Tanrı Dağlı Akkartal 2.Bölüm; GÖKBÖRÜ OYUNU

2014-07-29 08:13:00

GÖKBÖRÜOYUNU

 

 

 

Büyüksarayınönündeyeralangenişdüzlüğe pekçokçadır kurulup,müsabakaların yapılacağıbölümlerdüzenlenmişti. Yarışmalarakatılmaküzere,  uzak  il  ve  ülkelerdengelen  konuklar KağanOtağı'nın   solunda kurulu   süslü   çadırlara   yerleşirken, sağdakilerde   ülkeiçinden gelen seçkinkonukveyarışmacılar konaklıyordu. Yüksekduvarlarlaçevrilisarayınarkasındabaşlayan ormanlıkalan,yarışmaveşenliklerinyapılacağı genişsahayıda çevreliyordu. Yirmigündürsürenşöleninardındanasılilgiyi, başlayacakolanyarışmalar çekiyordu.Ogünekadaryenilip,içilerek eğlenilmiş, bundansonrayiğitlerermeydanına boyölçüşmekiçin çıkıyordu.Onedenleşehrinbütünhanlarılebalepdolmuş,pekçok yeniçadırkurulmuştu. Buyarışlarauzakdiyarlardanitibaredileceği bilindiğiiçin,ferdimüsabakalar ikinci  fasılada  yapılacaktı.  Nihayet vakit   dolmuş,   yarış   davullarıçalmağa,   yarışçılar   ermeydanını doldurmağabaşlamışlardı.

 

Güzelbir   baharsabahıydı.Muhteşemonaltıdirekli,dokuz tuğluotağınhemenönünde,yüksekbirzemindekurulu,ayaklarısom altın,görkemiyle gözkamaştıranTaht,yenisahibinin  oturmasıiçin özenlehazırlanmıştı. Butöreniçin,enarkadaseyircikitlesi,onların birazönünde görkemli üniforma vepusatlarıilekollukkuvvetleri, onlarınönündeçopendozlaruzuncabirsıraoluşturmuş,kağanınteşrifi bekleniyordu.


Nihayetsüslüotağınzümrütyeşiligirişperdeleriyanaaçılıp, kırkyaşlarında,orta

 

boylu,incebıyıklı, uzunsaçlı,keskinbakışlı, hafifçekikgözlü kağanMoyenÇorseriadımlarlaöndençıkıyordu. Onu,hemen arkasından üçdünyagüzeligençkızveonlarıülkeninsaygınTarkan, Noyanve    beyleriizliyordu.Bukızlardanbirikuşanacağıkılıcı,biri kağanlıktacını,diğeriisesarı-kırmızı-yeşil renklerdenoluşanüç parçalı   ipekbir   flamataşıyorlardı.  Kağan,  halıdöşeli   yolu   beş adımda   geçerken,   pahalıkumaşlarlaörtülü   üçbasamağıtırmanıp, altın  tahtın  önünde  tebessümle  çevresini  süzüyordu.  Onu  izleyen kızlarikincibasamakta sıraylataşıdıklarıgeleneksel simgelerikağana sunuyorlardı.

 

Öncetacı,ardındankılıcıkuşanankağan,bugörüntüsüyle daha birhaşmetveheybetkazanıyordu. Yakutvezümrütkakmalıgümüş taç,tamortasındaaltındanbirkurtbaşıiletezhipedilmişti. Giysileri sonderecemahirane işlenmiş, derivealrenkliipektenyapılmışlardı. Kendisine ensonsunulanüçrenkliflamayıalankağan,sağeliylesol yanındansarkankurtbaşlıkılıcıçekerekhavayakaldırıyor,o  ana kadarsessizliğinhâkimolduğuortambirdencanlanıyordu:

 

-YaşasınyeniKağanMoyenÇor!

 

Tezahüratlar yükselirken,bunuçekilerekyukarıkaldırılan  kılıç şakırtıları, çalınandavulvezilsesleritakipediyordu.Tebrikve selamlaşmadan sonrailkyarışolan,töresel"Gökbörü"oyunu başlayacaktı.  Kağan  sol  elinde  tuttuğu  flamayı  havaya  kaldırmış, hızlaaşağıindirerekbüyükoyunubaşlatıyordu. Oyunaiştirakeden takımlarbeşerkişilikyediayrıgruptanoluşuyordu. Yaklaşıküçyüz adımötedebirçukurabaşsızbiroğlakbırakılmış,kazanacaktakımbu oğlak  gövdesini  oradan  alarak,       rakip  takımlara  kaptırmaksızın, yarışınbaşladığı,  üçrenkli,ananevişölenbayrağının asılıbulunduğu gönderindibinebırakacaktı.

 

Derken,nalsesleri yerlerisarsmağabaşlamış,çopendozlarbiran önceoğlağınbulunduğu noktayaulaşmaküzereatkoparmışlardı. Bununiçin   kamçılananatlar,koşarkenazgınbirçığı    andırıyordu. Rakibiengellemekiçinbuoyunda,hemenherşeyserbestti.Kamçıyla ele,  yüze  vurmaktantutunda,  çekerek  attandüşürmeye  varıncaya


kadar  herhareketyapılabilirdi.Halknezdindebuananevioyunçok yertutup,katılantaraflariçinsavaşgibiciddisayılıyordu.

 

Nitekim  çok  sürmeyip,  hızla  giden  atlılar  bir  biri  ardından oğlağın  bulunduğuçukurunyanıbaşınaulaşıyordu. Ancakhenüzhiç biriçukurdakioğlağahamleyeyeltenemiyor,dahaelverişlibiraniçin etrafındadairelerçiziyorlardı.Takımlartamamenkarışmış,meydan bir   sel   girdabı  durumuna  gelmişti.  Esasen,  kim   kimin   nerede koştuğuna  dikkat    etmek    ve  ona  göre  davranmak    zorundaydı. Nitekim,   ilk   fırsatıdeğerlendirenbirçopendoz,karadonluatıyla doludizgin çukurunbaşınagelince,athızlayanındangeçerkenyere eğilmişveoğlağıarkaayakbileğindenkaparakkaldırmıştı.     Bu, oyunununenzorhareketive   mühimbiraşamasıydı. Atınıbitiş çukuruna doğruhızlasürerken,altındakikaradonluaygırkoşmaktan öte,sankiuçuyorgibiydi.Onubiratboyuarkadan izleyendoruat takımarkadaşlarından birinitaşıyordu.Sağvesolgerisindengelen atlılardiğertakımlarınçopendozları olup,atlarhızlakoşarken,onlar naralaratıyorlardı. Ortanoktadanbaşlayanbirhelezonikaçılım,önde koşanınardısıragiderekgenişliyordu. Öndegidenkaradonlu küheylanayetişmekiçinçılgınbirtempoilekamçılanan atlararayı kapatmağabaşlıyorlardı. Nitekim ikitaraftaniyiceyaklaşanikitakım arkadaşıonuortalarınaalmışlardı. Arkadanvediğeryanlardan yetişmeküzereolanrakipçopendozlar önegeçmekistiyorlardı. Böyleceoğlağıkapabilecekleribirortamyaratmak peşindeydiler.Zira öndekoşanüçlügrubunhızınıancakbuşekilde kesmekmümkün olabilirdi. Bubaşarılırsa,   sıraoğlağıkapmagirişimine gelecekti. Ancak,karadonluküheylanıgeçmekhalenzorgörünüyordu. Bunun için  arkadangelen  rakiplerinonun  süratinikesmelerigerekiyordu. Onlarınkonumunubilenüçlü  grubunçopendozları,oğlağıkapmış olanarkadaşlarınıkorumakiçinkamçılarınıgerivesağasoladönerek, önleyicibirşekildesallıyor,neonayaklaşılmasına, ne    geçilmesine fırsatveriyorlardı. Arkadantakipedensıralardevamlıdeğişiyor, atlılarınkimiönegeçerken,kimigeridekalıyordu. Buhelezonikkoşu durumugiderekdahagenişbirçemberedönüşürken, buarada kendiliğinden oğlağahamleyeimkânverecektehlikelibirortam oluşup,heranbirkeşmekeşçıkabilirdi artık.Çünküöndegidenleren arkadagidenlere yetişmişvebunlarınçoğurakipçopendozlardı. Nitekimdurumufarkedenrakiplerdizginkasıp,atlarınhızınıhemen


