Tanrı Dağlı Akkartal 1.Bölüm; Mete Han

2014-07-29 08:10:00

 

TANRIDAĞLIAKKARTAL

 

 

 

(ROMAN)

 

 

 

HÜSREVÖZEL

 

 

 

 

 

Demetevler8.Cad.No:67/DYenimahalle

 

 

 

ANKARA

 

 

 

Tel.:05424492244-03123462659

 

 

 

Copyrigh©HerhakkıHüsrevÖzel'eaittir

 

 

 

 

 

ISBN975-968110-0-5

 

Kapak:HüsrevÖzel

 

Dizgi:HüsrevÖzel


 

 

SUNUŞ

 

Yazım üslubuveiçerikolarak,orijinalolanbueser,yazarınon altıyılınıalmıştır.İşlenenkonu,bahsigeçenzamanlar dolayısıile kadim TürkUlusu’nungeçmişigibigörünsede,  esasengeleceğiile alakalıolup,   nesillerin,    asli varlıkveulusalbütünlüklerinikoruyup, sürdürülebilmesininmarjinalgerekleridir.

 

Bumeyandadinî,  askerî,  siyasî,  felsefîvekültürelyaklaşımlaradair bolcaörneklerverilmiştir.

 

Zikredilmesi gerekenönemlibirhusus,yazarınbukitabıyaza bilecekdurumagelmekiçinsarfettiğiolağanüstü çabavegenelgeçer deneyim kazanmakadınagözealıp,peşinödediğikarşılıklardır. Romandavurgulanmakistenenbirincilöğekişilikolup,mutlu,onurlu, özgürbirhayatısürdürebilmeningerekleriüzerindedurulmaktadır.

 

 

 

Din  ve  sair  felsefî  yaklaşımlarıninsan  hayatı  üzerindesahip olduğuinkârınâkabiltesirlere,bununpratikhayattaki toplumsal sonuçlarınadeğinilmişolup,ulusumuzundin  değiştirdiğizamanlar (UygurveKarahanlılarDevirleri)örneklenmiştir.

 

Birçokmuğlâknokta,(Tarihselaraştırmanın yanında,bir Kriminolog titizliğiileirdelenip)bumeçhulzamanlaraaitveri kırıntılarından,tutarlıvesomutsonuçlaraulaşılmıştır.

 

 

 

Ulusuntemeldesahipolduğuinanış  tarzının(Otuz  bin  yıl  önceki yaratılış   teorisi)   betimlenmesi,  Türkolog-Antropolog  Kazım  Mirşan'ın uzunaraştırmaları sonucundaeldeedip,yayımladığıbilimsel makalelerinedayanmaktadır.

 

 

 

Bukitap,  eskiçağları,  seyyah yolculuklarını,  savaşları,  aşkve tutkuları,  kısacamacera yaşarken,öğrenmeğiseven herkese,hararetle tavsiyeedilir…


 

 

TANRI DAĞLIAKKARTAL

 

 

 

 

 

EskiçağınbirFilyılında,uzunsürenkarakış nihayet gidip,acun yenidenısınınca,eriyenkar,susuzdereyataklarınıdoldurmuş, Uygur diyarıçağlayansesleriyleçınlıyordu. İyiceincelenkarınaltından kardelenler,çalangüneşigörmekiçin  baş  uzatırken,    morçizgili, beyaztaçlı,nazeninçiğdemler, turuncu,gevrekyapraklınevruzlar, uçuşankelebekler,envaitürgöçmenkuşlar,kertenkeleler, gelincikler ileşenlenenAsyakıtasıyenibirbaharıselamlıyordu…

 

Ötüken'den günleröncesindeyolaçıkanbirulak,uluTengri'de kuruluKocaTuğrulDergâhına, Kağan,KutlukKülBilge'ninuçmağa varıp,tahtayenikağanoturacağıhaberlerinigetiriyordu. Töregereği, oğul  MoyenÇor,  ölen  babasıiçin  (745)  Yuğ  yaparak,onu  Tanrı beldesineuğurlamakvekendikağanlığışerefinebüyüktoyyapıyordu. MoyenÇorbununiçinAcun'unheryanına haberlersalıp,hüner, bilek veyüreğinegüvenenbütünyiğitleri, törenveyarışlaradavetile kazananlarabüyüködüllervaatetmişti...

 

TanrıDağıDergâhı’nın, Turandiyarındakiyeri,çokmuteberdi. BuDergâh'da,hükümdaradayından,   dilmaçvesavaşçısınakadar, talepedenherkese,ilimvesanatöğretilirdi. Dergâha,çocukyaşta gelen  öğrenciler,sıkı  bir  eğitimle  yetişir,  ilerleyen  yıllarda,kamu hayatında, önemligörevleralırlardı.Dergâhın,eğitimdüzeninegöre; sabah  erkenden,  koğuşlarında,  uyanan  öğrenciler,  kuşluk  vaktine kadar,  beden  eğitimi  ve  silah  talimi  yapar,  öğlen  vakti  erişince, toplucayemeğegiderlerdi.Öğledensonra,atölyelerde görülenpusat yapımıdersineekolarak,sairelsanatlarına dairkurslargörülürdü. Akşamyemeğisonrasıdergâhmabedinde toplanılır,vukufehli hocalarınnaklettiği,türlüdersvehikâyelerizlenirdi.

 

Hafta  sonu  geldiğinde,  büyük  meydanda  toplanılır,  harada yetişencinsatlarlaheyecanlıGökbörüoyunlarıoynanırdı. Eskiçağın namlı  yiğitlerinden  Kazan'ın  sekizinci  göbekten  torunu,  Kam  Ulu tolga(Şaman),budergâhınbaşöğretmeniiken,KılıçpiriGökbörü,


KargıpiriBoran,Gürzpiri,DağhanveTirendazlıkpiriTarhan,pusat vesavaşailişkindersleriverirlerdi...

