Tanrı Dağlı Akkartal 3.Bölüm ; KORSANLAR

2014-07-29 08:16:00

KORSANLAR

 

 

 

Adanınbatıtarafındabulunankahramanlarımız, buinanılmaz olayıntesirinden, ateşinverdiğikıyassızyaşamerkiyleısınarak arınırken,sairtümihtiyaçlarınıunutup,hoşsohbetleredalmışlardı.Bu


gibidurumlarda çokgörüldüğügibi,onlardabilhassametafizikve mistikkonularda sohbetler açıp,bilhassaüç-dörtkişikonuşurken, diğerleri sükûnetveümitleonlarıdinliyordu.Bukonular çoğunaaçlık hissiniunutturacak denlihoşgelsede   buduygunun   midesinde yarattığıayaklanmaya artıkengelolamayanbiri,lezizateşbaşı sohbetinihissettirmeden bırakıp,adanındoğusundakalankoruluğa yöneliyordu.Bugidenbirazsonraomzundabirdüzine adatavşanı  ile geridönüp,herkesihayretleriçindebırakıyordu. Azsonrakesilip, soyulantavşanlarateştekızarırken, ateşbaşısohbetitambirşölen havasınadönüşüyordu. Buşölenesebepolankişi,olaylarzincirinin artıkunutturmağabaşladığısuikastçıTakimo'danbaşkasıdeğildi.

 

BiraraLamaonahitaben:

 

-YahuTakimo,senneacayip  adamsın,anlayamadım.Az kalsın bizizehirleöldürtecek iken,şimditutmuşaçlıktankıvranan midelerimize emolacakişleryapıyorsun.Buolayınaslıneydi,ne olursunartıksöyle?Diyordu.

 

Fakato;

 

-Benmizehirletecektim sizi?Sennedenbahsediyorsun,inan anlamıyorum!

 

Diye,masum birtavırlahalaitirazediyordu. Oysa,onuitham edenyamakTarodaaynısamimitavırüzereydi. Bukonuşimdilik bir muamma olarakkalacakgibiydi.Zirakaptan, otutumuna makulbir sebepgöremiyor,suçluolduğunaartıkinanmıyordu. Akkartalmahut hadiseyiolmamışsaymıyor,lakin     temkinliolarak,çözümlenmesi işinizamanabırakıyordu. Vakitartıkgeceyarısınıbulup,zatenserin olmayan havave  ateşintesiriyle etrafiyiceısınmış,çevresindekileri rehavetveuykusarmıştı.Derken,bulunduğuuygunbirdoğa yastığına başınıkoyanherkes yatıp, uyumuş,     etrafta halenyananateşin çıtırtılarındanbaşkasesduyulmazolmuştu...

 

KahramanımızAkkartal,başınıdermeçatmabiryastığakoymuş, uyurken,  zihninden    geçenler    mimiklerine    yansıyıp,    yüzünde değişen  edalar,  gördüğü  bir  başkarüyanıneseriolmalıydı. Şimdi onunmuhayyilesinde açılandüşekranınabirgözatıp,oradael’an vizyonagirenhadiselerebakalım,nelerolmakta...


"...   Yaşıhayli   ilerlemiş,   nur   yüzlü,   ak   sakallı   bir   adam elindentuttuğu     altıyaşlarındabirçocukla,irisütunlararasından geçerek,önlerine çıkan  çiftkanatlı,  maunkapıyadoğruyürüyorlardı. Yaşlıadamgetirdiğibuöksüzçocuğundedesiydi. Dedeeğitimiiçin onu,acununbueneskiveengüzidedergâhına öğrenciolarak getiriyordu.Buişonuniçinbubaşlıbaşınabir    mutlulukvesilesiydi. Mermerdöşeliholzeminigeçip,önlerineçıkanbaşkabir kapıdaniçeri girmişlerdi.  Yenigelenlerin kayıtveteslimişlemleriburadayapılırdı. Az   ilerdekurulumaunbir   kürsüde karabörklübir   zat   vakarla oturmaktaydı. Onlarıniçerigirmesiyleayağakalkıp,  selamlaşmaktan sonrasağyanındaki  raftan   siyahkaplıceylanderisibirdefteralıp, yerinegeçiyordu.Onubudefterekaydetmekiçin   adınısorankara börklü,söylenenadıduyunca, kendisigibielagözlü,oğlana gülümsüyordu.  Bu  iş  bitince  dedesiyle  vedalaşan  çocuğu  elinden tutup,onugenişholeçıkarmış, hemenyanlarınagelendahagençten birhocayateslimedipgerigelmişti.Dedeilebirmiktardahakonuşup ayrılmışlardı.Genç  hoca,  refakat  ettiği  bu  çocuğu  uzun  koridorun sonundabirdershaneye bırakırken,yaşlıdededergâhönünde bekleyen emektaratınabinmiş,meçhulbiryönedoğruhareket ederken,   içinde   mühim   bir   görevi   yapmış   olmanın   gönencini yaşıyordu.Düşbuya,aradan   yıllargeçip,elagözlü,çelimsizçocuk gürbüzbiryiğitoluvermiş, venihayetbudergâhtanmezunolup,dış dünyayaaçılacaktı, lakin,bununiçinşartolan    çetinsınavlar vermeliydi.Busınavladenenenbiröğrenci,aşamalardan birinde takılacak  olsa  bile  icazet  verilir,  lakin  derecesi     ona  göre  kayd olunurdu.

 

 

 

Çokuzunyıllardan beri,beşaşamalıbuçetinsınavınson merhalesindenmezunolançıkmamış,enbaşarılıöğrencilerbileancak dördüncüaşamadanicazetalmışlardı.Sınavınçetinliği,bu  sınavda gireninkarşısınaçıkanölçücürakiplerden ötürüydü.   Bunlardan geçebilenin karşısınamülakatvesondenemeyiizleyenUlutolga çıkıyordu ki,buşerefenailolan  henüz  yoktu.  Nitekim  o  an  gelmiş, kubbeli   salonda   sınav   Jürisi   onu   bekliyordu. Ulutolga,buraya getirildiğigündenberionuyakinenizlemişvebumüstesnakabiliyetin


eğitimiilebizzatalakadar olmuştu.Lakingenedesonmerhaleyi başaracağından henüzemindeğildi.Çünkübusınavdaonu,kendisi değil,bizzatkadimkılıç"Alpagut"deneyecekti. Zirabukılıç,dergâhın ilk  piri  Kam  Koca  Tuğrul  tarafından  "Tanhu  Mete"  adına  yapmış olduğuoşaheserdenbaşkasıdeğildi.

