Tanrı Dağlı Akkartal 4. Bölüm; KANLI BORDA VURUŞMASI

2014-07-29 08:19:00

 

KANLIBORDAVURUŞMASI

 

 

 

Akkartal'ın  düşünce  ve  konuya  dair  çözümlemeleri  hemen hemenaynıydı.Bubaşarının kendiulusunadamüyesserolmasıbaş temennisiydi. Buminvalüzeredevamedendenizyolculuğu,günler sonra,   Muhankodaro   limanına   ulaşılmasıyla   yeni   bir   safhaya erişiyordu. Limanaçokazbirmesafekalmıştı.Buradademiratılıp, hazinepaylaşıldıktan sonra,herkeskendiyolunagitmeküzereveda edilecekti.   Liman   olağanüstü   hareketliydi.   Rıhtımda   kaynaşan insanlar,demirligemilerekaçargibidoluşuyor, erzakyüklüyorve bunlarhemendenizeaçılıyorlardı.

 

Gemiden rıhtımageçenkaptanveMirza,kısabirkolaçandan sonragelmişlerdi. Bulimandahemenherırkvesoydaninsana rastlamakmümkünolduğuiçin,dünyanınheryeriyle ilgilidoğruveya yanlışhaberleralmakmümkündü.

 

Dediklerine   göre;   buralarda   ortalık   çok   karışıktı.   Hatta yakınlardasavaşdahibekleniyordu. Akkartaliçin,Ötüken'denbile haberlervardı;Dediklerine göreKağanMoyen   Çor   Çin’eakına çıkmış.KuzeyliKarluklar ileBasra'yıelanelindetutanEmeviler, Çin ordularınakarşıTalas’taittifakettikleriiçin,aralarındaki     ilişkiler epey   zamandır iyiseyredip,   halktan   kimileriMüslümanlığa  dahi geçiyorlarmış.   Karluklar   bir    Oğuz   boyuydu.Ulu    kağanlıktan kısmenbağımsızolanbuboy,doğalsınırlarınayakınolmasınedeniyle güneyvegüneydoğudan gelenArap-Çinbaskısınakarşıdurmakve gerekirseheransavaşmakzorundaydı. Gemigüvertesinde bunlar konuşulup,sıraZungohazinesininpaylaşımınagelmişti.

 

BunailişkinKaptan:

 

-Arkadaşlar,hazinedenpayistemiyorum.İstediğim, bugeminin batangemimekarşılıkolarakbanabırakılmasıdır.

 

Tambusırada,panikvedehşetleiçeridalanbirtayfa:


-Kaptan,kaptanbaşımızdertte!Üçgemitarafından sarılmış durumdayız! Diyebağırmış,bununüzerineherkesyalınkılıçdışarı fırlamıştı.

 

Gerçekten,  içisilahlıaskerledoluüç  çektiri, kalyonuablukaya almışlardı.   Tehlikeli   biçimde   yaklaşan   çektiriler,   ok   menziline girilince,gizlendikleri yerdençıkangeriliyaylar,bordayıanive amansızbirokyağmurunatutmuşlardı.Busıradabordadaolanlar gafilavlanmış,kalanlarsaküpeştevesairyereacilsiperlenerek,hedef olmaktan  kurtulmuşlardı.  Ok  yağmurunu  izleyen  rampalaşmadan sonra,atılankancalar küpeşteyetakılıp,   kolay   zafere   alışık saldırganlar   üçer,   beşer   kalyona   atlıyorlardı.Onları   nasıl   bir akıbetinbeklediğinden habersiz,zafernaralarıatarak,saldırıya geçiyorlardı.Artık  okyağmurudurmuş,Akkartalsiperlendiğiyerden kalkarak,yalınkılıçilerifırlamıştı. Busıradaoklavurulmuş, yerde feryatveiniltileriçinde   yatantayfaları,sırtvegöğüslerindenok yemişMirzavekaptanıgörmüş,öfkeninölümmakinesi kesilmişti. Kalyonaatlayanlarınyeterince   çoğalması   dışarıdan   ok   gelmesi ihtimalini  en  aza  indirgiyordu.  Saldırganlar,yanlardanrampaetmiş olanikigemidenatlayanlardı.Arkadadurangemihenüz  teyakkuz halindeveherhalleriilebunlardanfarklıgörünenaskerlerle doluydu. Azsonraelindekargısıher   vuruştacanalanLama’yı   ve   bundan kaçanların, kolayhedefsanarak,ona    hücumageçmeleriyle keyiflenmişti.ElindeAlpagutatağa geçenAkkartal,gelenleredahailk anda,   bilmeden   yaptıkları  bu   hatayı   pahalı   ödetip,   yağmurdan kaçarkendoluyatutulmakneymiş,öğretiyordu. Onauzananherşeyi anındabiçen Alpagut'lakısazamanzarfınasığdırdığısayısızhamleyle saldıranlarınardını  getiren  Akkartal,  Tao-Li'ye  yardıma  koşmuştu. Çünküondankaçabilenler tekrargeriye,Lama'yadönmüşlerdi. Rampalayan  gemilerden  bordaya  atlayanlar  hala  çıkıyordu,  lakin bunlarsuyadüşenkartanelerigibiçoksürmedeneriyorlardı. Derken gemibordasıkızılkanaboyanmış,ortalıkmezbahaya dönüşmüştü. Etrafakopmuş kol,bacakvekafalar saçılmış,yaralılardaniniltive feryatlargeliyordu.

 

Bütünbunlarıilkandagöremeyenarkagemidekiler,birazyakına geldiklerinde,kısmenkendilerinebenzeyengiyitleriyle,savaşilahı gibikılıçüşürenbiryiğitolduğunu farkedip,  kendi  dillerinde  "O bizden!   O   bizden!"   diye   bağrışırken,   bu   sırada   sağ   gemide


Akkartal'ıhedefleyen birokçu,yayınıgeriyordu. Onusonandafark edenAkkartal,birandayerdeğiştirinceoktankurtulmuştu.İkinciok da  ıskalamıştı.Çünküatılanok,  etrafınakılıçlaçizdiği    dairelerle geçilmez  bir  yörünge  oluşturan Akkartal tarafındanhenüz  havada ikenbiçiliyordu. Bunugörenbaşkabirokçu,aynışeyidenemeğe kalkmış,amabununlakalmıştı.Çünküdahaokunusalmadan, bütün bunlarıarkagemidenizleyenustabirtirendazın okuylaşakağından vurulup,yereyığılmıştı.Bunudiğerarkadaşlarının oklarıizleyince yanlardanrampaedengemilerde   ayakta   kimse   kalmamıştı.Bunu gören  Akkartal,hemen  yaralı  arkadaşlarınınyanınakoşmuş,neçare ki,biroklayaralıolduğuhalde,henüzhayatta olaraksadeceTao-Li'yi bulabilmişti. Azsonra,arkagemidengelendörtçeriveonların komutanı olduğuanlaşılanuzunboylu,çengelbıyıklı,başıtolgalıbir savaşçı:

 

-Selam,yiğidim. Uğraşın kutluola.AdınıvebuÇingemisinde bulunmasebebinibağışlarmısın?Diyesormuştu.