 

ÖtükenulağınınverdiğihaberDergâhta sevinçveüzüntüyübir aradayaşatmış,toplananyönetimkurulu,yarışlariçinseçimyapmıştı. Ötüken'egidecek olanÇopendozlar(Gökbörüoyunuoyuncuları)  takımıbeşkişiden oluşacak,  tekil   yarışlara,  o   yılın  birincisi  ile   altı   yeni   mezun katılacaktı.Büyükmeydanda yapılanuğurlamatöreniakabinde, Çopendozlarekibiyolaçıkarken,Dergâhtakalanlarbüyükdershanede toplanıp,konuşanlar, yarışlaragidenlerinbaşarışansınısorgularken, eskiçağınünlükahramanlarından BahadırAkbaş'ınyedincikuşaktan torunuAkkartal’ı,favoriolarakgösteriyorlardı. Dergâhtamutathayat devamederken,Ulutolga’nın  sohbetsaatigelmiş,Kambudefainsan ruhuveonunkişiolarakyaratılmasıkonusununakledecekti.

 

Beyaztüylüpostüzerinde,bağdaşkurup,sözebaşlayanKam;

 

-Azizveasilulusumundeğerlievlatları,canlarım!

 

Derken,dershanekubbesinde yankılanandavudisesi,şöyle devamediyordu:

 

-Köküzamanderyasınındibindebaşlayıp,  ucugünümüze kadar ulaşaneskikaynaklarımızagöre,insanınyaratılmasıolayışöyledir;

 

“Önce,TanrıBeldesindeKişi,uyuşuk,hareketsiz, şekilsiz, renksizvede,kokusuz birhaldebulunuriken,yüceTanrıdileyince, ozlaşarak(değişip,özleşerek),      alevveışıktopunadönüşerek, dönedöne, yeryüzüneinip,buradayenidenozlaşarak, yeryüzükişisi,yani,insan şeklinegelmiştir.

 

Herinsanbuhayata,Tanrıkatından gelerek, halkolduğudiği için,şereflivekutsaldır.

 

Nitekim  bu  halk  olan  kişiler,  bir  araya  toplanıp,  aralarından biriniBuğ(Beğ)seçerlerdi.  Beylere,‘Kutsama Töreni’ileGüneş'ineşi Aytarafından, aitolduklarıBudun'a,kulgibi,hizmetetmekgörevi verilirdi.

 

Beğlerise,ömürleritamamolup,nihayetöldüklerinde, Budun yinetoplanarak,onlarınmuhakemeleri yapılır,iyihizmetetmiş olanlara   ‘ALP’   sıfatı   verilerek,   kutsama   töreninde   ölü   bedeni yakılınca,alevveışıkhalinde, yenidenozlaşantinleri,yükselerek, Tanrıkatınageridönerlerdi...”


Anlatıböylece sürüpgiderken,  aradansaatlergeçiyordu.  Geniş dershanezemininikaplayannakışlıhalılarüzerinde,baş köşedebeyaz tüylüpostuüzerine,yenidoğanyıldızmisalioturan, KamUlutolga, uzun,aksakallarına tezatteşkileden,karakaşlarınıhafifçekaldırıp, sanki,çağlaröncesindebaşlayan,biruykudanuyanıyordu.Parıltılıela gözleri,etrafında hilalîsaflartutmuş,kendisinicankulağıyladinleyen öğrencilerinisevecen  nazarla  süzüyordu.Talebeler  huşu  ve  sükûn içindebeklerken,sessizliğibozanKam,bukezşöylediyordu;

 

-Şimdisıra,sazvedeğişlerileruhlarımızı ozlaştıracakolan sazendeveozanlarda.E,eh,kopuz,cura,tef,davulvekavalınustaları neredeler?Diyordu…

 

Budavetibekleyenöğrencilersevinçlekıpırdanıp, anılansazlar birbirortayaçıkıyordu.Birandaoluşanotantikkoro,nümayişe bir peşrevlebaşlayıp,coşkulutemaşa, icraedilendiğereserleriledevam ediyordu.

 

Dershanekubbesininmuhteşemakustikîyapısı,insanımest eden bumusikiyi, ilâhîkudretadına,kendiboşluğuna alırken,onusonsuza kadar,aynıtazeliğinde,aynıgüzelliğinde saklayacakgibiydi.Bu esnadaoluşanduygusağanağıbütündergâhıkuşatırken, dinleyenler içselbirözleşmeği yaşardı.Ölmeden, yanmadanerişilenburuhsal değişiminverdiği  haz,  Kam  Ulutolga'yıziyadesiyleduygulandırıp, yanaklarından minyatürdereciklerakarken,aslenmuharipolmakiçin yetişentalebelerine, böylesibediiyetenekleridebahşedenyüce Tanrı’yaiçselövgülergönderiyordu...

 

Birbaşkagün,anlatısırası,  Tanhu  Mete  (Oğuz  Kağan)    ve Koca  Tuğrul  Dergâhı'nın tarihçesine gelmişti.Bu,sadeceçokmerak edildiğiiçindeğil,aynızamandaDergâhMüfredatı’nın mühimbir parçasıydı.Ulutolgabubahsi,kitaplıktaitinailekorunan,elyazması, kadim“TanhuMete”kitabındanokuyacaktı.

 

Derinbirnefesalan Kam,çoğunuezberebildiğinaklebaşlarken, bütündikkatleronda,meraklar,dorukdaydı:

 

"Başıdumanlı, göğsüçimenliuluTengriDağı'nınGüney yaslanında, biryandagüneşçalıp,biryandausulusul,yağmur yağıyordu. Yüksekçamvemeşeağaçlarınıngizlediğibüyük mağaradan  gelen  metalik  sesler,  bu  kayalık  bölümü  mekân  tutan


doğan,kartalveatmacalarınsesleriylekarışıp,aks-ısadalar,etrafa yayılıyordu.

 

Kılıçustası,yaşlı,KocaTuğrul,mağaranın solyanındakurulu demircitezgahınınbaşında,ocağınsıcağında,terlemesinealdırmadan, elindekikılıçtaslağına,biteviyeçekiçsallıyordu.

 

Eskizamanlarda oluşmuşbubüyükmağaranın tabanı,yeryer dikitli,tavanısarkıtlı,yanlarkavî,binlerce yıldanberi,yüzeyini yalayarakakandamlaların taşıdığı,renklikilvekalktabakalarıyla kaplıydı.

 

Koca Tuğrul,yapmaktaolduğubukılıcı,kırkaltısenelikustalığı biryana,yapılmasebepvetekniğini birdüştegördüğügibiyapmak istediğiiçin,şevkvemerakından,hiçyorulmuyordu.