 

 

 

Alpagut'un birtinivardıveeğero,kabzasınıkavrayanın ruhuile bağdaşıyorsaumulanneticealınıyor,yoksa buaslaolmuyordu.Çünkü ondakiruh,bukılıcınustasıileonunilksahibiTanhu Mete'ninortak özelliklerini  taşımaktaydı.  Aday  olan  herkes  gibi,  o  da  bundan haberdarvebusınavımuhakkakbaşarmak istiyordu.Sınavsalonuna girdiğindebaşeğip,dizkırarakpirlerheyetiniselamlayıp, denemenin uygulanacağıkurulutezgâhınbaşınageçiyordu.Butezgâh,yerdenbir dizboyuyüksektekurulu,sağlamvegenişçebirkürsünün üzerine tahkim edilmiş olandemirbirsehpaidi.Bunusağdan görendaha yüksekbirdivandaise,ortadaUlutolga veonunherikiyanındayer almışolanöncekiaşamapirlerinden oluşanJüri,uzuntüylüpostlar üzerindeoturmuşlardı.Yapılacak iş;ikidemirçatalüzerindeduran, bilekkalınlığında vebirkarışuzunluğunda birdemirparçasını,el’an Jürininönündevebaşkabirsehpaüzerindekınındaduran"Alpagut" ile  ortasındanikiyebiçmektenibaretti.Alpagut,Kılıçpiri  Gökbörü tarafından kendinehasmerasimle,yerindenalınarak,onauzatılmıştı. Odaaynımerasimlekılıcıalıp,KılıçPiriveJüriyiselamladıktansonra, denemesehpasıönündekiyerinegeliyordu. Şimdiiçerdetambir sessizlik  vardı.Derken, henüzkınında  durmakta  olankılıcı  ikieliyle kavrayıp,  asil  çelik  namluyu  görkemli kınından çekmiş, kınısehpa üzerinebırakmıştı. Sonrakabzayıikieliylekavramış,pırıltılarsaçan namluyuyüzühizasınakaldırmıştı. Şimdielindetuttuğukılıçlabatınî birdiyalogagirmiş,kendigücünükılıçlabirleştirmek istiyordu. Saniyeler  süren  bir  konsantrasyondan  sonra,  bir  adımla  hedefe uzanıp,onatamortasındabirnoktadanamluyladokunup, tekrargeri aynıduruşageçmişti.Ayakvekollarıbellihareketleri reflekshaline getirmekiçintekraredip,sonragür   bir   nara   duyulurken, gözle izlenemeyecek    bir    hızla    demire    inen  kılıç    etrafa  kıvılcımlar saçarken,  hedefikiparçayabölünüpyeredüşmüştü.Akabinde,töre


icabıveJürininoybirliğiile,oandanitibarenveondansonragene aynımekânateslimedilmek üzere,ömürboyutaşımasıiçinAlpagut onaveriliyordu..."

 

 

 

Saatlersonra, etraftaötüşenkuşlar adayıadetabirkuşcennetine çevirmişlerdi.Akkartal bu  düştenuyanır  uyanmaz  eli  yanından  hiç ayırmadığı kadimkılıç  Alpagut'agitmişti.Neredeysegüneşdoğmak üzereydi.Adanıngüzelsemalarından gelenşamatalıbirmartısürüsü, henüz   uyumakta   olan   diğer   kazazedeleri   de   uyarmış,   derken toparlanıp,ayağakalkmıştıherkes.Denizindünkivahşidalgalarından kurtulmuş,   nihayet   parlak   bir   güne   daha   başlıyorlardı.  Ancak, yapılacak çokişvardı.Bununiçinönceacıkankarınlardoymalıydı. Ziragüçleriniolabildiğince korumakgerekliydi.Bununicabına bakmakiçinhemençevreyedağılantayfalar, ot,meyve,bitkikökü namına,yenilebilirnebuldularsatoplayıp,getirmişlerdi. Derhalateşi canlandırarak  başını  çevrelemiş,  çok  geçmeden  karınları  doymuş olarakkalkmışlardı.İkinciiş,adanındörtbiretrafındabulunanyüksek noktalara ateşleryakarak,bunlarıyaşağaçdalveyapraklarıyla besleyip,boldumansalmalarısağlanacaktı. Eğeryinedebirkurtuluş yoluoluşmaz ise,ozamansonçare,birsalinşaetmeyidenemek olacaktı.   Derkenkararlaştırılanıhemenyaparak,dörtyönde,uygun noktalaraateşleryakılmıştı.

 

Doğununenuzaknoktasındabelirmeyebaşlayanyoğunağartı, birandaüstlerinesabahgüneşinidoğurmuştu. Göklerinsultanıgüneş, sankionlara"İştebendegeldim, haydiyeniden  deneyelim"  demek istermiş   gibi,   sıcak   tebessümler   gönderiyordu. Nitekimçok geçmemiş,adanınKuzey-batı yönündebulunangözcününbirişareti, bütüngözlerinotarafayönelmesini  sağlamıştı. Çünküufuktaçalan güneşleyelkenleriparlayanbirgemibutarafageliyordu. Birazsonra bütünkafileyi büyükbirsevinçsarıp,ellerihavalarda coşkunidaları atarakdolaşırken, sonratoplanıp,adanınokesimineyürümüşlerdi. Burası,geldikleri yönegörerakımıgittikçeartan,önceağaçlık,sonra genişbirçukurvesahileyukarıdan bakankayalaragötürenbir tümsekti.Buradankumsalainmekiçintekyol,  kayalıktanaşağıya doğrukaymaktı.Kafileçukuruaşıp,düzlüğeulaştığında, yelkenlide birhayliyakınagelmişti.Denizdenüçadamboyuyüksekte,ağaçtan


oyulmabirejderbaşı,yaklaşan görkemli gemininburnunu oluşturuyordu. Büyükserenlerindebirçokyelkengeriliydi.Bu yelkenlerin üstündesiyah,motifsizbirdebayrakasılıydı.Düzlüğü çevreleyen fundalık,önlerineduvarörmüşgibisıktı.Buduvarın arasındanyeryeryükselenbambulardan yelkenliyigörmekpek mümkünolmuyordu.Gemiyinetolarakgörebildikleri noktaya geldiklerindeisekaptan:

 

-  Arkadaşlar,  bunun  bir  korsan  gemisi  olduğuna  kalıbımı basarım.  Bahtımıza  çıka  çıka  işte  bu  çıktı  sonunda.  Sakın  bu adamların  eline  geçmeyelim,  yoksa  bizi  zincirle  küreğe  bağlayıp, ömürboyuforsayaparlaronagöre.

 

-Yanılmadığına eminmisinkaptan?DiyesoranMirzaidi.Bu soruhemenherkesiçingeçerliydi.

 

NitekimumarlıbiredaylagülenAkkartal:

 

-Mademkibubirkorsangemisiymiş,o  haldeonlarahemen görünmeyelim. Kalabalıkolduğumuzanlaşılmasın.Aksihaldesahile çıkmak   istemeyebilirler.   Oysa   sahile   çıkmaları   pekâlâ   işimize gelebilir. Ziraşuveyabuşekildebirgemiyeacilihtiyacımız var,öyle değilmikaptan?

 

Kaptan:

 

-Doğru,aksihaldedurumumuz zatenvahim.Ha,bununiçin aklımabirfikirgeliyor,amabilmemsiznedersiniz?

 

Akkartal:

 

-Sanırımaynıfikirdeyizkaptan,öncesizsöyleyinbakalım!

 

-Banakalırsa,bunlarlailkgörüşmeyi ikikişiyapsınve niyetleriyle, gemidekikorsansayısınıöğrenelim.Amaonlarıdabelli mesafeden başkabirikiligizliceizlesin.Dahaberidekalançoğunluk durumagöredavranıp,gerekenneyseyapsın.Nedersiniz?