 

ÜzüntüiçindeçömeldiğiyerdenyavaşyavaşdoğrulanAkkartal:

 

-KocaTuğrulDergâhı’ndanAkkartal.Yasiz?

 

Akkartaldaha   sorusunu   sormadan   muhatabının   şaşkın   ve hayretlinazarlarınıüzerindehissetmişti.

 

Nitekim:

 

-Yiğit,sakınsenşuünlüAkkartalolmayasın?!

 

-AdımAkkartal,amaünlüsündenhaberimyoktu.

 

Bucevapkomutanın biradım dahaatarak,onuhararetle kucaklamasınayetmiş,sonradasitayişle:

 

-Bubaşkasıolamazdızaten.Yiğidim kusurumuza kalma, bilseydikzamanındamüdahaleeder,arkadaşlarınızı buEmevîler'e oklatmazdık. Amayazıkkiolanoldubirkere.Sadecebirarkadaşınız sağ,odamaalesefyaralı.

 

-  Evet,  maalesef.  Tibetli  dostum  Tao-Li'nin  sağ  kalması  bir tesellioldu.Yarasınısarmakiçinhemenbirşeyleryapabilirseniz çok memnunolurum.


Derken,   onu   kendi   gemisine   aldıran   komutan   Kutalmış, otacınıngerekeni yapmasıemrinivermişti.BuaradaAkkartalmerak ettiğişeyisorarak:

 

-  Fakat  sizin  işiniz  ne  onlarla,  ortak  mı  çalışırsınız  yoksa sahiden?

 

-Evet.BöylebirkararalmıştıYapgu. Akkartal:

-Pekiama,buolayonlarlaolanortaklığınızıetkilemeyecek mi şimdi?Diyesorduğunda,Kutalmışumursamazbirtavırla:

 

-Bunu,tabiikisizekarşıyapılanyanlışlığamahsubenhalyoluna koyacağız.Ulu  HakanMoyenÇor'unözelnişanınıtaşıyan,Turan İllerininnamlıbahadırıAkkartal'a karşıişlenenbirkabahatincezasız kalmayacağınıherkeskabuledecek.Değilmi?

 

DiyenKomutanyanındakilere bakmışveonlardabunu tereddütsüz tasdiketmişlerdi.BuizahyoluAkkartalveTao-Li'yiher şeyerağmengülümsetmişti.Bundansonraonlarıkendigemisinedavet edenKutalmış, Tao-Li'nin uyarısıyla atınıveziyneteşyasıdolu sandıklarıdaorayanaklettirmişti.

 

Akşamakadartemizlenerek,üstündekicesetlerdefnedilengemi, Kutalmıştarafındanbirkomutana teslimedilmişti.Tao-Li,almış olduğu  ok  yarasından  ötürü  mustarip  olduğundan,    gelen    otacı yarasını   tımar   edip,   sarmıştı.   Ok   sol   kürek   kemiğinin  hemen altındangirip,onubirandanefessizbırakmıştı.Genedeşansıvardıki, isabetedenok,  geridençengelsizolup,çıkarılmasızor  olmamıştı. FakatbudüzArapoklarının zehirliolmaihtimalleri  de  yok  değildi. Buna  karşı,  yarayı  saran  otacı,  panzehir  etkili  ot  özleri kullandığınısöylemişti.En  kısa  zamandayola  koyulmaktaserbest olanAkkartal veTao-Li,buradankarayoluylageridönüşiçin yanlarınabeşkatırlabiratvebunlarınyönetimivekılavuzluk içinüç atlıtutmuşlardı.Haftalardırsürendenizyolculuğundan sonra,nihayet atsırtınayenidenkavuşanAkkartal,karadanyolculuğun hazları,ıtırlı kır  çiçeklerini,  ağaçları  ve  kuş  seslerini  ne  çok  özlemişti.  Orta yaşlarda,iriyarıvePeştunkökenli olduğunusöyleyenTemaradlı kılavuz,atınıbirarahızlandırarak,Akkartal'ayaklaşıp:


-Efendi,şuilerdekiyolayrımındansağa sapalımderim.Akkartal tereddütle:

 

-Fakatorasıdağyoludeğilmi?

 

-EvetamaEfendi,böyleceyolumuzu enazındanyarımgün kısaltmışolacağız!

 

-İyiamadağbaşlarında binbirtürlütehlikekolgezer,sakınbir çapulcusürüsünerastgelmeyelimsonra?

 

-Yo,yoEfendi,tamaksine.Çünkübildiğim kadarıyla,Pahtu soyundan gelenbirşakigüruhumuhtemelki,şimdi  şu  vadidepusu kurmuş, düzlükdiyealdanıp, buradangeçmekisteyenleri beklemektedirler. Bizimyolagöre,oradatehlikeçokdahafazladır, inanınbana!

 

-DediğingibiolsunPeştuni,senitakipedeceğiz!

 

-HayhayEfendi,bundankazançlıçıkacaksınız!

 

Onlarböylekonuşadursun,elanuzaklardaki birtepededurmuş olanikikişi,meraklıgözlerle onlarıtecessüs etmekte idi.   Küçük kafilenindüz  yoldansaptığını farkedince,hementepeninarkasında bıraktıkları atlarakoşmuş,aşağıdabirmağaradabulunandiğer arkadaşlarınahabervermişlerdi.Birazsonrayirmikadarçapulcu, fark ettirmedenkervanınönünü   kesecek   şekilde,atlarını   sürmüşlerdi. Bizimkilerbundan  habersiz,  gök  yüzündedairelerçizen kartallarıda umursamadan, giderekyokuşlaşankeçi    yolunda,yavaşyavaş ilerliyorlardı. Burasıbodurağaçvegevenkümelerininyüzeyini kapattığı biryamaçidi.Çokilerilerde eflatunrenklisıradağlar yükseliyordu.Dağlarınetekleriormanlıkveengebeliydi.Birhayliyol almışlardı ki,buradayokuşbitip,inişbaşlamaküzereiken,önlerine seyrekbirçamkoruluğuçıkmıştı.Çamlarınötetarafından şamatayla kalkanbirkargasürüsühavadadolaşıyor, biralçalıp,bir yükseliyorlardı. Yaşamıboyuncahepbuyollardakılavuzlukederek geçimini  sağlayan  Temar,  henen  kuşkulanarak,  kervanı  durdurup, etrafı  kolaçan  etmek  istiyordu.  Çünkü  kargaların  bu  tavrı,  tehlike işaretisayılırdı.Bunasebepvahşibirhayvanolabileceği gibi,bir haydutsürüsüdeolabilirdi.Nitekimkervandurmuş,bütüngözler etrafıtaramaktaydı. Temaratınıağaçlarınarasındankargaların bulunduğu  yöne  doğru  sürerken,  diğerleri  oldukları  yerde  onu


bekliyorlardı.   Biraz   sonra   geri   dönen   kılavuz,   durumu   şöyle açıklıyordu:

 

-Kuşkulanmakta   haklıymışız   Efendi.   Ne   yazık   ki   pusuda bekleyenbirsürüuğru(Hırsız) gördüm.İstersenizhemengeridönelim.