 

Buesnada,dağındoruklarına doğrutırmanankeçiyolunda,iki atlıdönedöne,butarafageliyorlardı.Omuzlarında, yayveokdolu sadakları,terkilerinde, avlanmışkuşdolu,nakışlıheybelerivardı. Burundeliklerinden buğularsaçarak,yolalanatlar,serinhavaya rağmenterliyorlardı.Mağaraönünegeldiklerinde, ansızınduydukları gürsesten  irkilerek,  başlarını yukarıkaldıranikiatlı,oradadimdik duran,karabörklü,aksakallı, dinçustayıfarkedince,sevinerek, rahatlamışlardı.

 

İkiadamboyuyüksekliktenonlaragülümseyenKocaTuğrul;

 

-Yolda,  Sarıbörü'yü  rastlamadınız,  değil  mi  yiğitlerim?  Her neyse,  hoş  gelip,  sefalar  getirmişsiniz!  Hele  inin  atlarınızdan  da, zavallıhayvanlarnefeslensinlerartık.Solumalarınıtaneredenişittişu ihtiyarkulaklarım!Derken,onlardankarşılıkbeklemeden, içeri giriyordu.

 

Başlarından gemleriniçıkarıp,atlarını,otlanmaları içinserbest bırakanavcılar,heybeleriomuzlarında, doğal,taşmerdiveni tırmanıp, mağaradan içerigirmişlerdi.İhtiyarustaazötede,türlüedevatındizili olduğubüyükrafınönünde, taşyontusumasanınbaşındadurmuş, onlarıbekliyordu. Önündekımızdolubirtestiveüçşimşiroyması çamçakvardı.   Gülümseyen gözleriylekonuklarınımasayadavet ederken,çamçaklaraisekımızdolduruyordu.

 

Sonramüşfikbirsesle:

 

-Heleşöylegelin,oturunyiğitlerim!


Heybeleri birkenarabırakankonuklar,masayıçevreleyen, üzerleripostsarılı,alçakoturaklaraoturmuşlardı.

 

KocaTuğrulsöze;

 

-Hal,  keyif  ve  işleriniz  nasıl  gitmekte  Toman    Beğ?  Diye, sorarakbaşlamıştı.

 

Bu  yağızbahadırlardangenişomuzlu,çengelbıyıklıvekara gözlüolanTukuOymağı’nınönderiToman,diğeriTamgalıoymağına mensup,gençbiravcıidi.TomanBeğ,mayalı kısraksütünden yapılmış, keskinkımızdan biryudumalıp,sonraelinintersiyleağzını sildiktensonra:

 

-Nedesembilmemki,TuğrulEçi…

 

Toman’ın,durumlardan pekdehoşnutolmadığı,buedasından belliydi.Sözlerinedevamla;kayda  değerbir  gelişmeyok,vaziyet öncesinden farksız…Dediktensonra,giderekartanesefve umutsuzluklakonuşup,  sözünüşöyletamamlıyordu:

 

-Uğradığısonhezimetiunutturup,unutmağabaşladığıegemenlik hazzını,   beylikvebahtiyarlığını,  KaraBudun’a yeniden hatırlatmak hiçkolaydeğil.Özyurdunda esaretealışanahalide,herşeyikabul edip,kanıksayan kötü,ağlanılasıhallervar.Bugidişlenasılederiz, bilemiyorum…

 

YoldaşıKula,onutamamlamak için,yadırgıvebirazda asabiyetle:

 

-Alınanfahişvergiler veheransataşılanonurunarağmen, hem debu!

 

KocaUsta,duydukları karşısında,gayriihtiyari,yüzünü buruştururken,TomanBeğsözütekraralarak:

 

-Evet,Eçi,herşeyerağmensanırım ki,eğer,tezzamanda silahlanışımızyenidenmümkünolmazsa,korkarım buhalçokdaha kötüyegider.Yokama,tamaksiolursa,düşmanı bukezyurttansilip, atabiliriz.

 

Derken,tasdiketmesiniistergibi,Kula'yadönüyordu. Kulaise,önceKocaTuğrul'a,sonraToman'abakarak;


-Evetbeğim,amaherhaldebu,önceTengri, sonra ise,sizlerin büyükçabavekatkılarınabağlıdır.Diyordu.

 

Buizahatları dikkatledinleyen KocaTuğrul,kendisinden beklenmeyenbiriç kuvvetiyle,içtengülerek:

 

-   Umudunuzkırılmasınyiğitlerim.   Biznelergörüp,   bugibi halleredair,nelerişitmedikgeçmişimizde.Herşeyolacağınavarır. Sizhiçmeraketmeyin.Pusathazırlıklarınagelince,şahsen,buuğurda elimizdengeleniyapacağız. Bakın,dahaşimdidenbeşsandıkdolusu üretip,uğraşiçin,çoktanhazıretmişizbile.

 

Böylederken, yerde,rafınönünde durangürz,yayvekılıçdolu sandıklarilerafterasınadizilikalkanvekamalarıişaretediyordu.

 

Sonrasözlerinedevamla:

 

-Bunlar Güz’ekalmaziki,belkiüçmisliolur.Diğerustalarda gayretederse,ki,bundakuşkum yok,umarım,orduyuhepten donatacak halegeliriz.Öteyandan,halkınşusırakihallerinefazla kulak  asmayın.  Çünkü  onlar  bu  işlerden  habersiz,  onun  için  öyle meyusolabilirler. Amma,heleogüngelip,hazırsavaşpusatlarını kuşandıklarında, düşmanıyurttanatmakiçin,herbirinin,nasılbir bozkurtvekaplankesileceklerini,eminimgöreceksiniz.

 

Birandurup,nefestazeleyenKocaTuğrul,sestonunahamasi birvurguyükleyerek;

 

-Hemunutmamalı yiğitlerim ki,hernekadarkırılırsakırılmış olsun, Türkilindeertükenmez, odatutsakyaşamaz,çünkü, yaşayamaz. ÇünküerkişininözüTengri’dengelir.Bunuböylebilip, ferahtutasınız içlerinizi.Ha,buaradaTomanBeğ,sakınola çabalarınızı aksatıp,Budun’aönderolmaktanumutkesip,beri durmayasınız. Çünküöndersizordu,ordusuzsavaş,uğrundasavaş olmadanda,yurtolmazyiğitlerim…!