 

Bufikirgenelonayalmış,hemenuygulamaya geçilmişti.Hepsi onsekizkişiydiler. İşbölümüyapılarak, ilkdiyalogiçinkaptanve Changadlıtayfaseçilmişti. Taroileaşçıyamağıiseonları izleyeceklerdi.

 

Akkartalekolarak:


-Mümkünse onlarıbuçukuraçekersiniz. Bizsiziburadan izleyeceğiz.

 

Derken,herkessilahlarınıgözdengeçirip,gemiyigörebileceği birpusuyaçekiliyordu. Birazsonragemiiyiceyaklaşıp,sahileyüz kulaç  açıkta  demir  atmıştı.  Yakındanbakıldığındagemi  çok  daha büyükveyenigörünüyordu. Kaptanköprüsü,genişbordasıileiki küçük,birdebüyükserendireğivardı.Görünüşegörebordasında en azındanellikişilikmürettebatolmalıydı.

 

NihayetKaptanve  Taro  sahile  inmiş,  bir  kayanın  üzerinden gemiye doğruelkolişareti   yaparak,   yardım   istiyorlardı.   Onları fark   eden   gemidekiler   suya    iki   kayıkindirmişlerdi.Sonraher birkayığadörderkişibinip,küreklere asılmışlardı.Azsonrasahile ulaşanfilikalardaninenlergerçektenkorsantipli,iriyarıadamlardı. Bolyenli,bolbedenli, kırmızı   kumaştan   mintanlarını   kalın kemerlerlekıstırmış,  altlarındakoyu  mavi  şortlarbulunankişilerdi. Enlikemerlerinde dikkatçekenpalalartakılıydı.Bucüsseli,farklı ırklaraaitoldukları izlenimiverenadamların kimisakallı,kimi serpuşlu,kimideirihalkaküpeliydiler.İyiceyaklaştıklarında onları yapaybirtebessümlekarşılayankaptanHuan:

 

-Şükürlerolsun,siziburayaher  haldeAmidaBudha'nınbir ilhamıgöndermişolmalı.Derken,hemenaklına,yaktıklarıoateşlerve saldıkları oncadumangelince;e,şey,yanieğer  halatütmekteolano dumanlarıgörmediyseniz? diyedüzeltiyor,korsanlarbusözlere kahkahalarlagülüyordu.  Onlardan  en  iri  yapılı  olanı,  kalın  boğuk sesiyle:

 

-Söyleyinbakalım,sizburadanearıyorsunuz,kimsiniz?Kaptan:

 

-Ben   bir   kaptanım,   yani   kaptandım.   Ama   dün   akşam fırtınaya    yakalandık.  Gemim  ne  yazık  ki,  adanın  öte  tarafında kayalara   çarparak   parçalandı.   Bütün   mallarımız   suyun   dibini boylayıp,   burada   çaresiz   ve   mahsur   kaldık.   Diye   yakınınca, korsanhayalkırıklığıylakızarak:

 

-Hiçbirşeykurtaramadınız mıyanigemiden?Sadecesizmi kaldınızhayatta?Herhaldesaltikinizdeğildinizsefereçıkan?

 

Kaptanzorakigülerek:


-Hayır,tabiikisadeceikimizdeğildik,amaonadamım sulara kapılıpboğuldular. Sadece   biz   ve   ötetarafta   bekleyenzengin dostumPersiyalıPrensMirzailebiradamıkurtulduk.

 

Busoncümleyekadarsuratıasıkdurankorsan, birden neşelenerek:

 

-Ya,öylemi?Demekbaşkaları, hemdezenginbiridahavar aranızdaha?

 

 

 

- Evet,  bize  yardım  ederseniz  borcumuzu  fazlasıyla  öderiz. Gerçi   dostumunsandıkdolusualtınlarınıhenüzçıkaramadık, ama batıkyerinibiliyoruz,hemçokderindedeğilorası.

 

-  Nasıl?  Bir  sandıkdolusualtın  mı  vardıgeminizde?Yerini biliyorsunuzhemde,öylemi?

 

Adam altınlafınıduyunca birdenhisteriye tutulmuşgibiolup, gözleridönmeğe,ağzısalyalaşmağa başlamıştı.Sonrayanındaki adamlarınahitaben:

 

-Çabukbunugemiye,reisKato'yagötürün, birdeokonuşsun bakalım!Demişti.Amakaptankıvrakbirmanevra ileatılarak,buna gerekolmadığını, çoklazımsabiriningidipreisiburayaçağırmasının dahayerindeolacağını söylemişvebufikiranındakabulgörmüştü. NitekimazsonraReisKatoveikikürekçisiyanlarındaydı. ReisKato karayağız,ablakçehreli,seyrekbıyıklıvesolyanağındauzunve derinbiryaraizibulunan,irikıyımbiradamdı.

 

Kaptanahitaben:

 

-SeninadınHuandeğilmiydi?Benitanımadınmıyoksa?

 

-ReisKato,kusura bakma ama,seninadını,sanınıazöncesine kadarhiçduymamıştım!

 

-Buşimdimühimdeğil,senönceçabukobanasöylenenin doğruolupolmadığından haberver!Altınlarnerede?Zenginadam hani,yerlerinigöstercanıntatlıysa?

 

Korsanların reisibunlarısöyleyince, adamlarıellerinipala kabzalarınagötürüp,  gözdağı  vermek  istemişlerdi.Gönüllü  korkak kaptan,bundanetkilendiğiniziyadesiyle abartarakgösterip,korsanları dahadaşımartıyordu.


Nitekimkorsanlarınbaşı:

 

-BanaünlüReisKatoderler,bütünbudenizler bendensorulur, krallarbilebanaharaçverir,bunusennasılbilmezsinbresersem! Diyeböbürlenmeğebaşlıyordu.

 

Kaptan:

 

-ÇokafedersinreisKato,cahilliğime say,benişlerimleodenli meşguldümki,inankendikomşularımıdahitanıyamadım.

 

-Fazlauzatma, düşönümeşimdi,benioadamınyanınagötür. Sakınaklındandabiraldatmacageçmesin, yoksapostuhemen deldirirsin,onagöre?

 

-Tamamreis,nehaddimize,buyurunhemengidelim!

 

Bunun üzerine Kaptanönde,onbirkişidenoluşan korsansürüsü arkada,Akkartalve   arkadaşlarının  bulundukları  çukurluğa  doğru yola    çıkmışlardı.   Henüz   çukurluğagirmedenbilegemiağaçlar arkasındakalıp,görünmezoluyordu.

 

Nitekimbüyükbirkayanınönündengelinmiştiki:

 

-Durun!Hemensilahlarınızıbırakıp, teslimolun!Diyegürleyen birses,ilkanda korsanlarıyerlerine  yapıştırmıştı.Başınısesingeldiği yere,kayayadoğruçevirenKato,orada,elikılıcınınkabzasındaduran Akkartal'ıyalnızgörünce,öfkelenerek:

 

-Hey,sendekimoluyorsun? Ölümünemisusadınbeadam?! CevabenAkkartal;

 

-Bıraksorusormayı, dediğimiyapsersem.Yoksabaşın omuzlarınayüketmeğemibaşladı?