 

Akkartalbaşınısağa,solasallayarak:

 

-İyi,beklesinlerbakalım.BizitakipmiettilerdersinPeştuni?

 

-İhtimalkiöyledir,geridönüyoruz,değilmiEfendi?

 

-Hayır,hayır.Buncayokuşyolugeridönmekiçinçıkmadık.

 

-AmanEfendi,buadamlarınnegaddarcanilerolduklarını ben çokişittim,sakınolaellerinedüşmeyelim?

 

-KorkmaPeştuni,haydişimdidüşönümeve   onlarınyerini göster,gerisinidebanabırak.Tamammı?

 

-Peki,Efendi.Siznasılisterseniz,öyleolsun.

 

BusözlerdensonraAkkartalheybesinde devamlıtaşıdığımanda gönündençiftkatlıcenkyeleğiniçıkartıp,sırtınagiymişti. Sonra oklarınıveyayınıgözdengeçirip,atınıkılavuzun birazöncegittiği seyrekçamlığadoğrusürmüş, takipedenKılavuz,arkadanyetişmişti. Akkartal'ın nasılbirsavaşçıolduğunubilenTao-Li,şimdiden haydutlaraacımağabaşlamıştı.Fakatyanındakiler bunuhenüz bilmediklerinden,birazendişeliydiler.

 

Koruya     girdiklerinde,  bu  kez     kılavuz     önde,     Akkartal arkadaydı.  Biraz  sonra  durupatlardan inmiş,onlarıyabanyoncaları arasındaserbestbırakmışlardı.Azsonraöyle  birnoktayaulaşmışlardı ki,burasıhaydutların bulunduğukesimiyukarıdangörenkayalarve yüksekpalamutlarla kaplıydı.Haydutlaryolunikiyanınıtutacak şekildeikiyeayrılmış,pelitkümelerinin arkasınasiperlenmişlerdi. Akkartalvekılavuzyarımokmenzilimesafede, birsüredurup,onları izlemişlerdi.Buaradaharamilerdenbeşindeokveyay,diğerlerinde isesadecekılıçvekargıbulunduğunugörmüşlerdi.

 

Kervanıngelmesinisabırsızlıklabekleyenuğrularise,   kimsenin gelip,  geçmemesiüzerine  sıkılıp,  bazısı  saklandığı yerdendışarı çıkmışlardı. Çevreyiaraştırankılavuz,şakilereaitatlarıngizlendikleri yeridekeşfedip, bunuAkkartal'a   habervermişti. Atlarıdahageride, etrafıağaçlarlaçevrilibirçukurlukta gizlemişlerdi.Bulunduğu yerden


haydutların çoğunugörebilen Akkartal,ilketaptabunlarınokçularını safdışıbırakmakistiyordu.Omzundaki sadaktankullanacağı beşoku çıkarıp, önüne  koymuştu.  Sonra  bir  biri  ardından  uçan  oklar,  her defasında  hedeflerini  vurup,akabinde ormanda birferyatkorosunu yankılatmıştı.Dahaneolduğunuanlayamadansafdışıkalanokçuların buhali,diğerlerini odenlişaşkınauğratmıştı ki,onlarıönce,şakadan bağırıyorsanmışlardı. Fakatbedenlerinesaplanmışolanoktüylerini görünce,bireryabankazıgibigafilavlanacakları korkusuyla panikleyip,   sağa   sola   kaçışmağa   başlıyorlardı.   Çünkü   düşman okçununyerinidahihenüzkeşfedemiyorlardı. NitekimAkkartal,elde Alpagut bayıraşağıkayarakyanlarına  inip,aralarına  birtozkoparan gibidalıyordu.Bunu,metalsesleriveyükselencanhıraş   feryatlar izlemiş,çok  geçmedenhaydutlarınüçte  ikisi  ağır  yaralarlayerlere serilirken, diğerlerikartalgörmüşçilyavrularıgibietrafadağılmıştı. Bilaharetoparlananhaydutlar,atlarınabindikleri gibi,arkalarına bakmadantopuklamışlardı. Aldıklarıyaralarlayerdeinleyerek,acıyla kıvrananlarınyanınagelenAkkartal:

 

-Hadi,şimdihemen defolunvesakınbirdaha buralarda görünmeyin!Diyehaykırmıştı.

 

Onakarşılıkverenbiryaralı:

 

-Tamamcengâver,keremeylekıymabize. Budersolur, bundan sonraaslayolkesmez,canyakmayız!

 

Böylece onlarayeditövbeyibirandaverdirenAkkartal, hayatlarınıbağışlamıştı.Sonraçaldığıbir   ıslıklaöncekılavuzaşağı inmiş,ardından  atlarçıkagelmişti. Akkartaloradabeklerken,kılavuz kervana  haberetmiş,  azsonradaonlargelmişti.  Halenyerdeperişan yatanhaydutlarıgörünce,şaşkınlıklarının yerinialaylıgülmeleralıp, aynıtempoyla yola  devam  etmişlerdi.  Ünlü  Pamir  Dağı  eteklerine ulaştıklarında,   akşam   olmaküzereydi.Buradamolaverip,geceyi hemenkurulankılçadırlardageçireceklerdi. Sonbaharagirilmiş olmasına   rağmen,   burası   hala   yeşil   çimenle   bezeli,geniş   bir yaylaktı.Ötelerde yerleşikgöçebeçadırları öbekler halinde görünürken,   otlağa   yayılmış   sürülerin   zil,   çıngırak   sesleri   ve uzaklardanyankılanançobankavallarıduyulmaktaydı.

 

Kılavuzvekatırcılarbutopraklarıninsanıolduklarından,yöreye özgü  her  şeyi  biliyorlardı.    Çadırları    kurduktan    sonra,    etrafı


araştırıp,  çok  geçmeden  bir  çanta  dolusumantarladönmüşlerdi.Bu mantarlarsadecetuzlanarakyenebileceği gibi,ateştekızartılarakda yenilirtürdendi.Fakatonlar,yamaçlardaki kurumeşedallarınıyığın yapıp,  harlı  bir  ateş  yakmışlardı.  Biraz  sonra  yükselen  dumanlar, bütünhavaliyeburadakonakladıklarınıbellietmiştiki,ikigençatlı çokgeçmedenilkziyaretçileri oluyordu.Kılavuzvekatırcılarlaaynı kökendengelenbugençler,onlarıöncedentanıyorlardı. Onedenle karşılamaları haylisıcakolmuş,aralarındageçenkısakonuşmadan sonratekrarat  binengençler,  yaylağın aşağıkesimine, oradaotlayan birkoyunsürüsünedoğrusürmüşlerdi. Çokgeçmedenkesilerek temizlenmiş,  sonra  da  kendi  postlarına  sarılmış  iki  semiz  toklu ile   geri   geliyorlardı.Bunlardanbirinihemenoradakebapederken, diğerinidahasonrasıiçin,azıkayırmışlardı.