 

Bununüzerinedavranan TomanBeğ,konuşmağabaşlamadan önce,  kemerinde  taşıdığı,  içi  altınla  dolu,  deri  bir  keseyi  Koca Usta’nınönüneiteleyerek:

 

-SağolasınTuğrul Ağam!Busözlerinmaneviyatımızıyükseltip, inancımızı büyülttü.Pusatveinancolmadan,orduolunup,uğraş kazanılamaz elbet.Bununlabirazdahaihtiyaçgidermekherhalde mümkünolur.Hembunlarıbırakmak,hembirazhasbıhaletmekiçin


uğramıştık. Çabalarımızkuşkusuzsürecektir,takiyenidenayaklanıp, yurdumuz  düşmandan  kurtulana  dek.  Tuğrul  Eçi,  şimdi  destur verirsen,bizimiçindönmekvaktidirartık.Ha,bu  arada,  neçareki, bu  kez  kardeşimizSarıbörü'yügöremedenayrılacağız.  Geldiğinde, selamsöylersinkendisine...

 

-Başüstüneoğul,merakeylemeyin,söylerimelbet.

 

Böylecekonuklarayrılmış,KocaTuğrulçalışmasını sürdürmek üzere,geneocakbaşınadönmüştü. BıraktığıyerdenişekoyulanUsta, saatlerdirateşteısıtıp,örsüstündeşekillendirdiği taslağasuvermek istiyordu.Yenikılıcınüstünlükbakımındanfarkınıoluşturacaknirengi noktası,bilhassabu,suveriştarzındagizliydi. Bununiçin,kılıcın ağzınıbirparmak,sırtınıise,ikiparmakkalınlığında,özelbirbalçıkla sıvayıp,onutekrar,harlıocağasürüp,körüğünbaşınageçmişti.

 

Tambusırada,biratkişnemesi duyulmuş,KocaTuğrulbuna sevinip,yüzügülmeğebaşlamıştı.Çünkü,   hayattakalantekevladı Sarıbörüidibugelen.Diğerüçoğlunu,  özgürbiryurtuğruna, daha öncekiayaklanmalarda meyitvermişti.Azsonra,gülerekiçerigiren Sarıbörü,kucağındagetirdiğieskiçelik,demirvekemikparçalarını bir  kenarabırakıp,her  zaman  yaptğıgibi,  hemen  körüğünbaşına geçmişti.Babasınapustaişindeyardımiçin,yaçekiçsallar,yaböyle körükçekerdi…

 

Sarıbörü,  adına  yakışacak  denli  sarışın,  yeşil  gözleri  daima gülen,  güçlü  ve  zeki  bir  gençti.    Her  gün  düze  iner,       ihtiyaç duyulanları veyaolanbitenedairhaberalmayaçalışırdı.Babasının bütünhavalideki ünü,onunheryerdetanınıp,itibargörmesini sağlamaklakalmaz,işlerinidekolaylaştırırdı. Körüğüntempolu devinimleriçoksürmeden,ateşinharınıyükseltirken,KocaUsta,ham taslağın,buaradaaldığıyeni renkleridikkatleizliyordu.Nitekimkalın balçıklasıvalıkılıçsırtıkirazkırmızısına, ağıztarafıbeyazkorhaline gelmiş,  o  da,     körüğe  dur  demiş  ve  taslağı  acaktan  çekmişti. Beklenilen tavnihayetoluşup,kılıcasuverilmekvaktigelmişti.Bu durumda,su  verilenkılıcın  sırtı  nispetenyumuşakve  esnek,ağız kısmıise,asilçelikolacaktı. Maşaylatuttuğuhamtaslağı,hiç bekletmeden, madenisuyladolutaşoymasıtekneyedaldırınca, fokurdayansu,kısmenbuharlaşırken,kızgınnamlusuyunualıyordu.


Kılıçimalatının sonadımı,özenvesabıristeyenkılağılama işiydi.Kalın,ince,yağlıveyağsızkılağıtaşlarından geçenkılıç namlusu, günlersonrabiraynakadarpürüzsüz veparlak,birustura kadarkeskinvealıcıolmuştu. Buarada,birşahesereyakışankemik kabzavehalisderiylekaplıkındayapılmıştı.Derkenkabzatakılıp, sıraeserinsınanmasınagelmişti.Deneme,ikiaşamada yapılıp,ilkinde sertlikvesağlamlık,ikincisinde, kılıcınkeskinliğisınanmıştı.Sertlik denemesiniKocaUsta’nıngözetiminde, Sarıbörüyaparak,onunla masiförsdemirinin yanadoğruuzanansivriucunukoparırken,ağızda birçentikbileoluşmamıştı. Keskinlikvealıcılıkdenemesini,Koca Ustabizzatyapmış, bununiçin,düzdekiakarsuyatağına inmesi gerekmişti. Uygunyerde,suyadikinesoktuğukılıcadoğru,yüzerek gelenyapraklarakarşısabittutulankılıç,onlarıhayrete şayanbir şekilde,tektekikiyebölüyordu.Bütündenemelerden başarıylaçıkan kılıca,sonişlemolarakda,   Usta’nındamgası,kurtbaşıvekılıcın müstakbel sahibininadları,kabzanınbirparmakönünenakşedilip, şahesertamam olmuştu.Ulusu,gelecekte,   layık   olduğudüzeye ulaştıracağını,    düşünde  gördüğü,  henüzdoğmamış birinearmağan diye,yaptığıbukılıcı,biripekparçasına sarıp,hususieşyasını sakladığı,cevizağacındanyapılısandığınakoymuştu.Yarım kulaç uzunluğunda,  her  bakımdan  dengeli,  ustası  kadar  asil  olan  kılıç, kendisiozamanasağulaşamasabile,müstakbel sahibine,oğlu Sarıbörütarafındanverilecekti…

 

TomanBeğileyoldaşıKula'nınyaşadıkları bölgekutdağı Tengri'ninKuzeybatıeteklerindekalantopraklardı. Otlakveormanla çevrilibuengebeli arazidedağınıkyaşayanTürkboyları,birlikleri bozulup, devletleriyıkılarakuzuncasürenesaretvesefalete düşmüşlerdi.Yaptıklarıkanlıayaklanmalar,ikidefaakameteuğramış, pek  çoğu  kırılmıştı.  Bu  havalide  yaşayan  oymakların  çoğu,  işgal altındabulunandoğuillerinden, Ötükentarafındangöçmüşlerdi. İstilayauğrayan,diğerbölgelerekıyasla,buralarçokdahatekindi.