keserek,sağasolasarkılarak yanlardan geçişeengelolmağa başlıyorlardı.   Budurumda   kara   börklü   ve   takım   arkadaşları mecburen   yavaşlıyordu.   İşte   tam   bu   sıradaarkadanyetişenbir çopendoz,engellemelere rağmensolyandansokulmuşvesoleliyle oğlağı  bir  bacağından  yakalıyordu.  Onu  izleyen  takım  arkadaşları da   onu   arkadandesteklemekiçinyaklaşıyordu.Birhamleederek, yakaladığı oğlağıkendineçekmiş,lakinonukarabörklüden alamamıştı.   Birikidenemedahayapmış,amagenebaşaramamıştı. Budefabütüngücüyleasılmakiçinharekete geçmiş,  lakinazsonra bunapişmanolmuştu.Çünküherhareketini izleyenkarabörklü,bu çekişekarşıdireneceğine, bununtamaksiniyaparak,  oğlağıserbest bırakırmış  gibi  aniden  o  tarafa  eğilmiş,  bu  ise  onu  yakalayana dengeyikaybettirip,oğlağıbıraktırmakla kalmamış,onunattan düşmesinesebepolmuştu.

 

Böylecerakibinden kurtulmayıbaşarankarabörklü, arkadaşlarının    yolaçmasındandayararlanarak,atınıbitişnoktasına doğrutopuklamıştı. Lakinbusırada,elliadımilerdeveaynıyönde dairelerçizenbaşkaatlılarvardı.Onunyöndeğiştirip, kendilerine doğrugeldiğinigördüklerinde hemengemkasıp,durmuşlardı. Seyirciler    bu    esnada  nefeslerini       tutmuş,       heyecanla       bu mücadeleyi   izliyordu.   Kara   donlu   aygırın   ilerde bekleyenlerle korkunçbirşekildeçarpışmasıanmeselesiydi. Eğeryolukesenler çekilmezlerse, bukaçınılmazgörünüyordu.Fakatkorkulduğugibi olmayıp, gelenatlınınkararlıtutumuönünükesenlericaydırıp,  onları sonandayoldançekilmeyezorluyordu. Busıradahemenarkasından takipedenrakip atlılarlaarasında ancakikiatboyumesafevardı. Yoldançekilenlerden açılanaralıktan     sadecebiratlıgeçebilirdi. Nitekim onungeçişindenbirlahzasonra,arkadangelenler,yoldan henüztamçekilemeyenlerle gürültüyleçarpışıp,atlarındanyere uçuyorlardı.

 

Bu  arada  yolu  tamamenaçılankara  donlu  çopendoz halkın yoğun  alkışlarıarasındabitiş  noktasınayöneliyordu.Arada  az  bir mesafe  kalmış,  biraz  sonra  yarış  bitecek  görünüyordu.  Fakat  bu esnadahiçhesapta olmayan birşeyolarak,hernasılsaatınatekrar binmeğibaşaranilkdüşen,arkadangene   yetişmeküzereydi.   Kara donlu  bundanhenüzhabersizdi. Lakinbiraniçgüdüsel olarakgeriye bakarakonufark etmiş,atını yenidenmahmuzlamış,herihtimalekarşı


sağyanındansarkanoğlağısolunaaktarmıştı.Son anda onu kaptırmak niyetinde değildi.Derkenbayrakdireğinindibinevarıncagemkasan karabörklü, atı  şaha  kalkarken  oğlağı  bitiş  noktasına  bırakarak, seyirci   kitlesinin   coşkun   alkışlarıarasındatakımıyla   bu   zorlu mücadelenin galibioluyordu.Bu  takım,  ünlü  Koca  TuğrulDergâhı yarışçıları  ve  bu  çopendoz,  kadim  kılıç  Alpagut'u  taşıyan,  her dalınfavorisiAkkartal'ınta kendisiydi.

 

Nitekim,bu  takımyarışınıferdimüsabakalarizliyorve  yapılan karşılaşmalarda rakiplerine   üstün    gelen    Akkartal'ın   henüz yenişemediği  bir  rakip  olup,  onunla   kılıçtaberabere kalıyorlardı. BuTamuroadlıyabancıkökenlibirsavaşçıydı.Nitekim, gösterdikleri başarılardan ötürüalkışlareşliğindeonlarıödüllendirmek isteyen Kağan,karşısında dimdikduran,buyiğitliğintimsalisavaşçılara hitaben:

 

-DeğerliCilasunlar,gösterdiğinizhünerlerigerçizevkleizlemiş bulunuyoruz. Lakin,yarışlarınbirincisiolabilmekveyiğitleryiğidi namınaulaşmakiçin,sizlerisonbiryarışdahabeklemektedir.Buise, enasliveenkadimyarışmatürüolup,silahısadecesözdür.Derken, bir  an  etrafı      süzen  Kağan,söze  devametmek  için  ses  tellerini akortlayıp,sonraözelbirvurguyla;

 

-Unutmamalı ki,bubiroyunolmaktanöte,ciddibir karşılaşmadır.Sözükısa, izanı keskinolankazanır.  Varmısınızşimdi buna?

 

Derken,karşılıkverensavaşçılar,toksesle:

 

-VarızuluKağan!

 

-Ohaldebuyurun,derhalbaşlayabilirsiniz!

 

Kağanınbusözlerinden sonraetraftançıtçıkmıyor,seyirciler merakınzirvesiniyaşıyorlardı.İkisüper   savaşçıarasındaaz   sonra geçecek olansözelmüsabakanın  nasılbaşlayıp,  nasıl  sonuçlanacağı tambir  muammaidi.İlk  söz,adetolduğuüzere,konuksavaşçıya aitolacağından,Akkartaldahimerakiçindebulunuyordu.Acabarakip Tamuroneilevenasılbaşlayacaktısöze?