 

Devresi gününikindiçağıeriştiğinde,zirvesikarlıPamir Dağlarınıtırmanmış,sarp  bir  geçitten,öte  yüzedoğruiniyorlardı. Havaserinveberraktı.Açıkmavisemalardakartallarsüzülürken,sarp yamaçlardayabankeçileri,karacalarotlanıyordu. BusıradaAkkartal ve  Tao-Li  kafilenin  arkasında,    yan  yana,  konuşarak  geliyorlardı. FakatTao-Li, atınınyelesine doğrueğilip,buradatutunamayarak anidenyereyuvarlanmıştı. BunugörenAkkartal  kervanı  durdurup, atından  hemen  atlayarak,    onun    yanına  koşmuştu.  Yerde,  soluk benizleyatanTao-Li'yiomuzlarından tutup,başınıdizineyaslayarak, müşfikbirsesle:

 

-Neoldudostum,şimdinasılsın?

 

O  konuşmasada,  çehresikendiliğindenbelliediyorduhalini. Gözlerininferi  bir  anda    kaçmış,    rengi    solmuş,    kolları    yana sarkmış,çenesinikıpırdatmaktadahizorlanıyordu.

 

Nitekimgüçlüklekonuşarak:

 

-Azizdostum, bendengeçtiartık,birdahakihayattagörüşmek üzere,esenkal,Göktanrısenikorusun!

 

Derken,buğulugözleriyumulmuştu. Akkartalüzüntüyle:

-Tao-Li!Azizdostum,uyan,kendine gel!Diyeseslendikten sonraonuhafifçesarsıp,kulağınıyüzüneyaklaştırmıştı. Amaneçare ki,buonunsonnefesiolmuş,artıknefesalmıyordu.


BudurumaüzülenAkkartal, onunbaşınıyavaşçakaratoprağa yatırıyordu. Sonradoğrulup,başucundamüteessirbakışlarlakendisini izleyenadamlarahitaben:

 

-Hemenbirmezarkazın…

 

Demiş,   enuygunyerikendisiseçmişti.   Burası   az   geride, yolunkenarındakalanyüksekbirtepeydi.Onukollarındaorayakadar taşımış,ruhunahazverecekşekilde,giysileriyle beraberdefinedip, sonradaalçaksesle:“Saygıdeğer,azizYoldaşım Tao-Li,şuanbeni işitenulvîruhun şadolsun.Keşkebanadahaönce,payınıulaştırıp, teslimedeceğimbiryerveoradabirkişiadıverebilseydin”demişti…

 

Bundansonrakigünlerde kaydadeğerbirhadiseolmayıp, sakin süren  yolculuk,  Narya     nehri  boyları  izlenerek,  devam  etmişti. BilâhareIşıkgölüngüneyindengeçilerek,haftalarsonrabir   öğlen vakti,başıbulutlaradeğenTengriDağıeteklerine ulaşmışlardı. Nihayet,bazaltvegranitbloklardan   oluşangüçlüduvarları ve görkemlisütunlar üzerineoturtulmuş gökmavisianakubbevediğer tonozları,gözetlemekulelerinde parlayanalemleriilekadimdergâh gözükmeğe başlamış,Akkartal'ıçokfarklıbirheyecansarmıştı. Yukarılara doğrukıvrımkıvrımtırmanandaryol,dergâhagelenlerin susuzlukgidermeleriiçin,birazdaha  aşağıda  taşlayapılmış  bulunan bir    pınarın    önünden    geçiyordu.    Bu    pınarın    başında    yeni yetişmekteolanikigençoturmuş,kurnalardanşırıltıyla   akansuya bakarken,aralarındakonuşmaktalardı. Azsonrayukarıdanyanlarına ikiçocukdahagelmiş, birieğilerek, kurnalardanakansuylaavucunu doldurup,içtiktensonra,ikincikezdoldurduğu suyuoturmaktaolan arkadaşlarınınüzerineserpiyordu.   Bumuziplikkarşısındagöreceği tepkiyitahminetmişolduğundan, hemenoradanaşağıyadoğru koşuyordu. Oturdukları yerdenyarımöfkeliedaylakalkansuserpilen çocuklar,kaçanınpeşinetakılarak,koşmağabaşlıyorlardı. Çeşmenin bulunduğuyer  nispeten  düzlük  olduğundan,biraz  koşan  çocuklar, yoluninişedöndüğüyeregelmişlerdi.Burayadahaöncevaranöndeki, halakoşarken,onlardurup:

 

-  Şuraya  bakın,  bu  tarafa  gelenleri  gördünüz  mü?  Dedikten sonra,öndekoşanaseslenerek;

 

-DurheleÇopur!Buyanayukarıgelenatlılarabaksana hele! Haydindergâhahaberedelim!


Bununüzerinegeridönüp, hepbirliktekoşaradım,dergâha giderler.OnlarıkapıönünderastlayanÖğretmenÇuçi:

 

-Bunetelaşçağanlar, neoldu?Diyesorunca,cevapÇopur’dan gelerek:

 

-Efendim,bağışlayın, amaaşağılardan buyanagelenbirtakım atlıgördük!Diyeyanıtlıyordu.

 

ÖğretmenÇuçigülerek:

 

-Anlaşılan,gelenler  daha  epey  aşağıdalarve  kim  olduklarını çıkaramadınız,öylemi?

 

Çocuklar,evetanlamındabaşlarınısallamışlardı.

 

-Peki,şimdigidipçeşmeninbaşındabekleyin.Vardıkları zaman haberiletirsiniz!Öğretmen Çuçi,dışkapıdaniçerigirerken, çocuklar geridönüyorlardı.ÇuçidurumuKılıçPiriGökbörü'yehabervermiş,o daUlutolga'yailetmişti.Ulutolgahernedense,bunamemnunolarak;

 

-Öylemi?Bunasevindim. BanakalırsabubizimDeliKartal olmalı.Çünküdündüşümdeonu,gelmiş,diye,görmüştüm.

 

Derkenhaber,bütünDergâha yayılıp,herkesavluyainmeğe davranmıştı. Pınarınyanındabekleşençocuklarazsonrakoşaradım geridönerken,sevinççığlıklarıatıyorlardı:

 

-Heeey!Müjde,müjdelerolsuun,Akkartalgeliyooor! BununüzerineÇuçihemenonlarıyanınaçağırıp:

-Doğrumu   buçocuklar?GelenAkkartalAğabeyinizmidir? Sakınyanılmışolmayasınız?

 

Çocuklarhepbirağızdan:

 

-Hiçolurmuhocam,onuveatıKaraşimşek’ihementanıdık, amayanlarındabaşkaatlıvekatırlardavar.

 

-İyiöyleyse,birazdangörürüznasılsa!

 

Derkençoğudergâherkânıaşağıyainmiş,heyecanla beklerken, coşkuyla   koşan   çocuklar,   yarı   yolda   karşılıyordu   onları.   Çok sürmeden,hepberaberdergâhavlusunaulaştıklarında, herşey anlaşılmış,gelenlerehoşgeldinyarışınagirişilmişti. Akabindeyükler indirilip,özenlegetirilenpahalısandıklar, dergâhpiriUlutolga'nın makamında  geniş  bir  yaygıya  dökülüyordu.  Açılan  sandıklardan


ortayaçıkanzenginhazine,bakanlarıngözlerinikamaştıracakdenli görkemliydi.

 

NitekimUlutolgaAkkartal'a;

 

-EyOğul,buncaaltınveziynetineredenbuldun,nasılettin?