 

Busözleritekkişidenduymayaalışıkolmayankorsanlar, önce umursamakistememişti.  Nitekim kaptanve  Taro  kılıçlarını  çekip, yana   atlarken,   Mirza,   Tao-Livediğerleri,   yalınkılıççalıların arkasındanortayaçıkıp,etrafısarmışlardı.Geçde  olsabirtuzağa düşürüldüklerini anlayan   korsanlar,   silahlarını   atmış,   teslim olmuşlardı.  Nitekim tekrarsahiledönüp,gemiyegötürenüçkayığa doluşmuşlardı.ReisKato,eliyılanburmasıhançerliMirza'nıntehdidi altında,gıkınıbileçıkaramadan söyleneniyapıyordu.Gemideki korsanlar, hepberabergemiyebininceyekadargerçekvaziyet anlayamamışlardı.Nitekimbordaya  çıkınca  sıkıştırılan  reisin  emri,


bütün   korsanlara   silah   bıraktırıp,   hepsi   tutsakedilerek,ambarı boylamışlardı. Homurdanarakikiayrıbölmeyekapatılankorsanlar, daha sonraeskiforsalarıylayerdeğiştirmiş,Katobudefa daforsa başı olmuştu.

 

Hemyelken,hemdekürekmarifetiyle işleyenbugemi,çağının en  hızlı  deniz  taşıtı  sayılırdı.  Eski  forsalar  ilk  fırsatta salıverileceklerini duyduklarında,öncekulaklarınainanmayıp,sonra bahtlarınıdeğiştirenkahramanlara teşekkürederek,  buanidönüşüm karşısındasevinçgözyaşlarıdöküp,bayrametmeğebaşlıyorlardı.

 

 

 

GÜVERTESOHBETLERİ

 

 

 

Ambarındaaylarcayetecekerzakdepoedilmişolangemi,kaptan Huan'ınemriyle hemendemiralmış,sekteye uğrayan yolculukdaha görkemlibir  gemiyleyenidenbaşlamıştı.Kaptanköprüsününyanı başında, maunmotiflerleişlenmişgüvertesiolangemi,kimbilirhangi zenginden gaspedilmişolmalıydı.Güvertedezeminesabitleştirilmiş, yuvarlak cevizmasaveonuçevreleyenyumuşak oturaklıbütünbir kanepevardı.Tamamensedirkaplamaduvarlarda gömmedolaplarve çekmecelerbulunuyordu. Ayrıca,altkattabirçokdöşelikamara bulunup,bunlardanherkesebirtanedüşmekteydi. Huan,el’ankaptan köprüsündegemiyisevk  ve  idare  ile  meşgulken,Akkartal,Mirza ve  Tao-Li  güvertede  aşçı  yamağı  Taro'nun  yaptığı  çay  servisini tadarak,sohbetediyorlardı. Bir  aradolapveçekmecelerimerakeden yamakTaro,ortayabinbirtürlüçerezilebirkaç  kutukeyifotu çıkarıyordu.BunugörenLama:

 

-Vay   anasını   be,   bu   herifler   damak   tadını   olduğu   gibi, meğer   keyfilerinidebiliyorlarmış! Demektenkendinialamıyordu. Sonrasözlerinedevamla;

 

-Hayatımda böylesine tantanalıbiryolculukyaptığımıhiç hatırlamıyorum. BuHuan'ın  da  çok  hoşuna  gidecektir.  Demiş  ve kutuları   işaret   ederken   keyifle   gülmüştü.Dümenideneyimlibir tayfayabırakanHuan,sankibunları duymuşgibi,güvertekapısında belirmişti.Onugöreniçerdekilergülerek,hepbirağızdan:


-İyiadam lafınınüstünegelirmiş!Kaptangülerekkanepeye otururken:

 

-Ya,demekbendenbahisediliyordu, buneşeref?Tao-Li neşeyle:

 

-Şukutulardakinebirgözat,sendenniyebahsetmişolduğumuzu hemenanlarsın.Denileniyapankaptan,inanamazbiryüzle;

 

-Şansdediğinancakbukadarolurduyani.Doğrusu, şuhınzır Katoehlî-ikeyifadammış.İyikikendisiniForsabaşıyapmışız,ha! ha!ha!

 

Tao-Li:

 

-İyi,güzelde,bakalımbunuyakıp tüttürmekiçinbir  aletdevar mıdır  buralarda?  Otları  bulan    yamak,    az    sonra    başka    bir çekmeceden uzunsaplı   bir   tür   pipoçıkarıp,ortayakoyuyordu. Kaptanbunugörünceheptenkeyiflenerek:

 

-İştetamamaradığımızşey.     beyler,canıçekenbuyurabilir


artık!


 

 

Bunuderkenherkesinyüzünebakmıştı.Bu  daveteilk  icabet


Tao-Li'dengelerek:

 

-Ben,tabiiki!

 

Onunhemenyanındaoturmaktaolduğundan, biraçıklama yapmakgereğiduyanMirza:

 

-Benşahsenbudâhil, dinimizce menedilenkeyifvericişeyleri kullanmam.

 

DerkenAkkartal'adönmüştü. Oise,kendisiniizlemekteolan kaptanveLamayabakarak:

 

-Biz  bunubelli  an  ve  amaçlariçin,  ama  belli  ölçüdeolmak kaydıyla,kullanmakta birmahzurgörmeyiz.Sizbaşlayın,belkisonra bizdeiştiyakduyarız.

 

Derken,kendisini bilhassaizlemekteolankaptanveLama’ya bakıyordu.Kaptan:

 

-  Bu  çok  iyi.  Şahsen  şu  anımızın  kutlanmaya  ziyadesiyle değeceğikanısındayım.FakatMirza        Beğ,lütfenbağışlaama,bir


dinininsanakeyifvehoşnutlukverenbutürşeyleriyasaklamagayesi nedir,diyesormadanedemiyorum.

 

Mirza:

 

-Asılgaye,insansağlığıyla alakalıolsagerek.Amabunuher haldeeniyibileninsanıveâlemiyaratanyüceAllah'tır. Bizim din kitabımız,Kuran’ıKerim’de   buotdeğilsede,şaraptürüiçecekler yasaksayılıp,bizlerdebunaneden,niçindiye,tartışmadanuyarız.

 

Kaptanbunahayretle:

 

-Bunasebepnedir,diyesorup,hiçdüşünmeden, saltbirkitapta öyleyazıyorolmasısiziniçinyeterlimigeliyoryani?Hayret!

 

Mirzakısaca:

 

-Evet.

 

Busözleriherkes ilgiyledinlemiş, amaönceTao-Ligörüş belirterek:

 

-DoğrusuMirza           Beğ,lütfenkusurabakma,lakinbana kalırsa,tarafsızbirşahsınbakışıyla,sizMüslimler, eğergerçekten dediğinizgibiyapıyorsanız, aşırıdüzeydeteslimiyetçivegözübağlı inanmaktasınız bukitaptayazılanlara.Oysabencemakuldüstur;bir şeyinifratveyatefritininzararlıolduğudur.