 

Aralarında   bulunanmesafe    sadece    bir    buçuk    adımlıktı. Yönleriönce   kağanadönük   iken,   onu    başlarıyla   selamlayıp, akabinde  birer  yarım  dönüşle  karşı  karşıyagelmişlerdi.Birbirine


dikilenbakışlar,çatışanikiyıldırımmisali,kıvılcımlarsaçıyordusanki etrafa.İzleyenler, istem dışıkendigözlerinikırpmış,bubakışma, zihinlerde infilakedenbirbombatesiriyaratmıştı.Zorlurakiplerin bakışlarıkıpırtısız,yekdiğerininruhiderinliklerine inmekveonu çözüp,geripüskürtmek istergibi,birbirinesaniyelercedikilikalıyor, buan,seyredenleredakikalargibiuzungeliyordu.

 

GözlerihafifkısıkduranTamuro,saçıtepesinde deribağla bağlanmışbirtopuziken,Akkartalkumralhafifbukleligürsaçınıkara birbörkleörtüyordu. Adalelikolları,genişomuzhizasındanitibaren çıplakvebilekleri pazıbentli idiler.Herikisidesiyahderidenmamul savaşçıyelekleri,çizmevekispetgiymiş,incebellerini saranyaldızlı kemerlerdenuzunvegörkemlikılıçlarısarkıyordu.

 

Nitekim,ağırbirsestonuylakonuşmağabaşlayanTamuro,tane


tane:


 

 

-Öncekendinitanıteyrakip,adın,sanınnedir,onubilelim?

 

Bu  soru  izleyenlere,  sanki  sadece  Akkartal'a  değil,  herkese


yönelikimişgibitesirediyordu.

 

Akkartalduraksamadan:

 

-  Tanrı Dağlı  Akkartal'ım  ben.  Başka  sorun  var  mıdır  ey Tamuro?  Derken,Tamuro'nun biranlıkhâkimiyetini gürsesiyleihlal ediyordu.

 

BunakarşınTamuroalaysıbirtebessümle:

-Bukadarınıbilirdik,ancakeminolmakgerekti.Diyordu. Akkartal'ın   cevabını,   önce   gülen   gözleri,   sonra   aralanan

dudaklarıarasındabelirenmuntazamdişlerivermiş,sonratoksesiyle:

 

-Teminoldunmuartıkeyrakip?

 

-Evet,kesinlikle!

 

Akkartalbusözelzeminüzerinderakibesondar  beyiindirmek


için:


 

 

-Eminolanadamabaşkasorugerekirmieyrakip? BeklenmeyenbukesişTamuro'yubiranbocalatarak:

-E,evet.Maalesef!Dedirtiyordu.


MağrurbakışlarıyereyönelenTamuro'yu izleyenler,hayretve şaşkınlıkiçindekalmış,lakincevapalamayınca omuzsilkip,dudak büküyorlardı.Görünüşebakılırsakarşılaşma bitmişti.Fakatmeselenin çözümünüçoğukimsehenüzkavrayamamıştı. Çünkübu    kısa diyalogunmânâ  derinliğinitahlil  etmek  sıradankişiler,  kara  budun içinkolayolmayıp,hattabelkideimkânsızdı.

 

Oysa   Tamuro     bu   sonuca   o   denli   esef   etmeyip,   bunu rakibin  elini  içtenliklesıkarakgöstermişti.Kağanbaştaolmaküzere, tavırsahibikişiler   konuşmaakışınıblokeedip,onunkaybetmesine yolaçannokta-inazarıçoksürmedenanlamışlardı.Kağanıselamlayan ikisavaşçı,  coşkunalkışlararasındahuzurdanayrılıyordu.

 

EsasenDenizlerülkesinintebdilikıyafetetmişhükümdarı olan Tamuro,birgünsonrayurdunadönmekiçinyolaçıkarken,büyük ödül,kocabirkesealtınailaveten,kağanlığın "Yiğitleryiğidi" kadirşinas  belgesini  de  yanında  taşıyordu.  Gerçekte,  Tamuro'nun atalarıdayüzyıllaröncesindebuanakaradanderyaiçineserpilmiş gibiduranadalarülkesinegöç   etmişlerdi.  Orada  kendilerince  bir uygarlık  kurmuş,  bağımsız  olarak  yaşıyorlardı.Tamuro buyarışlara dairhaberi,ülkesinegelenticaretgemilerinden öğrenip,     kendini denemek içinyolaçıkmış,şimdigeridönüyordu.   Öncegüneşinoğlu Tamuro'yu ülkesinesalimeniadeedip,sonrabüyükyarışlarakabinde nelerolupbittiğinedönelim:

 

İkinci  günün  akşamında,  "  Yiğitler  yiğidi  "  sanı  ve  büyük ödülü    hak    eden  Akkartal,  takım  arkadaşlarıylabirlikte  sarayda, kağanınşerefkonuğuolmuşlardı.Kağanvemaiyetindenbaşka,sadece hizmetçilerin bulunduğubudavet,bilhassaonlariçindüzenlenmişti. Zengindonanımlı, büyükdikdörtgenmasadaoturulmuş, sağkısa kenara tekbaşınaoturanKağanMoyen Çor,sağyanına Akkartal'ı alarak,onunlabilhassailgilenirken, karşı  kısa  kenara  kağanın  yeni yetişen  oğlu  Bögü  Şad  ile  çopendoz  takımının  öteki elemanları masanın  uzun  kenarlarını  paylaşmışlardı.  Kağanın  hizmet  alma teklifini  Akkartal  hariç,  bütün  arkadaşlarısevinerek,hemen  kabul etmişlerdi. Zirayaşamaktan biramaçlarıdabuyduzaten.Akkartalbu teklifibirşartlakabuledip,bumeyandaolarak;


-  Ulu  Kağanahizmet,budunve  kamuya    hizmet    demektir. Bundan kaçınmakgeçmek   aklımızdan.   Lakin,   destur   olursa, bendenizbunufahriolarakicraetmeğidilerkağanım?

 

Derken,    Kağanın    hoş    ve    uygun    gören    mimikleriyle rahatlıyor,    kağanlıktanulaşacakher  buyrultuyuşeref  sayıp,  buna derhalicabetetmeğiteminenekliyordu. Bundanmemnunvemüsterih olanKağan,ilerleyenvakitnedeniyleistirahataçekilirken, Akkartal'a hitaben:

 

-Akkartal,demekyarınsabahyolaçıkmaktakararlısın?

 

-  Evet  kağanım,  destur  verilirse  niyetimizde  bu  var.  Zira, dergâha ulaşmakvemuazzez    hocamız    Kam    Ulutolga'ya Kağanımızınselamve   hediyelerinigecikmedensunmakisteriz.