 

-Bunudahasonraanlatsak olmazmı,çokuzunbirhikâyebu çünkühocam?Ulutolga:

 

-  Hay  hay!  Ammave  lakin,  bunca  zenginlikleneyler,ne  iş yaparızoğul?Derken,yanındaki hocalarabakıyordu.Onlarsusarken Akkartal:

 

-Bunlarlaneişyapılacağını sizdeniyikimbilirHocam.Ama dilerseniz birkısmınıkağanailetir,lakinbüyükkısmınısaklar, dergâhımızıngiderlerivebudununkıtlıkçağında   kullanırız,olmaz mı?

 

Bugörüş makulgelip,herkestentakdiralırken,sıramerakedilen sorulara   geliyor,   lakin   Akkartal,   şimdilik   kaydıyla,   çok   kısa özetliyorduolanları.Birhaftasüreiledergâhtakonukedilenkılavuz vekatırcılar,emeklerininkarşılığını almış,   memnungeridönerek, orada   görüp,   yaşadıklarını   anlata   anlata   bitiremiyorlardı.   Kam Ulutolga veAkkartal birgünyalnızoturmuş,oradanburadan konuşulurken, hernedenseNoyanArıkbuğa'nınkızıTangülüadını zikrediyordu.Sonrada,onunlaevlenmeğidüşünecekolursa,Ötüken'e bizzatgidip,onuniçinbabasındanisteyebileceğini söylerken,bu meyandaolarakda:

 

-Eyoğul,kuşkusuz hangiyolüzereolduğunubiliriz.Onedenle evlenip birocağabağlıkalmak henüzzorgelirsana.Lakinbundan zarargelmez,ayrıca,budunkarşısında görevdirbuheryiğide;üreyip, çoğalmakvebutopraklarıeldetutmaküzere,Budun’aordugerek.

 

Derken,   o   an   kesin   cevap   vermese   de,   hocasının   tavrı karşısında   kayıtsızkalmayanAkkartal, birazdolaşmakiçinÖtüken'e yenidengitmeyidüşünüyordu...

 

 

 

YENİBİRDİNEÇAĞRI

 

Emevî   Araplarından,   KağanMoyenÇor'agelenbir   çağrı, tahlili    ve    usulüncecevaplandırılmasıtemennisiyle,Koca  Tuğrul


Dergâhı’na havaleedilmişti.KonuyugörüşenDergâhErkânı,alınan kararıKağanladanışmaküzereAkkartal'ıgörevlendirmek istiyordu. Hemenhareketegeçenbiratlı,oanyoldakiAkkartal'a geridönmesi haberiniiletecekti.Ötükengüzergâhında  bulunan hanlardan sorarak gelenatlı,    onu    bir    gün  sonraKaraşaryakınlarındaKızılhan'da bulabilmişti.

 

Bunun  üzerine  hemen  geri  dönen  Akkartal,  dergâha  varınca, Kam Ulutolga'nınodasınagitmişti.Kam,beyazpostu üzerindebağdaş kurmuş,başıönde,gözlerielindeki     iritanelitespihte,yalnızve tefekküriçindeydi. Salınarakgöktendüşenbiryaprakzarafetiyle sevgilihocasınınyanınadizkuranAkkartal:

 

-  BuyurunHocam,benigörmekistemişsiniz.Başınıkaldıran

Ulutolga,şefkatlibirtebessümle:

 

-Neçabukgeldin böyle.Sağolasınoğul.Helegeçşöyleotur, istirahat  et  biraz,     daha  sonra  konuşuruz.  Derken,  onu  hemen karşısında bulunanbaşkabirpostüzerinedavetediyordu.İçeride, daimaolduğugibi,yinemistik,lahutibirhavavardı.

 

Nitekim;

 

-Evetoğul.KağanMoyenÇor'unbizehavaleettiğibirmesele şu;Günbatısından esmekteolanveadınaİslammı,sammıdenenbir çölesintisivarmışki,eğeruluTengri'nin gözdeğmedikmavi buzullarına kadarulaşırsa,onlarıeritip,yoketmeistidadıtaşırmış. Mamafih,budurumkarşısında, değilmikibizler,buUlus'ungök kubbesini yücelerde tutan,anasütunları, boranları, harvebuhar geçirmezkarayelleriymişiz, temeliözlüsözedayanancevabı hazırlamakdabizedüşermiş...

 

Böylece  söze  başlayan  Ulutolga,  Kağandan  gelen  yazıyı  ve bundageçensairdetaylarıAkkartal'aaçıklamıştı.

 

NitekimAkkartal:

 

-Desturunuzla Hocam,Kağanböyledüşünmekte haksızolmasa gerek.Lakin,o  kendinedüşensorumluluklarıyerinegetirirse,biz dergâhadüşen,herneveilgilisikimise,gerekeniyapmaktan aciz kalmayızelbet.Bundanmüsteriholunuz.

 

Diye,hocasınıteminettiktensonra,sözlerinedevamla:


-Sözkonusudinselöğretihakkındaönceleridekonuşmuştuk.Bu çağrıgerçimakulgörünüyor, lakinherşeyiileincelenmekgerekir. Gelecektebununne  hal  alıp,nelere  mal  olacağınıkestirmekiçin, durumudahayakındangörmekgerek.

 

Ulutolga:

 

-Haklısın     oğul.     Her     şeyi     kendi     kaynağında     görüp, sorgulamakiçin,sanayenidenyolgöründü, demektir.Öncekağanla görüşür,sonra   selamımla,münzevi,azizdostum BilgeAta’yı bulursun.Buhususlardaonunbilgivegörgüsünden yararlanman isabetliolur.

 

BöylecehocasındanayrılanAkkartal,herzamankaldığıvehalen boştutulanodasındaistirahataçekilmişti. Buaradadergâhındiğer pirleriiledanışmış,birkaçgünsonra,tekraryolakoyulmuştu.

 

BusıradaKağan,ordusunun başında,Çindoğruyenibirsefere çıkıyordu.  Kuzeybatıdan,  doludizgin  gelen  Akkartal,  onu  beşinci gününöğlenvaktinde,Karahoço'nun güneyinde,LopGölü yakınlarında,doruatınınsırtındabuluyordu.

 

Nitekimdanışmağve  istişaredebulunmakiçin  göl  kıyısında, uygunbiryerdeorduyamolaverilip,birkorununeteğinde kurulan otağdatoplanılmıştı. ToplantıyaKağan,ölenilkeşindenolanoğlu BögüŞadveTümenbaşılarkatılıyordu.

 

MahutkonuyuaçmakiçinAkkartal:

 

-DesturunuzlauluKağan,hocamızKamUlutolgaadına,bizimle danışmakistediğinizhususlardagörüşmeküzeregeldim.

 

Derken,Kağan,altınvegümüş işlemelidemirtolgasınıbaşından çıkarmış,eviripçevirdikten sonrayanınakoymuştu.Sonratebessüm ederek:

 

-Akkartal, KamUlutolgabugörevisanavermekleyineisabet etmiş.Herneyse,bizsadedegelerek,öncekonuya dairsorulması gerekenleribirsoralım.