 

Konuşmasını  kesen   Tao-Li,  Mirza'nın  tepkisini  beklemişti. Fakatonuncevapvermeğeyeltenmediğinigörüncedevamla:

 

-Sonra,bukesingüvenineyedayanarak duyup,nasılböyle kabulleniyorsunuz, bununormalbirinsanınakılvemantığıyla bağdaştırmak mümkünmü?Dinkitabınızıgerçihiçgörüp,okumuş değilim,ama  sanırımbu  kitabın  orijinalnüshasıdoğrudangökten inmişolup,lisanıbütüninsanlarca,kendiliğinden anlaşılanvedaha önceyeryüzünde bulunanhiçbirdilebenzemeyen biryapıveiçerikte olsagerek.Öylemisahioda?

 

Mirzagülümseyerek:

 

-Hayır,okitabınihtivaettiğikelamıAllah,Resulünün gönlüne hususibirilhamlaintikalettirmişolup,lafzıonunağzından dökülerek meydanaçıkmıştır.Budahasonrahemhafızlarca  aynenezberlenmiş, hem de  Arap  lisan  ve  yazısıyla  çoğaltılarak,  deri  sayfalı kitaplara geçirilip,sonhalinialmıştır.


Kaptan:

 

-Tao-Lidostumuzuntarifettiğigibideğilbuama?Mirza:

 

-Evet,öyledeğildir.Tao-Li:

 

-FakatMirzaBeğ,azöncedediğiniz türdebirtavırvedüstur içindeolarak,içeriğine uyulacakolanbir  kitabın  nasılve  nereden gelmesigerektiğini açıkladık,oysasizinkideyapıveortayaçıkış tarzıyladiğerkitaplardan  farklıdeğilmiş. Halböyleiken,hangifarklı sebeptenötürüonaböyleuyarveimanedebilirsiniz? Hemnemalum menşeindoğru,içindegeçenlerin hakvehakikateuygunolduğu?En önemliside,busorularısormakdahisizceabessayılacağına göre, sorusuzdacevapolmayacağı malum,sizlernasılolurdakişiolarak daha"Bizlerakılveiradesahibiyiz"diyebilirsiniz, anlayamıyorum. Çünküinsan,birifadeveyaiddiayıöncesorgulayıp, akıl,mantıkve tabiiduyularıyla,denenmişmalumatlarla kıyaslar,ancakondansonra vakiolduğuna inanır.Bizbunuböylebiliriz.Akılsahibibireyolarak inanmağınhakikidüsturubudeğilmidir?

 

Mirza:

 

-Fakatdostum,sizintanımladığınıztürveşekildebaşkabir kitapgelmediğineveasladagelemeyeceğine göre,bukitabıgerçek Allah  kelamı  olarak  kabul  edişimizi,inanmasanızdahi,  anlamanız gerekmezmi?Diğerilkmeselehakkında ise,yaniiçkiiçmeninharam sayılmasıhususu.Şarapdeneniçkiİslam'ınMekkedevriesnasındada serbestimiş,ancakdahasonra,Medinedevrinde bununzararları kanıtlanıncayasaklanmıştır. Kimeveneyeistinadenbugüven, sorunuza  cevabenise;  bu  kitabın  insan  diliyle  ifadeleştirilmesinde vasıta  olan  kişinin,daha  o  Resul  olmadanönce  bile  "  El’emin" sıfatınalayıkgörüldüğüiçin,diyeceğim.

 

Tao-Li:

 

-   Sayın   dostum,  siz   şayet,  "Ben   şahsen,  hiç   bir   sebebe dayanmasabile,  bunlarıkullanmam"desenizdaha  mutebergelirdi bana.AmatutupbunuyüceYaratan'abağlayarak, "ÇünküOböyle istiyor"derseniz,ozamanbendehaklıolarak,buna,nemalum,derim. Çünkübizimlisanımızdakuşkusuz ki,herlisangibi,yüceYaratan'ın birbaşkaveçhesiolup,yüce   Yaratan  bunda      başka   türlü   ifade


ediyor  kendisini  ve  bizim  kitabımızla  sizinkiçelişiyor,dervetabii kikendikitabımızdayazılanlaragöreamelederim.

 

Mirza:

 

-  Kuran’da,  o  dediğiniz  manada  bir  ayet  vardır  ve  bunda denirki;"Sizinkitabınızsize,bizimkitabımızbize".

 

Mirzanın  bu  sözlerikarşısındaartıkona  bir  şeydemeyenTao- Li,Akkartal'adönerek:

 

-  Sayın  Akkartal,  bu  konuşulanlara  dair  siz  ne  dersiniz? Akkartal:

 

-Sizidinledik   ve   Mirza   yoldaşımızı;   "Bu   konuyuartık tartışmayalım"diye  anlıyorum.Herkesingörüşüne,şahsi  inanç  ve kanaatlerine saygıgöstermekbencenezaketveuygarlıkicabıdır.O nedenle,bunutenkitetmekyerine,dilerseniz bukonularınbizim töreselinancımızdakiyerlerinedeğineyim.Nedersiniz?

 

-Tabii,lütfen!

 

Akkartalbugenelarzuyaicabetten:

 

-  Mirza  dostumuz  ile  daha  önce  de  konuşmuştuk.  Sizlerle bu  ilk  olacak.Sözlerimin başındaşunubelirtmekisterimki;benim inanmak   konusundaki   düsturum,   Tao-   Li   yoldaşımızın   ifade ettikleriylehaylibenzeşmektedir. Dediktensonrabirfincanda,taze servisedilmişıtırlı,lezizçaydanbiryudum dahaalanAkkartal,geri yaslanaraksözlerineşöyledevameder:

 

-  Biz,  herşeydenönce,  yüce  yaratıcıGöktanrı’yıiçimizde  ve dışımızda,   varbiliriz.Sizler,yüceYaratıcıyı nasıltanımlarsınız bilmem,lakinbizonuşöyletanırvekabulederiz:Otekbaşınatam, biztekikenyarımolup,ancakçiftisekbirvetamoluruz. Enyüce Yaratıcıolarako,öncesizvesonrasız,bizgeçmişivegeleceğiolanız. Omutlakvegörecesiz varolan,bizonagörevarolanız.Onunöncesi bizemeçhul, bizim öncemiz iseşöylebilinir;Tanrı   beldesinde, neredeyse  bir  hiç  "kokusuz,  renksiz,  şekil  ve  ağırlıksız"  iken; O'nun  dilemesive  yaratmasanatıylabir  top  ışık  olup,  yeryüzüne inmiş,yerintabiatlabirleşerek değişip,endam-ı vücutsahibibirer yeryüzükişisiolmuşuz.O'nubilir,başkasınıbilmeyizbiz.


SözlerineböylecearaverenAkkartal,dinleyenlerin görüş belirtmelerinemahalvermekiçin,bekleyençayınıyudumluyordu.

 

İlkolarakTao-Li:

 

-SayınAkkartal,sanırım bunlar,törenizehastemelilkelerve nezdinizdekiyorumlarıydı?