 

Kağan:

 

-Pekâlâyiğidim,destursenindir. İstediğinzamangitmekte azatsın,   amma   bizleri   unutmayacağını   umar,   ilk   fırsatta   gene görüşmekisterizha.

 

Akkartal:

 

-YolagideninakıbetinigerçiTanrıbilir,lakinbizekalırsasizleri görmektendaimabahtiyaroluruz.  Kağanımız bundankuşkusuzemin olabilirler.

 

Akkartal'ınsonsözleriylegülümseyenKağan;

 

-Bu"emin"sözünleaçamayacağın kapı,alamayacağınkaleyok gibi.Benlafıuzatmadan,"sanainanıyorvebekliyorum", diyeceğim, tamammı?

 

BunagülümsemektenkendinialamayanAkkartal:

 

-Fakatsizekarşıbaşarılıolamadığımı görüyorum."Eminim" demediniz çünküKağanım! Diyelatifeyapınca,busözlerkağanın hoşunagidip,şenbirkahkahaatmasınayolaçarvesonra:

-Güzelvakitgeçirdik,şimdihepinizeiyigecelerdiliyorum! Derkenkalkıyordu.Onuizleyenherkes,saraydakendisinetahsis

edilenbirodayaçekiliyordu.Akkartal,yolgösterenbiruşaklaodasına

giderken,loşbirkoridordangeçiyorlardı.Oesnadasağtaraftabir odanınkapısıaçılarak,içerdeyananışıkta  güzelbirgençkızileorta


yaştabirkadıngörünüp,aralarında anlamlıbirşekildebakışmışve sonra gülüşerek,   kapatıyorlardı   tekrar   kapıyı.   Aynı   koridorun sonunda   bulunan     odayageldiklerinde, Uşakonuiçeribuyuredip, geridönmüştü. İçerigirenAkkartal,kapıyıörtüp,hazırlanmış olan misk'iamberkokuluyünyatağasırtüstüuzanıyordu.Birsüreböylece yattıktansonra,köşedeyanmaktaolanşamdanısöndürmek ve soyunmaküzeretekrarayağakalkmıştıki,kapıyavaşçaçalınıp,sonra aralanarak,  içeri    genç  bir  kız  giriyordu.  Bu,  az  önce  koridorda gördüğükızdı.Akkartal onabakarkenşaşkındı. Kız,dalgalıkumral saçları,kestane rengigözleri, çatmakaşları, zarifburnu,uzun kirpikleri,kıvrımlı  şuh  dudakları  ve  mevzun  boyuyla  destansı  bir güzelliğe sahipti.Üzerinesadecemaviipekten,hafifaçıkbirgece tuvaletigiymiş,şamdanın ışığı,giysileri, uzunsaçlarıvepembe dudaklarındaharelermeydanagetiriyordu.

 

Nitekimkızonahitabenmuzipbiredaile:

 

-Sizirahatsızetmiyorum umarım!Diyebaşlayıp,onun duraksamasındanyararlanarak,şöyledevamediyordu;

 

-Benitanıyamadınız galiba?TümenbaşıArıkbuğa'nınkızı Tangülü'yüm. Hatırladınızmı,sizinyarışlarıbaşlatanflamayıtaşıyan veonukağanaverenbendim?

 

Akkartalyarışıbaşlatanoişaretebilhassadikkatettiğinden, onu hatırlayarak;

 

-Evethatırladımşimdi.    Neyapabilirim siziniçin?Kız,sanki aklındangeçenlerianlamışgibi:

 

-Sizinlekonuşmakvetanışmakistemiştim. Çünkübununiçin başka  yerde  fırsat  olmadı  şu  ana  değin.  Ama  taciz  etmişsem bağışlayın,çıkıpgiderimhemen.

-Hayır,vaktingeçkinoluşukarşısındabirazşaşırdım,o kadar. Sonrakızizinisteyerek,amacevapbeklemeden,azönceonun

kalktığıyatağayaklaşıp,   alt   kenarına   oturuyordu.   O   ise   halen

ayaktavehayretlekızıizliyordu.Kız,konuşmavedavranıştarzıyla çokdoğaldı.Yatağınüstkenarınıgösterip,onadaoturmasınırica

ediyordu.

 

Fakatonuntereddütettiğinigörünce,alaylagülerek:


-  Hayret,yiğitleryiğidiAkkartal,meydanlardakikadarcesur değilmişmeğer.Hanineredekaldıo pervasıztavırlarınız?

 

Kızınbu  tarz,beklenmedikkonuşmalarıAkkartal'ıneredeyse çiledençıkaracaktı.Fakato  kendinitutarak:

 

-Kimdemiş.Lakinbirazfazlailerigitmiyormusunuz Noyan kızı?Hemumarım burayagelmedenöncebabanızdandestur almışsınızdır?

 

-Töremiz onsekiziniaşmışbekârkişiiçinbunagerekbırakmaz? Amasizolakibuyanlarınıbilmezsiniztörenin.

 

-   PekâlâTangülü   hatun,   beniteminettiğinizivar   sayalım. Başkanesormakistiyordunuzşimdibenden?

 

-Doğrusuaçıksözlüyümdür, bunufarketmişolduğunuza eminim.  Bütün  kızlar  gibi  ben  de  sizi  değer  görüp,  muhakkak tanışmakistedim.Ayrıca,bekârolduğunuzu işittim.Ancakbir yavuklunuzdayokmuydu,bunuçokmerakettim?

 

Tangülügülümseyerek bunlarısayarken,alenitavrı;şuacunda cezp  edemeyeceğim  erkek  bulunamaz,  diyordu.  Doğrusu,  bunda haksızdadeğildi.

 

Akkartalgülümseyerek,kısaca:

 

-Sizkızlar   hep   böyle   meraklımısınızdır   bilmem.   Ama, doğrusunu   isterseniz,   cüretinize   hayran   kaldım.   Güzellik   ve cazibenize,Tanrıbağışlasın,diyecekyok.Sorunuzadaircevabım ise; hemvar,hemyok.

 

-Fakatbunasılolur?

 

Akkartal butatlıbelakarşısındadahafazladayanamayıpgülmüş vesonraonacevaben:

 

-Bunukolayanlamayacağınızı biliyorum.Evet,biryavuklum yokveolmazda.Enazından dahauzunbirsüreiçinbuolmamalı. Bilmemanlatabildimmi?

 

-Hayır,anlayamadım. Hemanlaşılacakgibibirgerekçe söylemediniz   henüz.UmarımalayetmiyorsunuzbenimleAkkartal Beğ?


-Hayır,kesinlikle. Anlaşılanbunusizeanlatmamzoriş,hatta belki  imkânsız. Fakat,değilmikibendenizbirsavaşçıveyolukılıç yoludur,ohaldeböylesibirmesuliyeti taşıyamaz.  Yani,  aksi  halde ikisindenbirini  bırakmakgerek.  Şu  durumdaise  ben,gücenmeyin lütfen,öncekılıcıseçmişim.Umarımanlatabilmişimdirartık?