 

Konuyagirişinden, Kağanınbumeseleyeverdiğiöneminancak ikincilderecedeolduğugözleniyordu. Onuniçinmühimkonuelbette ki,yolundabulunduğu Çinseferiydi.Çünkühazinegiderekazalırken, bağlı   beylerbirliktenayrılmanoktasınagelmiş,hattakimikopmalar


çoktanbaşgöstermişti.  Türlüdinvemanevi akımlarbütünBudun’a yayılıp,kimiolumsuztesiredip,fertleryeniarayışlar içinegiriyordu. Ulusaözgüninançveduygubağlarızayıflamış, güvenvemutluluk başkabudunlara aitkişilerveonlarınbelirlediğideğeryargılarında aranırolmuştu.

 

Nitekim kağan,Arapelçisinceaktarılanıtekrarettiktensonra, ortaya:

 

-Böylesibirçağrıyakarşılıkvermekgerekirse, sizcebune olmalıdır?

 

Busorukarşısındaherkesfikrinisöylerken,Akkartalkonuşanları izliyordu.BumeyandakomutanKülBilgesoğuk kanlılıkla;

 

-Bencebuadamlar;sankibizimulusaltöremiz, kişisel dimağımızdatekolanyücebirYaratıcıyahiç yeryokveolmamışgibi farzedip,   bizleride,isteristemez,gözü,izanıkör,bilgi,becerive yetidenyoksunkimseler   sayarak,özelhayatımıza yönvebiçim vermekiçin,kendi  kurallarınaitibaretmeklekalmayıp,tabiolmamızı istiyorlar.

 

Derken, uzunsaçlı,çatıkkaşlıTungBakaTarkanparıldayan tolgalıbaşınıotağdireğineyaslamış,hayretkarışıkbiredaile;

 

-Tanrım,bunlarladamıkarşılaşacaktık? Demekleyetiniyordu. TümenbaşıKutlukBilgeise,elişakağındabirazdüşündüktensonra:

 

-KülBilgedoğrusöyledi. Bencebuadamlar bazızafiyetlerimizi sezinledikleri için,karşımızdaböylepervasızkonuşup,bizedüstur öğretmeğekalkışıyorlar.

 

Derken,KağanAkkartal'abakıyordu:

 

-UluKağanbizdenyanamutmainolabilir.Ziraköklü ulusumuza layıkolanenşedit  cevapçoktanhazırdır. Lakin, Tümen başıKutluk Noyan'ın daisabetlebelirttiği gibi,bukonuyadairasılcevapbence, UluKağanve     beylerinuhdesindeolandır.Onuniçin,çıkılanbu seferinsonunda eldeedileceküstünbaşarı,bizedairherşeye,yenibir anlamkazandırabilir. KamUlutolgabunadairmüjdeyişimdiden vermemiayrıcabuyurmuştu.

 

Kağanmeseleyiiyicekavradığınıbelliederek:


-Bizedüşenielbetteyapacağız,bundakuşkuuz olmasın. Düşündüklerimizigerçekleştirmekmümkünvemüyesserolursa,  ola kibumeselekendiliğindençözülür.

 

Oturum böylecesonaeriyor,molakaldırılıp, yenidenharekete geçiliyordu.

 

Elbetteki,bugörevöncelikle, Ulus'unsiyasî,askerîveekonomik gücünütemsilvederuhteedenleredüşerdi.Sonzamanlarda kopuk yaşayan boyları,tıpkıTanhuMeteveBilgeKağanileKültigin zamanlarında, onlarınyaptıklarıgibi,tekbayrak,tekbuyrukaltında toplamakvedevletgücünüolabildiğince arttırmakgerekliydi.Aksi haldeortayaçıkacakzafiyetdıraşırıdangörülüp,hertürlü  değişim önerilerine,topraktalebi,hattaistila,esaretvezulümdeeklenebilirdi.

 

Merkezi  Çin  ordusu  giriştiği  birçok  savaşta  yenilince,içerde karışıklar   çıkıp,   bu   durum   karşısında   çerisiz   kalan   İmparator, Kağan   Moyen   Çor'danyardımtalebinde bulunduğu busefere çıkıyordu.

 

Böylece,iç  muhalefetKırgızbeyleriKağanıdirayetsizlikve milli  onurdan  taviz  vermektensuçlayıp,  emirlerineitaat  edilemez, diyemeyecek,böylecebelirendağılmak  tehlikesidebertarafolacaktı. Derken,  ordu    tekrar    yola    koyulurken,    Akkartal  bu  görüşme sonucunuiletmeküzeretekrardergâhadönüyordu…

 

 

 

KAMKÜLERKİNileSÖYLEŞİ

 

 

 

Busırada,kadimBaşkentÖtüken'inDoğuKapısında büyükbir panayır  kurulmuş,  iri  sayvan  ve  çadırlarda,  kıtanın  dört  yanından gelen  kervanlardanindirilen  envaitürde  meta,  ipek,  baharat,darı, pirinç,   silah,   süs   eşyası   ve   saire,   kurulan   tezgâhlarda   satışa sunulurken, satıcıvemüşterilerarasındahararetlipazarlıklar yapılmaktaydı.

 

Heyecanlıgösterilerin yapıldığıBatıKapısı'nda kurulu sayvanlarda, ustacambazlar,hokkabazlar vegölgeoyuncularına müşteri  toplayan  çığırtkanların  sesli  çağrıları  susmak  nedir bilmiyordu.  Dağ   mavisi  iri   bir  çadırda  ise,  kalender  bıçkınlar


toplanmış,kımız,şarapveyemeksunulanmasalardayiyip,  içerken, türlüsohbetkonularıaçılmaktaydı.

 

Geniş   masalardan   birinin   çevresikalabalık,   oturanlardan, tıknaz,   kara   pos   bıyıklı   genç   bir   adam   hararetle   konuşurken, diğerleri  pürdikkat  onu  dinlemekteydi.  Konuşan,  kendisini "Akkartal'ın  Yoldaşı  Okyaran"  olarak,    tanıtırken,    güya    onunla geçen,birtakım   serüvenlerini   anlatıyordu.   Bu   aradabizzatcuşa gelip,kucağındadurankılıcınadahi  el  atmaktaydı.Kendiniteşhir etmekteustagörünenbugençadam,bakalımnelerdiyordu:

 

-GüneyHindistan'daydık, diyebaşlayanOkyaran,devamla; Raca’nın adamlarıellikişivetakribenyetmişadımmesafedeydiler. RacaKundera'nın oğlunavermekiçin,zorlagetirdiklerişahaneHint dilberibusıradatitreyerek, onasarılmış,"Akkartal, neolurdurma, haydihemenkaçalımburadan"diyeyalvarıyordu.Adamlaryalınkılıç, vurun,tutunnaralarıyla üzerlerinegelirken,o,kızınuzundalgalı kuzgunisaçlarınıkolunadolamış, kendineçekerkende;"Gelbakalım güzelim, fırsatbufırsattır,azsonrabakarsınuçmağavarırım,sonra gözümaçıkgitmesin"diyordu.