 

Akkartal:

 

-Aynenöyledirdostum.Tao-Lisözlerinedevamla;

 

-  Bizleri  dahi  kuşatan  bu  geniş  boyutlu  ifadelere  hakikaten hayrankaldık.Birinsan,birmillet,İlahıkarşısında kendisiniancak böyletanırvetanıtabilirdi.Bizlerdahikendimiziaynıilâhîkaynaktan veonabağlıolarakkabuleder,onuifadetarzımızazçokfarklıolsa da,neticedeaynısonucavarırız.Diyordu.

 

 

 

Umum hesabınakonuştuğu halde,onaitirazedenolmayışı,bu görüşünherkesçepaylaşıldığınaişaretediyordu.

 

NitekimsözalanMirza:

 

-SayınAkkartal,buifadelergerçekten güzelvemakul,ancak, sizintörenizdetoplumsal birnizamvedüzenedairizahatvekaideler bulunmazmı?

 

Akkartal:

 

-  Var  kuşkusuz.Lakin,  bilhassa  sormak  istediğinizbir  konu varsa,bunuaçıkçasorabilirsiniz.

 

Mirza:

 

-Evet,haram,helal,farz,vacipvemekruh diyesayılanbirçok davranışölçütüvarbizde,sizdeyokmudur?

 

Akkartalsayılanbulistekarşısındamütebessim:

 

-Azizdostum, bizkısaca kötü,çirkinvezararlı olanşeylere dikkateder,bunlarıyapmamağaözengösterirken,iyivegüzeledair nevarsa,bunlarıyaşamak, yaşatmakyanlısıyız.Bizde,hayatın yaşanmasında akılsahibiherbireyiçingeneldüstur;insanınkendi kendisine  ve  başkalarınazarar  verenbütüntutumvedavranışlarıret edilir.Ayrıcailkeolarak;sanayapılmasınıistemediğinbirşeyi,sende başkalarınayapma,düsturugeçerlidir.BuradaduraksayanAkkartal,


deminbaşlayankonuyadeğinmek içinde:İnsanıser-hoşedip,keyif verenşeyleregelince;bunlarşahsiözgürlükler dâhilindesayılıp, serbestolmalarınakarşın,aklî  dengeyizaafa  uğratacakdenli  aşırı kullanımları"Kötüyekullanmak"diye  niteler,bunu  yapanlarahoş bakmaz,hattaretederiz.

 

Onlarbuminvalüzerekonuşurken, akşamkaranlığıbasıyordu. İçerigelendümenci, kaptanındaimauğradığıadaşehriKanhantu'ya yaklaşıldığı haberiniveriyordu.DenizlerÜlkesi'neseferyapan gemilerinönemlibiruğrakyeriolanKanhantu, genişbirlimana sahipti.Bununüzerinekaptanyanındakilere:

 

-  Dostlarım,  nihayet  Kanhantu'ya  varmak

üzereyiz.

Burayı

yakından   görmenizi   salık   veririm.   Hem,   eski

forsaları

indirir,

salıveririz,nedersiniz?

 

-Gemicimeyhanelerinin çokolduğubulimandagenelliklehır gürolur.Benistirahatıyeğliyorum.

 

DiyenTao-Liolmuş,ekseriyet olumluyanıtverip,Akkartal ve diğerlerikarayaçıkacaklardı. Tayfalar   herzamanolduğugibi, meyhanelere uğramak  istiyorlardı.Burasıhakikatenilginçbiryerdi. Doğalyapısı,kuşbakışıvesürrealist yorumla; sırtüstüyatandevasa birinsanıandıranKanhantu'ya giriyorlardı.Adaadeta,bacaklarından biriileriuzanmış,diğerdizbirtepeyaratacak şekildeyukarıkıvrık, ayağınolduğuyerkayalıkvekollaryanlaraaçıkyatandevasabir adamıandırıyordu.Liman,temsilibacaklarınarasındayeralıyordu. Soldizinoluşturduğutepenin  üstündedenizfenerivardı.Ahşapevler bu  tepenin  hemen  yanları  dibinde  ve  onların  önünde,  iskeleyi kasabayabağlayankumlubiryolilegenişçemeydanlık bulunuyordu. İleriuzatılmışsağbacağınayakucunda isebaşkabirfenerkuruluydu. Sağbacağıoluşturan kısmınikiyanboyunca uzanankumsalıvardı. Bununazgerisine,gemicilerehizmetveren birsürübina vedükkânlar sıralanmıştı.

 

 

 

KANHANTUCİNAYETİ

 

 

 

Kanhantu   bir   Daimyo   tarafından   yönetiliyordu.  Daimyolar

Denizler  Ülkesi  krallığına  bağlı  Dere     beylikler  olarak,  köklü


hanedanlardı vebunlarülkeyifiilenyönetenŞogun'abağlıydılar. ŞogunbuDere  beyilertarafındanseçilenvekralabağlıolarakçalışan en  yüksekdereceliamir  idi.  Limana,yeni  batmaktaolan  güneşin hemen  ardından  giren  gemi,  sahilden  görenlerin  telaşlanmalarına sebepolmuşgibiydi.Nitekim azsonrarıhtımısilahlısamurailer doldurmuştu.   Daimyo'nun   maaşlı   askerleri   olan   samurailer,   iki tekneylegemiyedoğruhareketetmeğehazır,bekliyorlardı. Buarada güvertedebulunanlar dadışarıçıkmış,limandakibuolağandışı hareketliliğihayretleizliyorlardı.

 

Tao-Ligülerek:

 

-Budanesikaptan?Seninkiler bizişenliklekarşılamak niyetindelergibigörünüyorlar.

 

Kaptanşaşırarak:

 

-Doğrusu,bunlarınhalinihiç    beğenmedim. Başımız samurailerlederdegirmesebari.

 

Derken,kamarasınageçmek  üzere  olan  Tao-Li'ye  bakıyordu. Onunbudurumabiryorum getirmesiniumargibiydi.Tao-Li kahkahaylagülerek:

 

-Bundaanlaşılmayacak nevar,baksanaşuortadirekte dalgalanan  bayrağadostum! Budurumda bizi,burayıbasmaya gelen korsanlarsanmalarındaşaşılacaknevar?

 

BununüzerineKaptangülerek:

 

-Evethaklısın,onuindirmeyi nedensehiçakıledenolmamış. Amatelaşagerekyokartık,bunlarınçoğubizitanır,sanırım birazdan durumuizahederiz.

 

Derken,azsonragemidenikifilikadenizeindirilip, korsan bayrağı   direğe   tırmanan   bir   tayfa   tarafından   sökülerek,   aşağı atılıyordu.Filikalar,rıhtımıdoldurmuşolansamuraileredoğruhızla yolalırken, bütünbunlarıkenardan izleyensivillermerakla bekleşiyordu. Nitekimyapılangörüşmesonucudurumaçıklanmış gibiydi.Herşeyerağmen,kendiniDaimyokarşısında sağlamaalmak isteyensamuraireisigemiyegitmişvegerçeğigörmekistemişti. Zira buonainanılmazgeliyordu, Katoveadamlarınınküreğebağlı olduklarınıgörerek,iknaolmuş,buhaberiDaimyo'yabizzatiletecekti.