 

-  Evet,  sanırımşimdi  anlıyorum.Ancak  size  yine  de      hak veremiyorum.Çünkübencehayatzaten başlı başına,kılıçladakılıçsız datehlikeverisktaşır.Ziraölümkılıçtaşıyanlara hasbirakıbet değildir.Bilakis,yaşamavadesitamam olup,ömürmühletibiten herkesbirgünölür.Öyledeğilmi?

 

-Yo,yoo,beniyanlışanladınız. Ölümden başkaşeylerikast etmiştimbençünkü.

 

Kız,karşıkonmazcazibesivemantıklısözleriylebastırırken, o bundankurtulmakvebaşındansavmakçabasındaydı.Amanafile,zira buakılcısözlere karşıcevapbulmakçokzordu.  Onunla  bu  konuda tartıştığınahayıflanırken, mevzuayanlışbaşlamışolduğunu düşünüyordu. Şimdioda,Tamurogibihatayapmışveişte kaybediyordu karşılaşmayı.Oysaki,    onunlabukonuyuhiç tartışmayıp, dahabaşlangıçta: "Bakgüzelim,    bensevmekve sevdalanmayıkendimeyasaketmişim.Haydisanagülegüle."diyerek, bitirmeliydisözü.Fakat  o  bunu  yapmamış,  yapamamıştı nedense. Çünküel  kızıus    vealbenisiyle   yamançıkmıştı.Hemkaç  tane Tangülü'nerastlamıştıhenüzki.Çeliktemreninezehir sürülüonoktan dahaamansızveölümcülbirsilahlavuruluyordu işte.Başıdönüyor, beynizonkluyor,düştüğühaleinanamıyordu.Şimdiaklındangeçen, bukızınkendiliğinden kalkıp,bir   kelime   dahi   söz   etmeksizin gitmiş  olmasıydı.  O  an  hemen  yatağa  düşer,  sabah uyandığında bunlarıbir  düştenibaretsayabilirdi.Ama  yapmıyorduişte,kalkıp gideceğine, oturduğuyerdehafifçegeriyekaykılarak,yatağadayadığı sağkolunudesteketmiş,masumvemahzuntavrınahalisbirhayranlık katarakonuizlerken,gitmeyihiçdüşünmüyor gibiydi.Nitekim dakikalar sonra,olancairadesinitoplayanAkkartal    tekrar konuşabiliyordu.

 

-Kimbilir,belkisenhaklısın. Yokyok,belkideğil,tamamen haklısın,amaneolur,lütfenbukonuyuburadakeselim,vesenartık-


Onunbütünhallerinikâhelem,kâhümitleizlemiş olanTangülü, oturduğuyerdenbirhamledeayağakalkıp,sonratitreyensesiyle;

 

-Tamam! Anladım.Meraketmehemengidiyorum. Sanatatlı uykular dilerim. Fakatbeniunutmaemi.Uzunyollarınbirgünbiter, veyabıkarsanartıkoyollarıaşmaktan,arabeni,olurmu?

 

Bu  sıradakırpılanuzunkarakirpikleriarasındansüzüleniki damlagözyaşıgülpembesiyanağındanyuvarlanırken, Akkartalona sadece:

 

-Dilerimöyleolur.Diyordu.

 

BirçırpıdakapıdançıkanTangülüloşkoridordaceylançevikliği ile  odasının  yolunu  tutarken,  elinde  sadece  onun  eline  bir  an dokunmuş olmanınyakıcısıcaklığıkalmıştı.Akkartalüstündekileri bilesoyunmadan,birtestişarapiçip,sarhoşolmuşçasınabirharabati ileaçıkduranyatağadüşüyorveöylecekalıyordu...

 

 

 

 

 

 

Oşimdibirdüşteydi;

 

 

 

Yolaçıkalıberi,atıKaraşimşek’le

 

Tambirhaftageçmişti,yorucuhareketle BirpınarınbaşınauğramıştıyollarıYeşilçimenörtülübirçayırdıburası

 

 

 

KaraşimşekotlaktagönlünceyayılırkenO dayediazığındakurutulmuşetlerden Birazdinlenmekiçinçimenlikpekgüzeldi Çokgeçmediaradan,yereuzanıverdi

Acıkişnemesiydiatın,birazsonraduyulan

 

 

 

Fırlayıp,kalktıayağauyandığıuykudan


Elkabzada,etrafınabakınıncasüratle, Birkobranınbaşıydıgördüğüazilerde Kabzayıbırakıp,aldıyayınıyerden Nişanalarakokufırlatacakken

 

 

 

Nehikmetse,yılandilegelerekbirden; Eycengâver!Diyerek,onahitaben; Gerekmezüstümesalıvermenokunu

Neatına,nesanazararetmekkastımyok

 

Amasanailetilecekhaberlerimsepekçok

 

 

 

Ya,demeköyle,söyledebarihemen

 

Herneysehaberlerinbiranöncebilelim

 

 

 

BenDenizlerülkesindengelirim.

 

SenideTanrıdağlıAkkartaldiye,bilirim. İnisidirTamuro'nun,benisanagönderdi Birzalimintuzağınadüşmeküzerekendi. Sanahaberiletmeyibacısınaosöyledi…

 

 

 

Eyfilan,bilmemkiTamuro’yunerdenbildin Lakin,buhususudanışırımbirdehocama Uygungörürgörmez,çıkarımhemenyola Tengrinasipeder,onlarıbulurumonlarıda…

 

 

 

DENİZLERÜLKESİNEYOLCULUK


Akkartalsabah uyandığında,neredeysekuşlukvakti olup, herkes çoktankalkmış, ohalâgördüğütuhafrüyayıhatırlıyor, böylesini daha öncehiçyaşamadığınıdüşünüyordu.

 

Derkenkapıaçılıp,düngeceTangülü ile    gördüğü  hatun,bir tepsidegetirdiğikahvaltıyımasayabırakıp,çıkıyordu.BuTangülü'nün halasıAytolunidi. Birazsonra  onu koridordakarşılayanAytolun,ona gülrengi,ipekbirmendilverirken, bununTangülü'den   yadigâr olduğunusöylüyordu. ErkenkalkanTangülü,busıradayaşıtıkızlarla bağlara,gezintiyeçıkmıştı.Miskkokulumendiliteşekkür ilealan Akkartal,azsonra  yolarevanoluyordu...

 

 

 

Olaysız   bir   yolculukvegünler sonradergâhageridönen Akkartal,  getirdiği  armağanlardan  ötürü  sevinçle  karşılanmış  ve bununşerefineşölentertiplenmişti. NitekimYalnızkaldıklarıbir sırada,gördüğüdüşüKamUlutolga'yanakletmiş,hocasındanbuna dairyorumsormuştu.Kam,budüşüçözülmeye değerbirmuamma sayarak,gereğincedavranmakta onuserbestbırakırken,yolda,izde temkinliolmasınıöğütlüyordu.