 

Bunarağmen,hayvanbesleme, tarımvemetalişlemekyanında, derivedokumaişlerinde ilerigitmişolmaları faydavermiyor, üretimdensağlanangelirinçoğu,zorakivergileregidiyordu. Toman Beğveonunla çalışanbirgrupavcı,zamanzamangizlikervanlar düzenliyor, yüklediklerimallarıvergisizsatarak,kurulacakgizliordu için,   gelir   sağlıyorlardı.  Ülke   üç   farklı   kökene  sahip   düşman


tarafındanişgaledildiğinden, aralarındabulunandoğalrekabeti kullanmakmümkünolup,birininhâkim olduğubölgeden kaçırılan mallar,diğeryörelerderahatlıklaalıcıbuluyordu.

 

TengriDağı’nıneteklerinde, Işıklıgöl’ünkuzeykıyısınıörten ormanın, gölebakantarafında,  birdüzlükte, kocabirçınarınaltında, içindekoyunvekeçilerbulanan   birağıl,önündeikiiriköpekve kazıklarabağlı,üçatdurmaktalardı.Yantarafta,etrafıçalılarlaçevrili büyükbirkaraçadırkuruluydu. BurasıTomanBeyeaitidi.  Yoldaşı Kula ileayrılanTomanBeğ, obasınasabahınsehervaktindeulaşmıştı. Çadırında,onubirsürprizbekliyordu. Ziraileridüzeydehamileolan, esmergüzeli,ayyüzlüeşiKüngülüdoğumyapmış,yanındamışıl mışıl,uyuyanbirdeçocuklarıvardı.Ağılınönündeatındaninip,yolda avladığıdağkeçisiniterkisinden indirmiş,atınkoşumlarını çözmekteydi. Gelişini,önceköpeklerinürümesi,sonranalseslerive atınınkişneyişinden anlamışolanihtiyarana,   eşiçoktanölmüş, oğullarından  üçünü  ayaklanmalarda  kaybetmiş,  herkesçe  sayılan Tolunhatun,oğlunamüjdevermekiçindışarıçıkmıştı. TomanBeğ, atınınsırtındanaldığıeyeri,ağılınçitsırıklarından birininüstüne koyarken,annesininseslenişiiledönmüştü;

 

-Gözlerinaydınola,eyoğul!Diyordu…

 

-Neoldukiana?

 

-Dahaneolsunoğul,gelinim, güllegibibiroğlandoğurdubize. ŞükürlerolsunyüceYaratana!

 

TomanBeğsevincinibellietmeyerek;

 

-Nediyorsunana,doğrumubudediklerin?

 

-İnanmadınsa,git,kendigözünlegör!

 

BununüzerineçadıragirenTomanBeğ,hakikatigörünce, çok sevinmiş,sonraatınabinip,çevreoymaklara büyükşölenhaberini vermekiçin,yolaçıkmıştı.Buolayaençoksevinenlerdenbiride, KamKocaTuğrulolmuş,hemenatbinip,  oğluSarıbörü’yle birlikte, orayagelmişlerdi. Çardaklar kurulup,kebaplarçevrilmiş,yenilip, içilerek,sıra,yenidoğanaadkonulmasınagelmişti.

 

Bunadairilköneri,KocaTuğrul'dangelip:

 

-Adıyiğit,kahramananlamınagelen"Mete"olsun!Demişti.


Bununlakalmayıp,azatlıkmücadelesine ilişkingayretlerinden ötürüöverek,TomanBeğ'ibuuğraşın"Başbuğ'u"olması gereğinidile getirmişti.SairAksakallıların oyunasunulanbuöneri,derhalonay görüp,Tomanbeyingönüllüönderliği, artıkresmiyetkazanarak, kendisinebundanböyle“Yapgu",   eşiKüngülü'neise,“Katun”sanı verilmişti.

 

Aradangeçenbirkaçayiçinde,bütünhazırlıklar tamamolup, yenidenkurulanordu,Yapgu'nunkomutasında, düşmankarşı,atağa geçmişti.Buesnadakarşıkoyanlarkılıçtangeçirilirken,direnmeyenin hayatıbağışlanıp,takasvefidyeiçinesiralınıyordu.

 

Temkinvetedbirdehatayapılmaması sayesinde,bukezdüşman gafilavlanıp,yenidentoparlanmalarına fırsatverilmiyordu.Baskın şeklindegelişensaldırılarda,   düşmanıpaniklerken,buolayıduyan, geniş etrafadağınıkbudunerleri,dörtbiryandansökünedensüvariler ilesavaşçısayısı,giderekbüyürken, önüneçıkanherşeyibiranda yutan,devasa  birçığadünüşüyordu.  Özsınırlardışınataşırılmayan busavaş,çok sürmedenkazanılıp,Yüeçilerhariç,diğerdüşmanları(Çinli veSienpiler)  ilebarışantlaşmaları yapılıyordu. Böyleceyağıdantemizlenen yurt,yüksekegemenlikhukukunuyenidenkazanıp,kaybedilmiş olan ulusalonurvegönenç,tekrargerigeliyordu.

 

Aradanüçyılgeçmiştiki,  vukubulantalihsiz birolay,Budun’u yasa   boğmakla   kalmayıp,   bir   takım   kötü   oluşumlara  da   kapı aralıyordu. TiginMete,hastalığısonucuannesinikaybedip, küçük yaşta  öksüz  kalıyordu.  Aradan  çok  geçmeden,  yeniden  evlenen Yapgu,hamile kalaneşinden,birerkekevladadahasahipolmuş,ordu komutanlarındanbiriolan,dayısıUruz,onunadını"Uluç"koymuştu.