Çokgeçmeden olayıduyankasabahalkılimanaakınetmiş; denizcilerinkorkulurüyasıkorsanlarıyakalamakla kalmayıp,küreğe bağlayankahramanları yakındangörmekistiyor,bununiçin sabırsızlanıyordu.

 

DerkenDaimyo,kaptanvearkadaşlarını konağınadavetediyor, onları, bukendiiçinayrıbirönemi haizolaydan ötürü,kutlamak istiyordu.Dışbükey, alçakbirmasadaoturmaktaolanDaimyo,kalın kaşlıyuvarlakçehreli,seyrekdişlibiradamdı. Akkartalvearkadaşları onunmasasına soldankomşubaşkabirmasadayeralmışlardı. Önce kaptanbuolaylailgilisorulanlarıcevaplamış,sonraDaimyo:

 

-Haşmetli Kralımız Tamurobunuduyuncaçokmemnun olacaktır. ŞogunHideyoşiveadamları, bunukendileriyapamadıkları için,dahaziyadekıskanacaktır. Böyleceşehrimizbütünülkede tanınacaktır. Bunedenlesizlereayrıcateşekküretmekistiyorum. Diyordu.

 

Sonrageyşalarınhizmetinde, muhabbet veeğlencefaslına geçiliyordu.Geyşalar,hemyerelçalgılarıylamüzikyapıyor,hemde enzarifvekıvrakdanslarınıbuolağanüstükonuklariçinsunuyorlardı. Bumasalsıuzakdoğueğlentisinintamortasındabulunulurken,verilen birhaberlekaptandışarıçıkıyordu. Haberigetirentayfalardanbiriydi. Dediğinegöre;Takimobircinayetekurbangitmişti.Kaptandönüp,bu haberiiçeridekilere aktardığında,Daimyofailinbulunup,derhal yakalanması emrinivermiş,hafiyesamurailerhareketegeçmişti.  Bu olay  karşısında  Akkartal   herkesten    farklı  mülahazalar  yaparak, dahaöncesinde olanlarlabağlantıkurup,kendineşöylesoruyordu; "Öldürülen nedenbirbaşkasıdeğildeTakimovebunasebepnedir?" Buaradakaptantekrardışarıçıkmış,olayıdiğertayfalardan sormak istiyordu. Akkartaliçinayrıcadikkatedeğerbirhususda,Tamuro isminiKralsıfatıylabirlikteilkdefaduymuşolmasıydı. Bunahayret etmiş,amabellietmemişti. TanıdığıTamuroilebuşahsın  aynıkişi olupolmadığıhenüzmeçhulvemerakkonusuydu. Bununiçin Daimyo'ya,mümkünse, KralTamuro'nun birtanımınıricaetmişti. Bunumemnuniyetle yapanDaimyo,açıkçaövünürken,ilkönceonun üstünbirkılıçustasıolduğundan demvuruyordu. Akkartalbu anlatılanları bellibelirsizbirtebessümleizliyorvemerakıgiderek artıyordu.  Bundan  başka  bir  soru  da  Yeşil  Ejder  Adası  hakkında sormuşvealdığıcevaponubüsbütünmerakasevketmişti.Ancak


Daimyo,Tamuroileilgilikötübirdurumdankesinliklesözetmiyordu. Aksine,  kralın  büyük  adanın  Kuzey-batınsında  yer  alan  Başkent Edo'da  bulunan sarayında  olup,  ailesiyle  birlikte  mutlu  bir  hayat sürdüğündenbahsediyordu.Buarada, işiniçindekötüemellerpeşinde olan  bir  büyücüdensöz  edildiğinide  ilk  kez  duyuyordu.Böylece kafasındakidüşünceleryavaşyavaşdahamakulbirşekilvegerekçeye bağlanmağa başlayıp,bukonudaKato'yadabazışeylersormak istiyordu. AcabaonunbuZungodenenadamlabiralakasıvarmıydı? SuikastsonucuölenTakimo’ya aynısoruyusormakneyazıkki,artık mümkündeğildi.

 

Daimyo'nunanlayış   göstermesiyle   hemen   konaktan   ayrılan Akkartal,  gemiye dönüp,  Kato'yu  çağırtarak,  onunla  görüşmüştü. Fakat   ondan   öğrendikleri   Daimyo'nundediklerindenfarklışeyler olmayıp,  büyücüyle  de  hiç  işi  olmadığını  söylüyordu.Farklı  olan sadece  Zungo'nunadası  ve  burada  bulunankalesine  dair  yüzeysel bilgilerdi.    Bu    sırada  yanındabulunankaptanınsormasıüzerine, görmüşolduğuo  tuhafdüşüveyolculuğununasılgayesiniözetle anlatmış,sonrada:

 

-İşteböyleKaptan,buralarakadargelişim,sanırımşimdidaha iyianlaşılmıştır.

 

-Hımm,çokiyianlıyorum. Bunubendeçokmeraketmeğe başladım.Keşkedahaöncebahsetmişolsaydın.Belkioölmedenönce, bu   konuda   Takimo'dan   daha   fazla   şey   öğrenebilirdik.   Şimdi Takimo'yukiminveniçinöldürdüğünü bulmalıyız. Belkio,herkim ise,bulunursa, bizedahaaçıklayıcışeylersöyler.Buaradaayrıca umalımki,  samurailerfaili  bulup,biz  sorgulayamadanönce  idam etmeseleronu.

 

-Haklısın,onuniçinhemenhareketegeçmeli.Fakatdahaönce

Takimo'yugörenvarsa,bulup,onlarısorgulamakgerek.

 

-   Evet   var,   onu   meyhanede   bir   kadın   ve   bir   adamla konuşurkengördüğünüsöyleyenYokuta'yıhemençağırtayım.

 

Derken,kaptandışarıçıkıyordu.Yokuta tayfalardanbiriolup,az sonragelerek,sorulanlarıyanıtlamıştı. Dediğinegöre;sonolarak Takimo, kırmızıgiysili,gençvegüzelbirkadınvezayıf,uzunboylu, siyah  pelerinli  bir  adamla  barda  konuşmuş.  Sonra  onlarla  dışarı çıkmış.Birazsonratekrariçerigeldiğindeisesuratıasıkveasabilikle,


ardıardınasaki(oyörehasalkollüiçki)içip,genedışarıçıkmış. Bir süresonraiseonu,sırtındanbıçaklanmış olarak,birkayıktayatar bulmuşlar. BunlarıdinleyenkaptanveAkkartaltekrarrıhtımaçıkıp, gelipgeçenlerden eşkâlleritanımlanantiptekadınveadamı sormuşlardı. Fakat  bilen,  tanıyankimseyoktu.DahasonraMirzave Lamagelmiş,aramayıdörtayrıkoldansürdürmeğe kararverip,sonra geneaynınoktadabuluşmaküzereayrılmışlardı.