 

Akkartalbudüşün hakikatlenedenlialakalı olduğunuöğrenmek istiyor,kısabirhazırlıktansonra   yola   çıkıyordu.   Hemen   herkes dergâhın  önüne,  onu  yolculamak  için çıkmıştı.  Yola  çıkmak   içiz her  şey  uygun,hava  güzeldi.Hocalarıve  arkadaşlarıylavedalaşan Akkartal,koşumlubekleyenatıKaraşimşeğe binip,topuklarken, "Uğur"içingençtalebeler,onunardındanyeresuserpiyordu.

 

Soyluatrahvanyürüyüşüile   yorulmadan yolalıyordu. İlk menziliKarakurum şehriydi.BununiçinenzorluyolGobiçölünden geçendi. SonraHanbalıkvederkendenizyolunaulaşıp,anılanülkeye muhtemelenhaftalarsonraancakvaracaktı.

 

AkkartaluçsuzbucaksızgibigörünenAsyasteplerinde birhayli yolkatettikten sonra,nihayetmüsaitbirmolayeribakınmağa başlamıştı.İleride,bozkırınönünükesen,kıyıları  ağaçlıkbir  dere yatağıgörünmüştü. BurasıOrhunIrmağı'nınküçükkollarındanbiri olanSelengaçayınınbirbaşlangıcıydı. Yanınayaklaştıkçadere belirginleşip, çevreningüzelliğiortayaçıkıyordu.Sarkandallarısuya değenkalınsöğütvekavakağaçlarıtürlükuşlarladoluydu.Sağkıyıda yer  alan  geniş  düzlükte  yaşlı  bir  ahlât  ağacı  ve  bunun  dibinde


kümelenmiş, öyleceduranbirkoyunsürüsüvardı.Güneşinsıcak ışınlarından      kaçan   koyunlar,   ahladın   gölgesine   sığınmışlardı. Akkartal dereyebakınca, fazladerinolmayanyeşil,berraksularda kaçışaniribalıklarolduğunufarkedip,anibirkararlaattaniniyordu.

 

Gemvekoşumlarını indirip,atıodüştegördüğünüandıran,diz boyutazeotladolubüklüğesalıyordu.Sonrasadağından demir temrenlibirokalıp,bunubirzıpkın  gibikullanmak vebirkaçsemiz balıkavlamakistiyor,bununiçinenuygunyeribulmağakoyuluyordu. Nihayetsığsuyunderincebirçorttan(subirikintisi) çıkarak,aşağı doğruaktığıbirnoktasında, birkısmısuüstündekalmışikiirikaya görmüşvebunlarınherbirinebirayağıyla basmıştı. Aradangeçenkol kalınlığında alabalıkvesazanlarıvurmakiçindahauygunyeryoktu. Henüzbirbalıkvurmuştuki,ondört-onbeş yaşlarında birerkek çocukla, onuizleyendumanrenkli    bir    çoban    köpeğinin    yan taraftan   yaklaştığını   fark   ediyordu.   Gelenler   onu tanımadıkları için,  çekinerek  yarınüstünde durmuş,  "Acep  bu  yabancı da  kim?" diyen  bakışlarla,  bakıyorlardı.  Giyim  kuşamı,  hal-tavrıyla,  ister istemezbuücrayörededikkatçekenAkkartal, dönüponlara gülümseyerekbakınca,bundancesaretalançocuk:

 

-BükteyayılanogüzelatseninmiAğam?

 

Derken,atakarşıduyduğuhayranlıkyüzünden okunuyordu. Akkartal, eskimişpantolonve   belikemerliabası,deriçarıkları, başında    beyazbörkü,kemerindeasılıbıçağıveelindebirdeğnekle durankarayağız,sempatikbakışlıçocuğacevaben:

 

-Eğersahipçıkanolmazsa,evet!

 

-Onegüzel, nebakımlıbirat.Böylebiratım olsa,başkaşey dilemezdimşuacunda!

 

-Aldırma,elbetbirgünsenindeolur!Çocuk,umutsuzbireda


ile:


 

 

-AmabuolacağahiçbenzemiyorAğam,çünküböylebirat


buralardabulunmaz.BöylesiancakHakanlarda,    beylerdeolur.Oysa bensadecebozkırdabirgaripçobanım.

 

-Hımm,demekkiokoyunsürüsüdeseninmiş?

 

-Evet,onlarıÇomarvebengüderiz,amahepsibizimdeğildir.


Çomarderkenköpeğini işaretetmiş,sankisözdenanlamış, onaylamak istermişgibi,köpekdeonabakarakkuyruğunu sallamaktaydı.

 

Sançar,anidenaklınagelenbirfikirle:

 

-Ağamsendur,o balıktutmaişinibenhemenhallederim.

 

-Ya…Sahimi?

 

-Elbette.BudaçobanSançar’ınbirikramıolsun.

 

-Pekâlâ,haydibakalım,balıkavındanekadarustasın,görelim.

 

-YokAğam,bununustalıkla birişiyok.Dereyeönceden kurduğumtuzaklarvar.Senazbekle,benhemengeliyorum.

 

AkkartalSançar’ındediğiniyapıp,derekenarınaçıkmıştı. Az sonraoda,neredeysebirseledolusubalıklaçıkagelmişti. Alabalıklar henüz   canlı   ve   bilek   kalınlığında   idiler.   Bu   işi   sık   yaptığı anlaşılıyordu. Azötedebirsöğütkovuğundaiseateşyakmakiçin hazırlanmışkuruodunlar   vardı.Hemenbunlarıtutuşturmuşveaz sonra   temizlenen   balıkları   şişe   takıp,   ateşte   kızarmak   üzere hazırlamağabaşlamıştı.Nitekim balıklarkorlaşanateştekızarırken, onlarkonuşuyordu.

 

-DemekhepburalardayaşamaktasınSançar?

 

-EvetAğam!Bubozkır, budereboylarıveçevredağlar benim yurdumdur.

 

-Pekioymağınnetaraftakalıyor?

 

-Uzakdeğil,hemenşutepeyiaşınca, karşıdağıneteğinde görünür.

 

-PekiÖtüken'ihiçduydunmu?

 

-   Tabii  ki…  Hiç  duymaz  olur  muyum?  Ama  oraya  hiç gitmişliğimyoktur.Dahaöncelerigidemeyişim hadineyse,ama geçenlerde,yenikağanıntahtaçıkışşenliklerindebulunamayışımaçok üzüldüm.Meğerosıradanelerolmuş,neler…

 

-Demekotürşeylerdenbilehaberinoldu,öğlemi?

 

-Evet       Ağam,       lakin       keşke       olmasaydı.       Çünkü katılamadıktan,       yakındangöremediktensonrao  yarışları,haber almaküzmektenbaşkabirişimeyaramaz.


Bunlarıderken,Sançar’ın gerçekten üzgünolduğuiç çekişlerindenanlaşılıyordu.Sonrasözlerinedevamla:

 

-Neçarekiorabizeçokuzak,yoksabizimPulat’la kaçıp, giderdik.ArkadaşımınadıdırPulat.Birazdan,eğreklemek içinoda burayagelir.Oradaolanlarıdedesinden duymuş,banaoanlattı.Ah keşkeseninkadarbendebüyümüşolsaydımAğam!