 

Herneyse,busıradaben,yandakitaşkuleninburcunda, beş adamboyu  yukarıdan,aşağıdaolanlarıizlerken,gelenleron  adım kalıncaya kadaryaklaşmış,amaohalâçiçektenbalalanarılargibi, kızınkıvrımlı,etlidudaklarındankopamamıştı. Sırfbuyüzden, neredeysepostudeldirecek,diyekorkuyordum.Şükürki,sonanda kızıalıp,duvarınarkasınabırakmış,hemenpusatadavranarak, çala kılıçheriflere   öylebirdalmıştıki,bunebenzerbozbörününkırda çakalsürüsüne dalmasına.Vayanam,vaybabam,keşkeoradaolsada görebilseydinizbuolanları."

 

Busırada,yandaki   masayayenigelenlervardı.Kıvraktavırlı, cüsseliikigençbahadırla,beyazbörklü,kırsaçlı,aksakallı,uzun boylu vakurbiradamgelip,boşduranmasayaveoturaklarabakarken, gençlerdenkarabıyıklarıseyrekolan,ihtiramla:

 

-Hocambuyurunuz, dilersenizşöyleoturalım,etraftabaşkaboş masadayokzaten!Diyordu.

 

KaracüppeliHoca,keskinbakışlarla etrafıtarayıp,sakinbireda ileyerineotururken, uzunyamçılarını toparlayangençbahadırlar masada   yer   alıyordu.  Muhtemel,  gelenlerle  birlikte  içeri   giren


esrarengizbirvakar,burada   hâkimolankeyfiyetietkileyip,yüksek sesler    giderek    kısılırken,    etrafa    ciddiyet,  huşu    ve    sükûn yayılıyordu.Çevredekiler,gelenlerebakmakiçin,yoğunilgiyleo yana dönerken, kendisine duyulanalakanıngiderekazaldığınıgören Okyaran,buhaleiçerleyip,önceosuratlabakmıştıgelenlere.

 

Fakatodaneydi?  Tanrı’nın işinebak,ünlüKam KülErkinbu! Derken, hayrettenağzıaçıkkalıp,  oyanabakanlaraadetaçıkışarak, önece;

 

- Onlar  kim,  bildiniz  mi?  Diye  soruyor,  sonra  cevabı  kendi veriyordu;   Hiçsanmambileceğinizi.Bakıp,dinleyinöyleyse.Ben onuda,Akkartal'ın hocasıUlutolga’yıdatanırım.Ogördüğünüz aksakallı ünlügezginKamKülErkin,ötekilerdeonunşakirtleridir! Diyerek,dağılandikkatleriyinekendineyöneltmeği başarıp,buarada fısıltıyaindirgediğisestonuylada:

 

-  Durun  hele  ağalar,  belki  Kül  Erkin  cenapları,  o  ebleh yüzlerinize nazaretmekülfetinekatlanmayı lütfedervesayemde tanımışolursunuz onusizlerde.Amasakınola,sizesualsorulmadan konuşmayınızhuzurundaha!

 

Butembihten sonrayerindenkalkanOkyaran,onlarınmasaya gitmişveöğrencilerden yakınbulduğunadoğrueğilip,kulağınabir şeylerfısıldamıştı. O,bunuKamKülErkin'eaktarınca, nihayet  izin çıkıp,Okyaran'ınbir  işaretihepsiniorayatoplamıştı.Edeplegelip,iri masadayeralanlar,KamKülErkiniumulanın aksine,gayetmütevazı vemüşfikbuluyorlardı.

 

-Çağanlar,sizlerletanıştığımasevindim!

 

Derken,hepsininadlarınısoruyordu. Nitekimonlarınadına konuşanOkyaran:

 

-Saygınhocam,sizerastladığımıza çoksevindik.Heyecanımızı lütfenmazurgörünüz...

 

Böylecebaşlayantanışımağ, ikitarafıdamemnunederken, yudumlanankalitelikımızlarlayeni    sohbet    konularıaçılıp,hemen herkonuya vehattaelanülkegenelinialakadaredensiyasîvekültürel mevzularabiledeğinilirken, onlarsoruyor,KamKülErkincevaben, açıklıyordu...

 

Kam’ındediğinegöre:


Günümüzde insanlar,zamanvemekândageçerli  şartlaragöre, öyle  veya  böyle  değişmekteydiler.Bunun  tabii  sonucu  olarak  da, esasentartışılmazolan,kadim Törebiletartışılıp,içeriğibaşkalarıyla kıyaslanırhalegelmişti.Bunlardanenetkini, sonzamanlardaüzerinde çokçadurulanManiDini(Budizm,Hıristiyanlık,BrahmanlıkveZerdüştlükDinlerininkarışımıolanbirDin) idi.  Buna  yol  açan  sebep,  kadim  törenin  yetersizliğinden  ötürü müydü?  Yoksa,harici  etkilere  maruz  kalındığıiçin  mi  böyle  idi? Cevaphenüzbellideğildi. MaiyetiiledolaşanKam,iştebunun cevabınıaramaktaydı.Çünkübundanetkilenenbazıkişilerinetyerine artıkottürü şeylerlebeslendikleri,hayvandahiolsa,bircanlıyıyemek için   avlamak   ve   öldürmek   istemedikleri,   bunu   yapanları   ise, kınadıklarıvenitekimhalkıetkileyerek, ManiDini'negeçmeğe çağırdıklarıduyuluyordu.

 

Fakat  diğer  yandan,  önlem  alınmazsa,  varlığını  beden-kol gücü    ve    gerekirsesavaşlakorumak,hayatiyetini sürdürmek durumunda olan,nüfusuazbirulusiçin,buyanlışbirdavranış olacaktı.Çünküsavaşsadecefizikgücünedayananbirolaydeğil,aynı zamandatinselbirvakaidi.Zira,azdaolsa,kangörmeğe alışkın olmayanbirmuharip, savaşanındakolaykolayadamvurup,kelle alamazdı;şart  olsabile.Sayıcanüfusufazlaolanuluslariçinbu, örneğinÇinveHintiçinpekâlâgerekliveyararlıolabilirdi.Çünkü aynızamandabu,otoplumuniçhuzurununsağlanmasınayarayıp, fazlaenerjidenkaynaklanan birtakımkötüdavranışların önlenilmesinde  yararlı  olabilirdi.  Kam  konuları  doğrudan  halka açarak,  onları  uyarmak  ve  aynı  zamanda  olası  tepkileri  şimdiden görüp,sınamakistiyordu.

 

Nitekimbumeyandaortaya:

 

-Sizlernedersinizbunapeki?

 

Diyesoruyor,oradakilerdençoğunluk;

 

"BizTöreden yanayız,bizondanaslaşaşmaz, şaşanlaraklına şaşarız"cevabınıalıyordu.

 

BiraraOkyaran,el işaretiylesözisteyerek:

 

-Sayın  Hocam,  Töreyi  terk  eden  kişinin  artık  Türk sayılamayacağı doğrudeğilmidir?DiyesoruyorvebusoruKamKül Erkin'earadığı,uygunbirfırsatıveriyordu.Çünkübunlar,   bilhassa


açıklanmasıgerekenkonulardı.Nitekimmasayı    çevrelemiş    olan kitleyisağdan,solatekrarsüzerek:

 

-Evet,çünkübizebuumumiadıverenTöredir. Onuterkeden, güçlü,kudretli,yiğitanlamına gelen"Türk"sıfatınıherhalde kaybetmişolacaktır.