 

Başınagümüşipamuktan biratkıdolayıp, gökkubbeyigüneşten teslimalmışlığın azametiniyaşayanhâlelidolunay,etrafıkesifşuaya garkederken,yerdekihernesneyigölgeatar  duruma  getiriyordu.Bu sırada  Akkartal,  sağ  tarafına  kayalık  tepeyi  almış,  onun eteğinden gerileredoğrugidiyordu.Buyol onu,tepeninarkayadüşenyamacında birkulübenin gölgede  kalanönünde,  duvar  dibine  bağdaş  kurmuş, kopuza  benzer,  üç  telliçalgısıyla içliezgilerçalanyaşlıbiradamın yanınagetiriyordu.Birlahzadurup,onuizlemiş,ihtiyaradamınbuay ışığıkonserinebiranaravermesindenyararlanarak;

 

-Ozanbaba,çokiçliçalıyorsun.Yoksasendeburalardagurbette misin?

 

Derken,yaşlıozanAkkartal'ın sesindekiiçtenliğitutarak, yumuşaksestonuylaonacevaben:

 

-Öylesayılırevladım,kimimkimsem yokburalarda, kendi halindegezenbirseyyahımben.

 

-Ozanbaba,acepsanabirşeysorsam cevaplarmıydın?Hem bunakarşılıkolaraksanabirdegümüşöderdim.

 

-  Onunsözü  mü  olur,  soracağın her  neyse  bir  sor,insaniyet namına,cevapverelimbiliyorsak,eyevladım.

 

Akkartal sözkonususanıklara daireşkâliverirvermez,irkilen yaşlıozan:

 

-Onlarıarıyorsun demek.Evetgördüm, şimdisana,uzakdur onlardan,desem,dinleyeceğepekbenzemiyorsun!

 

Derken,bunusöylemekte tereddütediyordu.FakatAkkartal ısrarlıydı;

 

-Demekonlarıtanıdınozanbaba,banayerlerini söylersen daha çokmemnunedersin!


-Pekâlâ,senbilirsin.Ama bana kalırsabunlartekinkişilerdeğil, dikkatliolmalısın.Herneyse,buyolseniileridebirkoruluğa götürür, orayıgeçince,denizeuzananfalezlerinhemenüstgerisinde,üçkatlı birtaşyapıgörürsün. Evmi,hanmıbellideğil,işteoradakalırlar. Diyordu.

 

 

 

 

 

KRİŞNA

 

 

 

Bunun  üzerine  Akkartal  vaat ettiği  gümüşü  ihtiyar  adama uzatıp,  hemen  tarifedilenyolututar. Birazsonraanılankoruluktan geçen,     nispetenkaranlıkyoldailerledikçe, yaşlarıveboyutları büyüyençamağaçlarıgiderekseyrekleşiyordu. Etrafçoksessizolup, çamlardan   uçaniri   kuşunkanatsesleri   duyuluyordu.Yerlerçok nemli,çizmeleriuzunotlaradeğdikçeıslanırken, buonundahasessiz ilerlemesineyarıyordu.Derken,azsonraağaçlararasından,tarifedilen taşyapıgörünmeye başlıyordu.Buradadikkatini,büyükçam ağaçlarının  binaduvarlarına çok  yakınolduğuçekiyordu. Gerekirse, bunlaratırmanarakorayagirilebileceğinidüşünüyordu. Şansına,onun geldiğiyöneaçılanbirpenceredendışarıcılızbirışıkbileyansıyordu. Bupencerebinanınikincikatındabulunmaktaydı. Bununtamönünde irivekalındallıbirsarıçam, çatıyakadaryükseliyordu.Nihayetgelip, yeredeğen koyu  yapraklı  dalların  altında  duruyordu.  Binanın  dış kapısı  deniz  tarafına  yakın  olan köşeninazberisindeveel’ankapalı görünüyordu. Birlahzadurup,etrafıdinlervesonraağaçgövdesini inceleyip,tırmanışageçer.Hızlıvesessizbirtırmanışla, azsonra, deminışık yanmaktaolan  pencere  hizasındakidalın  üzerine  ulaşır. Fakat   nedense   ışık   oradankaybolmuş,lakinpencerehâlâaçıktır. Buradaniçerigirmekiştenbiledeğildir.Nitekimazsonra,uzuncabir adımla   bunu   denemek   üzereyken,   ışık   tekrar   belirince   durur. Hemenkarşıda açılankapıdan içeri,elindeışıklabirigirer.Azsonra bunun  tarif  edilen  kadın  olduğu  anlaşılır.  Bir  ara  durup,  ellerine bulaşançamsakızının,o  kendinehas  rayihasınıkoklar.Bu  arada odadakikadın,elindetuttuğuışıklaöncebulunduğu yerdesağasola bakınıp,  sonra  tekrar    dışarı    çıkar.    Çok    geçmeden    bir    üst pencereden   yansıyan   ışık,   onun   yukarı   kataçıktığınıgösterir.


Hemen  daha  yukarı  çıkaran  dallara  basıp,  çamın  doruğunaulaşır. Başınıışıkgelenyanaçevirmeğedavranırken,tamosıradaşaşkınve iriiribakan birçiftgözileyüzyüzegelir. Busevimli birBaykuştur. Öylecekıpırtısızdururken, adeta"Sendekimsin"dercesine onu izliyordu.Baykuşbuhaliyleonaçoksevecengelip,eliniuzatarak, tersi  ile  yumuşak  göğüs  tüylerini  okşar.  Böyle  bir  karşılaşma  ve temasaalışıkolmayan Baykuş, birandayerinden silkinip, yumuşak tüylübüyükkanatlarını tamaçmadan,öncekendiniboşluğabırakırve dallararasından sessizcesıyrılıp,ötedekiağaçlaradoğruyönelirken kanatçırpmağabaşlar.

 

Duvardaki,belli  yerine  konacağına,biteviyeelde  dolaştırılan ışık,  kadının  evde  bir  şeyler  arandığını  gösteriyordu.  Nitekim  o pencerede  az  sonrakaranlıktakalıp,bu  kez  başka    bir    bölüme geçiyordu.Akkartal,  içeriaçılanpenceredenbir  panter gibiçevik  ve sessizcegeçip,açıkdurankapıdan tahtadöşemekoridoraatlar.Bu sıradaayaksesleriveışığınonadoğrugelmekteolduğunu farkedip, kapıardınaçekilir. Mahutkadınazsonraelindeçerağlaorayagirer. Fakatsankibirşeylersezinlemişgibi,birandurur,sonrabiradım dahaatıp,  tekrardurur.Oandaarkasından uzanançelikellerdenbiri çırağı  tutan  kolu  kavrarken,diğeri  ağzınakapanıp,sıkıca  kendine çeker.Elivegöğsüarasınasıkışankadınbirandehşetle irkilip, gerilerek çığlıkatmakister,lakinağzından iniltidenbaşkases çıkaramaz.Sonraonunbaşınıkendineçevirip,fısıltıyayakınbirsesle:

 

-Canınıntatlıysakıpırdama.Dediklerimi yaparsansanakötülük yapmam.Dervebuteminatınıpekiştirmek içinonunyüzünükendine çevirip,korkuylaaçılmışkaragözlerine bakarakonaybekler.Kadın, "tamam"anlamında gözkırpınca,eliniağzındançeker.Sonra caydırıcılığıpekiştirmeküzerekemerindekikamayıelinealır;

 

-Şimdibanaouzunboylu,karapelerinliherifinyerinigöster, düşönüme,çabukol!

0
0
0
Yorum Yaz