 

-Kederlenme, nasılolsaileridesendebüyürsün,sonraistersen benzeriyarışlaradakatılırsın.Değermibuncayerinmeye şimdibe Sançar?

 

Lezizbalıklarıyemektenbileiştahıkesilmeğe başlayangenç çobanıbukonudansavsaklamakisteyenAkkartal:

 

-Bırakoyersizhayıflanmalarıdaşu   balıklarıntadınabakbe Sançar!Diyorvehemensözlerine devamla: Belindekibıçakdaçok güzelmiş,birbakabilirmiyimşuna?

 

-Haa,bumu?DedemyıllarönceÖtüken’den getirtmişti. Bu koyunlarıgütmeminteksebebibudurdesemyeridir.

 

Derkenikiağızlıçelikkamayıkınından sıyırmış,Akkartal'a uzatıyordu.Kendisiiçin  çok  önemliolduğu  anlaşılanbu  kamanın övülmesindenmemnunolmuştu.BuaradaAkkartalyarışlarkonusunu unutturdumsanırken,ogenealyenibaştanederek:

 

-Sahisenkatılmadın   mı   o   yarışlara   Ağam?   Taşıdığın   şu görkemli  kılıca  vebindiğinoküheylana bakılırsabukendiliğinden anlaşılıyor.Neolurbirazanlatıverseydin beAğam?Diyeısrarla sorguluyordu.

 

Akkartal   bir   an   ne   diyeceğini   şaşırmıştı.   Sonra   zihnini toparlayıp:

 

-Bukamaustaelindençıkmışabenziyor.Namluçeliğivekemik kabzadagayetgüzel,sağlam vedengeli.Herhaldebunusendensatın almakisteyenlerolmuştur?

 

-Evet,birkaçkişioldu,amasenbeniatlatmakistiyorsun Ağam. Neolurdusankibirazanlatsaydın?Örneğin, Akkartal'ı gördünmü? Tariflerdoğruysa,seningibibiriolmalıymışhemoda.

 

Akkartal iyiceşaşırmış,busoruyabirannecevapvereceğini bilemiyordu.


-OdediğindekimmişbeSançar?

 

-A,aa?!BudaoldumuyaniAğam!Anlaşılanbenimgibisende orayagidememişsin. Onugörmemişolabilirsin,butamam,amahiç değilseöylebiryiğidinnamınıduymuşolmanıumardım...

 

Derkenmolafaslıbitmiş,Akkartalkamayı Sançar’aiadeederek, atıkaraşimşeği bir  ıslıkla  yanına  çağırmıştı.  Hemenkoşumlarını vurup,    bir    sıçrayışta    eğere    oturmuştu.  Sançar  bütün  bunları hayranlıkvegıptaylaizliyordu.Atınıtopuklamak üzereolanAkkartal onatekrardönerek:

 

-HaydiesenkalSançar!İkramıniçin   çoksağol.Umarım yolumburalardantekrargeçervegenegörüşürüz!

 

Dediktensonrabirazilerlemiştiki,Sançar’ınsesitekrarduyuldu:

-SormayıunuttumAğam!Adınıbağışlamazmısıngitmeden!? GemikasılanKaraşimşekoanşahakalkarken,Sançar’aulaşan

cevap:

 

-AdımAkkartal!Diyordu.

 

BunuduyanSançar,heyecandansesikısılarak,tekrarsorar:

 

-TanrıdağlıAkkartalmıydıAğam?

 

-Hayır!Karabörklü!

 

DiyenAkkartalgülerekonaelsallıyorveyerindeduramayan atıngeminisalıyordu. Sançarcoşkuylakarşılıkverirken,yanından ayrılmayanköpeğideondanetkilenmiş, havlıyordu.Ardındabirtoz bulutubırakanKaraşimşekdörtnaluzaklaşırken,çoksürmüyorbozkır ufkundakarabirnoktaoluyordu...

 

 

 

YEŞİLEJDERADASI

 

 

 

Rüzgârveuçankuşlarla yarışanAkkartalyolunadevam ededursun, bizhenüzonameçhul,  DenizlerÜlkesidâhilindebulunan YeşilEjderadasıveahvalinebirgözatalım:

 

Buadacık,   eteklerinde   bodurbitkitürlerinin   yanısıra,uzun boylu  ağaçların,  palmiye  ve  bambuların  yer  aldığı,  kayalardan


oluşmuşyüksekbirtepedenibaretti.Tepeninzirvesinde,görüntüsüyle çokuzaklardan bileinsanaürpertiveren,üçkulelişatotipibirkale yükseliyordu. Bumeşumkaleyedışarıdanulaşanbiryolunolmayışı yanında,nasılyapılabildiği  de  insanı  hayrete  düşürüyordu. Ancak adaya  güneyden  yaklaşıp,  karşıdan bakılınca,  içeriyeaçılan,  küçük gemilerinrahatçasokulabildiğibüyükbir  mağara  girişigörülüyordu. İnsanlıkâlemininbaşbelası,büyücü,despotZungoveadamları işte buradayetmişyıldıryaşamaktalardı.

 

Zirvedeki şatobenzeriiçkuleningirişindeelikargılıikiinsan azmanınöbettutar,ancakbunlarıgeçmekkabilolduğunda Zungo'nun makamınaulaşılabilirdi. Aşağıdakalanortakuledemuhafızlar barınırdı.  En   alttaki   kulede   ise   dünyanın  dört   bir   bucağından kaçırılarakveyahileilegetirilenkölelertutulurdu. Burayadeniz seviyesinden yükselmeğe başlayanspiralbirtaşmerdivenleçıkılırdı. En  yukarıdakiiç  kulenindevasakanatlıabanozkapısınıbekleyen insanazmanlarınıgeçip,içerigirildiğinde birholveüçkapıyla karşılaşılırdı. SağkapıYaverZebo'nun,solkapıdiğerönemli yardımcıların kaldığıodalaraaçılırdı.Tavandanyukarıaçılanüç yuvarlakpencere,boşvesadetaşduvarlar, tahtadöşelizemin,dört köşede  birer  iri  yağ  meşalesi,  kürsüye  yakın  sağ  ve  solda  iki  iri şamdanvebunların önünden çıkışakadaruzanan, herbirindeyirmi kişinin   oturabileceği   iki   ahşap,   cilalı   kanepe   bulunan   mekân Zungo'nunhükümdarlık makamıidi.Tahtbeşbasamaklı birmermer kürsüüzerinekurulmuştu. Hemenarkasında,tavanakadaryükselen tunçkabartma birşeytantemsiliydi. Sivrikulakları,yakuttangözleri, keçibenzeriboynuzveönayaklarıolan,nekadın,   ne   de   erkek olduğu  belirsiz  bir  surat  güya  şeytanıresmediyordu.Onu  görenler Zungo'nunruhusanmaktalardı. Tahtınhemenarkasında,mekanikbir düzenleaçılıp,kapananbirbaşkakapıgizlenmiş olup,bunuondan başkakimsebilmiyordu. Burasıonuntapınmakvebüyücülükiçin kullandığıözelbirbölümeaçılıyordu.