 

-Töremizle odin,Manilikmiydineydi,arasındasadecebuet yemefarkımıvar,yoksabaşkafarklarvarmıydıHocam?

 

DiyesoranKamKülErkininöğrencilerinden Saluridi.Onların buvebenzerikonularailişkinkarşılıkları bilmelerinerağmen,bunu sormalarınınnedeni,bunlarınKamtarafındanhalkaaçıklanmasınayol açmaktıelbette.

 

NitekimKambu sualecevabende:

 

-  Bunlarındininde,bizdenbazılarınabile  cazipgelenhusus, ölümünmutlaksonolmadığına veinsanruhununyaratılıştangelen mekân(beden)değiştirme kabiliyetininolduğunadairinançlarıdır.Ancak, değişeceğivarsayılanmekânınniceliğikonusunda birtercih  imkânı bulunmayıp,buna  bel  bağlamaksa,  çöl  susuzluğundaiken,  gökten düşeceğine inanılantekbirdamlanınkendiağzınadüşeceğinisananın durumunabenzer.Çünkübudinselöğretide,insanikenölenin,gene birinsanbedeninde, yaniinsanolarak,yenidenhayatbulacağına dair hiçbirgüvenceyoktur.Bilakis,ruhuntecelliedeceğibedenin şekli bir böcekolabileceği gibi,birbitki,yadabaşkabir  şeyde,olabilirmiş. Olaki,onlarınasıl gayesi;yenidendoğup,ölmelerleinsancayaşamayı öğrenip,ruhen  arınarak,  (Çekilen   büyük   cezalarla),      kusursuz  bir  kişi  haline gelmek  ve   bu   suretteNirvanaya(Ebedi  mutluluk)   erişmektir.Bunedenle, öldükten sonrayenidendoğmayı(Reenkarnasyon),risklerigözealınanzaruri birgeçişsüreci,diye,kabulediyorolmalılar. Bunakarşın,bizimbu konularadairbakışvehareketsaiklerimizfarklıolup,itikadımız daha güvenceliveişlevseldir.

 

Çünkü  biz,  bir  defalık  ömür  içinde,  kutsal  töremizdengelen terbiyeveozlaşmağ(özleşmek)   sayesindemükemmeleyakınbirşuurve insancadavranıştarzınaerişerek,vaktigeldiğinde Tanrıkatına yükselmeği hedefler,yersiz,büyükhatalardanise,peşinenkaçınmayı yeğleriz. Ancak,tamamen hatasızolmakgibibiriddiavesaplantıdan daimauzakdururuz,çünkübizegörehatasızkişiolamaz,varsabile, bubizegöre   yokdemektir.Çünkükusursuzlukyalnızca,enyüce


varlık  olan  Tanrıya  ait  bir  hususiyet  olup,  insan  gerçek  hayatı ancak,   sonunda,muhtemelen pişmanlık duyacağı   türlühatave yanlışlarındansonraöğrenebilir.

 

YineOkyaran:

 

-Hocam,bizimtöremizdenirvanayokmudur?

 

-Hiçolmazolurmuoğul,elbette kivarlain,buonların kigibi değildir.Bakınız,onlarheryenidendoğuştanmedet  umarken,  (çünkü  ne olarak  doğacaklarıbile  henüz  meçhul),kadimitikadımızaözgünamellerimizlebiz, ümididahabaştanmayavehamurumuza katılmışolarakbilir,bunu peşinbilmeninfarkıylaise,budünyada,töresikendinehas,daimahür kişilerdenoluşanözgünbir“Budun”olarakyaşarız.

 

Millet  olarak  diğer  Uluslar  ve  mahlûkattan farkımızı,  idare görevini ifaederken, bunukutsalbirgörevsayar,adaletten ayrılmadığımızdagörürüz.Bunuterketmekistemeyiz,çünküaksihal hem bize,hem âleme  zararverir.İşteasılnirvana bizegörebundave buradadır. Ölümdenveyaşamdankorkmadan, mücadeleetmenin sağlamvegenelgeçernedenleri,Töreveharsımızdamevcuttur.

 

Bunuböyle   bilmeyip,haricidinveyatöreleregerektiğinden fazlaitibaredenlerin,  onlaratabiveonlartarafındanyönetilirduruma duçarolmalarıkaçınılmazdır.

 

SonolarakOkyaran:

 

-Sevgivehoşgörühocam,bizimtörenediyordubukonularda?

 

-  "Sevgi  ve  hoşgörü"  töremizin,  biri  diğerinden  ayrılmaz  en köklüveasiltemelleridiroğul.Kişiyadabirtoplumdailkönceruhen vebedenengüçlüvekudretliolmasışartıaranır.

 

Ölçübelli;nekadargüçlüisek,odenli   fazlahoşgörüsahibi olabiliriz. Aksimümkünolamaz.Kendimizeherbakımdangüvenimiz tamvebuhaklı ise,ozamanbizekarşıişlenenherbirkusuru, cezalandırabilecek durumdaoluruz.Böyleisek,yapılankusurve haksızlıkları,istediğimizkadarhoşgörebiliriz.

 

Hoşgörü sahibiolmakbizegöre,iştebudur.Aksihalde,zayıfve güçsüziken,uğranılanhaksızlıkkarşısındasesçıkarmamak hoşgörü değil,boyuneğmektir.Onedenlebiz,hoşgördüğümüzüaynızamanda


severizde,çünküyüceTanrıinsanlığıyaratırken,bunuböylekılmış vebizimanladığımıztarzhayatatemelkuralyapmıştır.

 

Sevginin debunabağlıolduğu bellidir.Herşeyerağmen sevebilen,   belki   sevilebilir.   Lakin,   güçlü   olan,   aynı   zamanda muhterem  ve  muteber  sayılacağı  için,  sevilmeğe  muhtaç  olmaz. Çünküotercihsahibidirveancakbunalayıkolanıveistediğinisever; herkesideğil.

 

İştebununiçin,Törenize   ve   dolayısıylaasıl   ve   asaletinize sahip   olun.   Aksihalde   her   şeyi   ve   herkesi,mecburensevmek zorundakalırsınızki,bunesevmek,nedeyaşamakolur.Zirainsanda sevgizorladeğil,ancakvesadecekendiliğinden, güzellikleoluşur. Sevgisizbirhayatiseyaşamakdeğildir.

 

BukezdeÖgeday:

 

-Bukonugüzeldi,Okyaran  sorduğuiçinsağolsun, amaben, izninizle geneodinileilgilivebaşkafarkyokmu,diyesoracağım, Hocam.

 

İlkdefa,dişlerininucugörülecekkadargülenKam:

 

-Evet,başkafarklar davarelbet,oğul.Ziraonlar,kendilerine ritüel  tapınımiçin,  aynı  niyet  ve  manada  olarak  olsa  bile,  resim, heykelgibibazıeşyayıaraçederler iken,bunlarbizdeyapılmaz. Tapınmak için,görselbirnesneyivasıtaolarakkullanmaz, yüce Yaratan’ı, onunyarat

2
0
0
Yorum Yaz