 

ÖksüzkalanMete,üveyannesinden dahaçok,gösterdiği yararlıklardan ötürü,artıkyüzbaşıolanSarıbörüilekalmayıyeğliyor, ondanayrılmakistemiyordu. Yaşıtları,analarınıneteğidibinden ayrılmağa bilekorkarken,  Mete,Sarıbörüileatsırtındaavagitmeğe bayılıyordu. Doğuştan acarbirçocukolan,TiginMete'yiyakın gelecektebirvahametbekliyordu. ÇünküyeniKatun,onunyerine kendioğlunuveliahtyapmakistiyordu. Oysatöreicabıbuhak,büyük oğulamahsusolup,oölmedikçe, başkasıveliahtolamazdı.Onuniçin de,Katunmuhakkak biryolbulup,Mete'denkurtulmak istiyordu. Bunusağlamaküzere, tacir,çoban, gezgin,Yüeçili adınanebulduysa,


hudutharicindebileolsalaryakalatıp,eziyetettiriyordu. Devameden buhal,ikihalkarasınadüşmanlıktohumlarıyeşertiyordu. Buişler daimagizliyapıldığından,   içerdekimse  duymuyor,   karşıtarafın yaptığımisillemeler sebepsizsataşmağsayılıp,büyüktepkiyle karşılanıyor, böylecetaraflar,hergeçengün,yenibirsavaşa bileniyordu.Yüeçiler,Hunlular’akarşı,eskimüttefikleriolanÇinlive Sienpiler'ikışkırtarak,onları,yenibirHuntehlikesine karşıbirlikte hareketetmeğeçağırıyordu.

 

Buolaylardan bıkıp,usananBudun,toplananherkurultayda, şikâyetkonusuederek,yönetimdenacilçaretalepediliyordu. Lakin Katunveyandaşları,olaylarıdaimaörtbasedip,   barışvehuzura olan ihtiyaç   şiddetlendiriliyordu.   Bunu   sağlamak   için,   el   altından önerdikleri tekyol;Yüeçiler’e, birrehinverilmesiydi.Bununiçinise, Uluç  Tigin  henüz  çok  küçük  olduğundan,  Mete’nin  rehin  olması uygun  görülüyordu.    Bu  gidişata  bir  son  vermek  isteyen  Yapgu, halktangelen yoğunitirazlararağmen,Yüeçiler'lesaldırmazlıkpaktını teminiçin,Mete'yionlara, birsüreliğine deolsa,rehinvermeğerazı oluyordu.

 

Bu  duruma  üzülen  Yüzbaşı  Sarıbörü,     pederi  Kam  Koca Tuğrul’a,bugidişinnereyevaracağını soruyordu. Kam,hırslı Katun’un,her  şeye  rağmen,  ilk  fırsatta  savaş  çıkartmak  istediğini biliyor,onuniçinde,hemenönlemalınmasını istiyordu.TiginMete savaşçıkmadanönce,burehinliktenkurtarılmalıydı.

 

Buişiüstlenen YüzbaşıSarıbörü,   güvendiği muhafızlardan üçünü,gizliceYüeçiülkesinesalıyordu. Bunlar,onbaşıÖtemişbaşta olmaküzere,Mete'yi seven,Töreyebağlı,lisanvesairkonularda yetenekliyiğitlerdi. Nitekim,üçyiğit,ikisınırarasındakalantampon bölgede,yollarauzak  düşmeyen,    asudebir  yerde,  çadır  kuruyor, buradaavvehayvanbesleyerekyaşarken, azzamandabirer Yüeçili’denfarksızoluyorlardı.Buarada,YüeçiBaşbuğuBarak,birat yarışıdüzenliyor, bunakatılanÖtemiş, gösterdiğiustalıkdolayısıile göz  doldurup,  Barak  tarafından  ödüllendirilmekle  kalmıyor,  Tigin Metedâhil,   hanedançocuklarına biniciliköğretmeni yapılıyordu. Böylece,çoksürmeden, TiginMeteilekarşılaşanÖtemiş,onaasıl maksadındansözetmeyip, alakası,kabiliyetlibiröğrenciileöğretmen arasındabeklenenşekildenibaretkalıyordu. Bundansonra,at gezintileriyapmakdâhil,hergünbirlikteolabiliyorlardı.


Böylece, aradanüçyılgeçip,emelimalumKatunveyandaşları tahrikeylemlerineyenidenbaşlayınca,   durumanidendeğişiyordu. Onlarınbutavrınaöncepekanlam veremeyenBarakHan,  Ötemiş'in zamanzamançıtlattıklarıdolayısıyla,aslındaTigin’inkurbanedilmek istendiğini anlıyordu. HuntöresiniiyibilenBarakHan,onuherşeye rağmen, elinde,teminatolaraktutmakiçin,tedbiralıp,birçokhareket serbestîsinikısıtlayarak,gözetimönlemleriniarttırıyordu.

 

Bugidişat,henüzolayların farkında bileolmayanTigin bakımındanvahimdi,çünkü,anibirsavaşdurumunda, hayatı tehlikedeydi. Fakatherşeyerağmen,onunarkasındaköklübirulusu temsileden,feragatveasaletsahibi,biravuçyiğitileonlaraşuacunda advedenizamverem,kadim,kutsalbirTörevardı.

 

Bu    "TürkTöresi"ve  onunkişidimağındayer  alan  manevi hâkimiyetinin ezeliveebeditahtıydı.Çünküotaht;onlarıvetöreyi yaratanıntahtıydı.Otaht,Türklüğün namusveşereftimsali,uğruna savaşanruhların,mabedvede  mihrabıydı...

 

BusıradaÖtüken’de sonkurultaytoplanıp,harpkararıalarak, dağılıyor,  artık  savaş  davulları  çalınıyordu.  Olan  biteni  yakinen izleyenSarıbörü,hemen,mahutplanıuygulamağa koyup,Bozokadlı ulağı,kimseyesezdirmedenyolaçıkarırken,onaşuemriveriyordu;

 

-TiginMete,ilkfırsattakaçırılıp, esenolarak,TengriDağı'na ulaştırıla!