 

Zungo'nunnezaman,neredeolduğukolaykolaybilinemezdi.Bu kanepelere,başlarıöndeoturmuşyirmikadarköle,  onunvereceği talimatlarıalmaküzerebeklerdi.Değilizinsizkonuşmak, öksürmek- aksırmakbileyasakolup,kendinitutamayıp, busuçu(!)işleyenlerin cezasıölümolabilirdi.


Zungo'nun suratvekılığına gelince;daimakırmızıgözler, pörtlek. Kırçılsaçlar,seyrektellerhalindeörümcekağıgibi.Avurtlar buruşukpatatesbenzeri,içeçökük,elmacıkkemiklerikabarık,alnında hendeksi kırışıkçizgilerdolam dolam.Gagaburunkemikliveuzun, inceboyunyaşlıakbabalar gibiydi.Dudaklarbirerkırıkçizgi.Keçi sakalçenedenaşağıdüztahtagöğsesarkmıştı. Ellerpörsükderiyle kaplı,parmaklar ince-uzunbirerçangalkemik.  Tırnaklar,  biçimden yoksun,cağımsı.  Neredeyse  bakılamayacak kadar  çirkin  veürkünç olduğuiçindirki,Zungo’nun      yüzenebakılması dahiyasaklar arasındaydı.Onun  huzurunaçıkıldığındaeller  daima  dizlerde,  baş öndeolunurveemirlersadecekocagöbekli,dazlakkelleliyaveriZebo vasıtasıileduyurulurdu.

 

Görüşmeler sırasındaZebo'nungözleridaimaonunuzuntırnaklı solişaretparmağında olur,işaretedilince,başıöndebekleyenZebo, yerebakarak basamaklarıçıkıp,kulağınıonauzatarak,cırtlaksesinne dediğinidinlerdi.El’anoturmaktaolduğubasamakta iken,aynı basamağın  üstüne  birden  Zungo'ya  ait  işaret  parmağının  gölgesi düşüp,Zeboderhalayağakalkarak, herzamankidüsturuileyanına çıkmıştı.   Kulak   zarını   tırmalayan   ses   tonuyla   yüzü   ıstıraptan buruşarak,onunsöylediklerini dinleyenZebo,nihayettalimatbitince başeğerek,gerekeninderhalyapılacağını belirtip,yavaşçahuzurdan inerken,yanınasürünerekgelenyardımcılarından birineyeniemirleri aktarıp,sonra   yerineoturmuştu.Emriteslimalan   birandoğrulup, gerigeri   yürüyerek dışarıçıkmışveazsonrayinegerigelmişti. Bilahare  bunu,  rotası  Kanhantu  adası  olan  bir  çektirinin  (küçük, hızlıgemitürü)mağaraçıkışındandışarısüzüldüğügörülmüştü…

 

 

 

***                          ***                         ***

 

 

 

Haftalar  boyu  at  sırtında  yolalanAkkartal,  sonunda kıtanın denize  ulaşanuçlarından biriolanŞantungşehrinevarıyordu. Burada ilkişiuygunbirhanbulup,atınıteslim ederek,dışarıçıkmakveo yöreyehasgiysiler satınalmakoluyordu.   Sonrageridönmüş, geceleyeceği hanodasındakıyafetdeğişerek,geneçıkıyordu.Şehirde birazdolaşarak,YeşilEjderAdasıhakkındabilgitoplamaktıistiyordu. Buyenidışgörünüşündeonuyerlihalktanayıranenbelirginfark,


bağsızuzunsaçlarıveuzunkılıcıydı.Kendisini,herkese  Kaşgarlıbir tacirolaraktanıtıyordu.

 

Akkartal,şehircaddelerinde dolaşırken,gittikçekalabalaşandar birsokağasapıyordu.  Biraz  ilerleyince  oval  bir   meydana  açılan sokak    hareketliydi.    Buradakumarhaneler, meyhaneler,aşhaneler, berberler,kunduracılarvekısacabütünmeslekvemeşreplerdeinsan ilemekânlarmevcuttu.YapılarAsyatipi mimarinintemelözelliklerini taşıyor;etraflarıçitleçevrilmişçokbölmeli,zarifpanjurluahşapevler, sankisırperdesi arkasındalar  imiş  gibi,  merak  uyandırıyorlardı  ilk gören   insanda.   Caddeler   sokaklara,sokaklardahadarsokaklara ayrılıp,nispetendüzzemineaçılankarıncayuvalarına gidenyollara benziyordu.

 

BirazdahailerleyenAkkartal'ın dikkatini,meydanın karşı kenarında    kırmızı  damlı,  üç  katlı  bir  binanın  önünde,  bir  şeyi ablukayaalmışbirtoplulukçekiyordu.Alanıdolduranvetürlüyönlere harekethalindeki diğerinsanlardaoyönedikkatçekip,meraklabu cazibemerkezineyöneliyordu. Orayagitmekisteyenlerin kimi kararsızlıkiçindebocalarken, kimiseriadımlarlayürüyordu.Aheste yürüyenler  arasından  sıyrılan  Akkartal,  seri  adımlarla  cazibenin merkeznoktasınıhedefalıyordu. Hedefnoktayavarmağaonadım kalmıştı ki,kaynaşan   nokta   sağdan,   aniden   yarılıp,   içinden sendeleyen   bir   adam   çıkıyordu.   Bir   anyerindeyaylananadam, gövdesi dibinden kesilmişbirağaçgibiyereyüzüstükapanıyordu. Akkartal birazdahayaklaşıp, yerdetozlariçindeyatanortaboylu adamaikiadımmesafededuranüçkişininyanınadikiliyordu.

 

Kapısıaçıkdurankırmızıdamlıbinaesasenbirkumarhane ve giren,çıkaneksikolmuyordu. Zeminkatınönündekitaşverandada kırçıl  bıyıklı,  kalkık  kaşlı,  çekik      gözlü,  konveksburunlu,geniş gövdeliiriyarıbiradamdurmuş,burnundan soluyarakyerdeyatana bakıyordu. Omzundakimaviipekpelerin,yüzünügribulutların arasındanhenüzçıkarangüneşışınlarınıgeriyansıtıyordu. Sağeli kırmızıkuşağınasokuludurankılıcınkabzasını tutarken, etraftaki bütüngözleronuizliyordu. Kızgınadamabakanyüzlerdegizlibir yadırgama vardı.Hedefadamyeredüşeninkalkmayayeltenmediğini görünce,öfkelibakışlarıyla çevreyitarıyordu.Bununanlamı;"Varmı biritirazıolan?"demekti.Bunaitirazedenbakışlarkendiayakuçlarına yönelirken,    itiraz  için  nedeni  olmayan  bir  kişi  önce  baktığı  gibi


0
0
0
Yorum Yaz