıbilebellideğil.

 

-Hakkınvar.Ama,bizsanagüveniyoruz.KaraHanıiknaetmek içingerekenneyse,onuyap.

 

KaraHanınhuzurunaancak birgünsonraalınanSamanielçileri, vurgulubirdiplomatsaygısıylaotağagirmişlerdi. KaraHanonları ciddibakışlarlasüzerken:


-  Sizi  dinliyorum.  Deyin  bakalımimdi,  Pers  Şahının  bizden istediğineymiş?

 

-UluKağan,Şahımız'ınsamimisaygıvesalamlarınıöncelikle arzetmekisteriz.Kendileri,belkisandığınızgibi,   tekbirBudunun hükümdarı olmayıp,Müslümanolanbütüntebaasını,aynışekilde gözetmekte,bütünhalkınşerefvemutluluğunusağlamakiçin, büyükçaba sarf  etmektedir.  Turan  ulu  Kağanı  ile  savaş  değil,  barış  içinde yaşamakistediğinibildiriyorlar.

 

-Şahınız, bunuönermek içinbirazgeçkalmadımıElçibaşı? N-Bilir misin, nicezamandırbeklerdikbizbuçağrıyı?

 

-UluKağan,takdirsizindiryine,amaçarpışma olursa,yokyere, yüzlerceçerizayiatıolacakordularımızın. Bunahiçlüzumyoktur. Aramızda  sürmüş  olan  ihtilaftan  ne  zararınız  olduysa,  söyleyin, karşılıködeyelim.Olmazmı?

 

-Hahhah,haa!

 

-Sözlerimiz, UluKağanınhoşunagittigaliba?

 

-Evet,hemdeçokElçibaşı.Bizenezararverebildiğinizi tam ölçebilmekiçin,bunukendiağzımızdanduymakistemenizçokkomik. Butalebinkarşılığı,benimnezdimdetekvebu,savaştır.Bizekim, en ufak birzararverebilirki,sonratazmindeedebilsin?Bunemümkün Elçi başı?

 

-UluKağan,bizsizenasılzararvermişolabiliriz, yokböylebir şeyelbet,lakin,burayakadargelmeniz,zahmetlerinize karşılıkolsun isteriz,hepsibu.

 

-Elçi  başı,  bize  tabi  oluşunuzungerektirdiği  haracın  tutarını önce   siz   teklifedecek,sonrabizdenonaybekleyeceksiniz.Bunda anlaşamaz veyaanlaşır,sonrateslimdekusuredersenizelimden kurtuluşunuzyok,bilesiniz!

 

-Tamam,kabulümüzdürulukağan,çoksağolunuz,sizçokiyi birKağansınız…

 

 

 

ANTLAŞMAĞ

 

Bunun  üzerine  Samanilerdenyıllık  vergi  olarak,  her  yıl  400 deve,10binsığır,500at,300binaltın,ipek,kumaşalmakkaydıyla


barışanlaşmasıyapılıp,ordugeriçekilmişti. KağanveBudun arasındakiganimetüleşmesiadil  olmuş,öncesinekıyaslaherkesin durumudüzelmişti. Buvaziyetvesağlananistikrar,birkaçyılböyle sürmüş, fakattalihsizbirolaysonucu, sürekavındaatındandüşen Kağan,hayatınıkaybetmiş,ülkederinbirüzüntüve  yasabürünmüştü. KaraHanınölümüüzerindençokgeçmeden, Doğununveaynı zamandabütünülkeninHakanıolarak tahta,Bazırarslan geçmiş, kardeşiOğulcak Han,ortakkağansıfatınıtaşımakla  beraber,hükmü sadece   batıda geçecekti.   Öncekabulgörenbupaylaşım,   çok sürmedenkardeşlerarasında,gizlibirrekabetidoğuracaktı.Çünkü, batıhükümdarıolanOğulcakHan,doğuHakanlığına bağımlıkalmak istemiyordu.

 

Busırada, Samanîlerarasındada,tahtkavgasıbaşlamış,onlardan alınan  vergiler  bu  nedenle  sekteye  uğruyordu.  Bu  arada  çıkan ihtilaftandolayı,zordurumadüşen,Şahıntorunlarından PrensŞirzat, eşiveikiçocuğuileOğulcak'asığınmışlardı.

 

OğulcakHan,hemenbütünsiyasî,idarikonularla olduğugibi, onlarlailgilenmegörevinide,yetenekliyeğen,SatukBuğra'yavermişti. Şahvarislerinden gelenvergilerideyönetenSatukBuğra,bunun çoğunu   kendi   hazinelerine   aktarıyor,   az   bir   miktarını ise,   doğu Hakanlığına gönderiyordu. PrensŞirzat,ülkesindekikavgadangalip çıkmakiçinçarelerdüşünüyor, benzeribirihtirasınısezinlediğiSatuk Buğraileanlaşabileceğini düşünüyordu.Birbirlerindenyararlanmak durumunda olduklarınıfarkedenbuikiprens,sıkçabuluşup,türlü planlaryapıyorlardı. Günlerdenbirgün,SatukBuğraveŞirzat, OğulcakHantarafındanTalasırmağıkenarınayaptırılmış olan görkemlisarayınverandasında oturmuş,hemgüzelmanzarayı seyrediyor,hemkonuşuyorla

4
0
0
Yorum Yaz