 

Yellergibiesip,kuşlargibiuçanatıylayolalanBozok, Yüeçi sınırınıgeçerken,busıradaHunordusu,bölükler halindeyola diziliyordu. Nihayetbirgün,birgecesonra,tamponbölgedebulunan üsseulaşıp,  Ötemiş'ebuemriiletmekgörevini, oradadaimibulunan BarsveBerkiş'edevredip,aldığımuhtemel uygulamaplanıilegeri dönüyordu.  Buemrialıralmaz,yolaçıkanBars,Ötemiş'i çadırında yalnızken,  buluyordu.  Bars'a,   çadırda   beklemesini  tembih   eden Ötemiş, derhalatbinip,binlerce çadırdan oluşanYüeçiPayitahtı Hargon'a  sürüyordu.  Hargon,  küçük  bir  çayın  kenarında,  sırtını ormana  vermiş,  rakımı  giderek  yükselen,  ağaçlı  ve  çimenli  bir düzlükte yeralıyordu.  Kendikaldığıçadırbirazdışarıda,  kuytubir yerdekuruluydu.Yukarılardanbakıldığında,etrafıirimantarevlekleri ileçevrilibirdağeteğiniandıranbudüzlük,ikiyandangenişbir ovayaaçılıyordu.


ÖtemişKuzeydengelip,güneyedoğrugidiyordu. Mevsim yine değişmiş, etraftaseringüzyelleriesiyordu. Çadırların çevrelediği meydanlarda çocuklarkoşuşuyor,koyunlarmeleşiyor,    kuşlar gönlünceuçuşuyordu.   Birazileridecevizveçınarlarınçevrelediği görkemliHanOtağınıgörenÖtemiş,     içindebirürpertininserince kıpırdandığını hissediyordu. Yumuşakusuldeişeyararümidiyle, gerektiğinde,bu  iş  için  kullanılmaküzere,  yanında  biraz  altın  ve gümüş  getiriyordu.Şimdi  ilk  iş,  bir  yolunu  bulup,  Tigin  Mete'ye ulaşmağakalıyordu.Önceleriolsa,buçok kolaydı.Amaşimdi,onunla ancak,haftada birgün,oda,esasenyarınolmaküzere,biraraya gelmelerimümkündü. Ayrıca,öncesinden farklıolarak,onunkaldığı çadırı  gözaltındatutan,  üç  yeni  nöbetçiyedaha  görev  veriliyordu. Ötemiş,Han  Otağınaelli  adımkadaryaklaşmış,pür  dikkatetrafı tarıyordu. Ortalıkhaylihareketli,amaonunumduğutürdebirtelaş havasısezilmiyordu.Buise,savaşhaberininorayahenüzulaşmadığını gösteriyordu.Önünde,elikargılı,belikılıçlı,birmangaçerinindaima nöbettuttuğu, üçtuğluHanOtağının hemensağınadüşen,büyük yaslanda, etrafıbodurardıçlarveyeryerservilerleçevriliküçükbir meydanlık vardı.Esasenburadaçerilertalimyapar,onlarçekilince yerleriniçocuklarveyayetişkindelikanlılaralır,aralarındagüreşir veyaoyunlaroynarlardı.

 

Güneş,uzaklardagörülensıradağınarkasında guruba(günbatımı) girerken,gökyüzünde kobaltmavisizeminüzerine,sarı,turuncu, eflatunrenklidevingenkatlaroluşmasına yolaçıyordu.Ötemiş,bu meydanıngirişine  doğru  dikkat  ettiğinde,orada  bir  grup  çocuğun arasınaçömelmiş, onlarabirşeyleranlatan,Gabor'ufarkediyordu. FakatTiginMete,    henüzortalıktagözükmüyordu. Azdaha yaklaştığında,    beyazbörkünüalnındangeriitenGabordaonufark edip,çocukları bırakarak, neşelibiryüzleonadoğruyürümeğe başlıyordu. Gabor,  Tigin’ineneskimuhafızıydı.  Ötemişonunlaiyi anlaşır,kımıziçip,birlikteeğlenirlerdi.

 

Nihayetbirbirlerineüçadımkala,önceGaboryaltaklanarak:

 

-O,oo!ÖtemişAğam,nerelerdeydin? Kaçgündürhiçuğramaz olmuştunburalara.Derken,Ötemişbunakarşılıkyapaybirneşeyle:

 

-   Ohoooh!   Neredeolacak,   elbettekiaynıyerimizde,   hani bilmezmiş  gibi  konuşursun.  Hem,  bu  sıra  ki  keyiflerimizi  de  hiç


sorma...Derken,buaradagözkırpıp,eliylebirkadehiniçilişiniişaret ederek,devamla:

 

-Sizlerimerakedip,sonundageldikişte.Diyeekliyordu.

 

Ötemiş,butarzbirkarşılaşmayıherzamanolsaumardı,ama gizliniyetindenötürüolacak,bugünbeklemiyor, onedenlekendini çokşanslıgünündesayıyordu. Derken,eyerdenatlıyorvesağelini uzatıp,Gabor'unomzunusıvazlıyordu.

 

AynıdostlukedasıylakarşılıkverenGabor:

 

-Bilirim,güreştenhoşlanırsın,helebirde,seninyenilmezçırak, HunTigin'igüreşirse.Heleşurayabaksana,genegüreşiyorlar işte. Diyordu.

 

Bunuduyanonbaşıyı, birheyecansağanağıyalayıpgeçiyor,atı yularından çekerek,yakındaki birserviyebağlayıp,   koşaradım çocuklarınarasınadalıyordu.   Meydanınöteucunadoğrugiderken, Gaborardındanonayetişmeyeçalışıyordu. Güreşenleriizleyen kalabalıktan üçü,Tigin'ikollayanyenimuhafızlardı.  Tiginartıkince, karayağızvesırım gibibirgençolmuşkıyasıyagüreşiyordu. Karşısındakirakip,irikıyımbirgençti.Birelenseveparatbirçelme ilerakibini birandasırtüstüyereyıkanTigin,onungöğüs kafesine çöküyordu. BaştaÖtemişolmaküzere,bunubeğenenherkesTigin’i alkışlıyordu. Güneşbatıncayakadar,üçgüreşdahayapanTigin,gene rakipleriniyeniyorveseyredenlerden bolalkışalıyordu.Güreşler sürerken,  diğermuhafızlara yaklaşanGabor,  birazsonrakurulacak muhtemelçilingirsofrasından, lafıballandırarakbahsedince,onların iştahlarıdakabarıyordu. OnlarıgözucuylaizleyenOnbaşı,Gabor'a yaklaşarak, bolkımızlımükemmelbirsofranındonatımıiçingereken parayıveriyordu. Birazsonraçökmeğebaşlayankaranlıklameydanlar boşalıp,   ortalıktakimselerkalmıyordu.   Bu  arada  Ötemişçoktan gidip,  işretsofrasıiçingerekennevaleyigetirmiş, sonragelip,onları daalarak,hepbirlikte, Tigin’inkaldığıçadırı,dörtyandankuşatan nöbetçiçadırlarınınarasına,çöküyorlardı.İribirçadırın,girişinitercih edennöbetçiler, böylece,hemiçeridenyansıyanşamdanışığıyla aydınlanacak,hemde,Tigin’igözaltındatutabileceklerdi.

 

Mezeolarakgetirilip,kızartılmış etlerden,birkuzubudualan Tigin,yemekveyatmakiçinçadırınaçekilirken, Ötemiş'inyaptığıbir gözişaretininanlamını,birtürlüçözemeyip, bununmerakıylauykuya


dalamıyordu. Çadırda,yereseriliyatağa,sırtüstüuzanmış,buarada dışarıdangelenseslerekulakkabartıyor, keskinkalitekımızlaesriyip, peltekleşendudaklardandökülensözlerianlamağaçalışıyordu.

 

Nitekim,nöbetçilersızıp,  kimi  oraya  kimi  buraya  yığılırken, konuşmalarkesilmiş,etraftabaykuşsesindenveuyuyanlardan gelen horultulardan başka,sesduyulmazolmuştu.Onlarıtekraryoklayarak kalkanÖtemiş,sessizce,Tigin’inkaldığıçadıragirmişti. Halagözü uykututmamışolanMete,onubirsiluethalindebileolsatanımıştı.

 

NitekimfısıltıylaseslenOnbaşı:

 

-MeteTigin,haydihemenkalkıp,hazırlan.Artıkburadangitmek vaktigelmiştir!Özyurdumuza,bizibekleyenlerinyanınadönüyoruz.

 

BunaçokşaşıranMeteheyecanlanıp,sesikısılarak;

 

-Kaçacakmıyızyoksaburadanhocam?

 

-Evet,Tigin'im,Haydidavranbakalım.

 

-Vay   anasını,      demek   bizden   biriydiniz   ha?   Tamam,   o işaretinizinsırınışimdiçözdüm.

 

Diyen   Mete,   hemen   kalkıp   yeleğini,  börkünü,  çizmelerini alırken,buolanbitenegenedetaminanamıyor, kendisini düşte sanıyordu.  Derken,  sessizce  dışarı  çıkıp,  az  ötede  duran  atlardan ikisinebiniyorlardı. Oradanayrılırken,Hargon'agirmeyip,ormanı arkadandolanarak, onbaşınınçadırınavarıyor,busırada,merakından yerinde  duramayanBerkiş'i,biteviyevoltalar  atarken  buluyorlardı. Derken,o  da  hemendavranıp,üç  atlı,  Kuzey-batıyönünedörtnal uzaklaşıyorlardı.

 

Hava,akşamkinenazarandahaılımandı.Şanslarına, birazönce lacivertsemadahiçgörünmeyenyarımayda,ortayaçıkıp,   ılgarla gidenatların,yolugörmelerine yetecekkadarşuayı,yeryüzüne gönderiyordu…

 

BusıradaYapgu, tepedentırnağapusatlı, beşbinkişilikatlı ordusuylaYüeçisınırınadayanıyordu.Günbatarken,yolaçıkanordu, geceboyunca yolalmış,    ortalıkyenidenışıyordu.Beyazaygırıile öndegidenYapgu,  Yüeçisınırından girilince,  atınıtırısakaldırmıştı. Hunordusubirkarayılangibi,büküle,kıvrılagiderken, ortalık gümbürdeyennalsesleriylesarsılıyordu.


Bu  sırada,Mete  ve  fedaileritamponbölgeyevarmış,burada kuruluçadırsökülerek, yöreyehâkim birtepeyitırmanmışlardı. Uzaklardan duyulanbuuğultuya,ancakharekethalindeolanbir ordununsebepolacağını kestirmiş, fakatonunnetaraftangelip, neredengeçeceğini,henüzkestiremiyorlardı. Ordununizlediği güzergâha beşokatımımesafedeyeralanbutepe,tamamenmeşeve fındıkkümeleri ileörtülü,nispeteneminbiryerdi.Küçükkafile,açık biralanda,güneşinısıttığışebnemliçimenlere oturmuş, ordunun uzaklaşmasınıbeklerken,birşeyleryiyip,hemenyolakoyulacaklardı. Bars  ve  Berkiş,     tepenin,  çevre  düzlüklere  bakan  sağ  ve  sol cephelerinesiperlenmiş,etrafıkolluyorlardı. Birçıkındanaldığı öncedenkızartılmış, soğukavetleriniişaretedenOnbaşı,Tigin Mete'ye:

 

-Tiginimiz'in ağzınalayıkolmasada,bunlardanbaşkayiyecek yokyanımızda.Diyordu.

 

-Bunlarıbuldukya,sizonabakınhocam.Seslenelim,Barsve

Berkiş’e,de,hepberaberyiyelim.

 

Derken, onlardagelip,yemekhenüzbitmiştiki,beklenenşey, yerlerisarsannalseslerinin, kasırgayıandıranuğultusuartıkiyice yakındangeliyordu. Hemenkalkıp,hızlasesingeldiğikuzey istikametinekoşmuşlardı. Bulundukları yer,karşıdüzlüklerigörmeğe müsait,fundalık birnoktaydı. Şimdiburadan,dörtnalagelenkocabir ordunun,havayakaldırdığıyoğuntozbulutunun, yaklaştıkça büyümesini, hepbirlikteizliyorlardı.Onbaşıveyiğitçerileriherşeyi muhtemel  saydıkları  halde,  biraz  sonra  olabilecekleri,  hiç umursamıyor gibi,sakindiler.Bunasebep,   uğrunabaşkoydukları kutludavaydı.Akıbetihenüzmuğlâkbudurum karşısında, acepgenç Tiginnelerdüşünüyordu? Busorununcevabını,sankiaynışeyleri düşünmüşgibi,OnbaşıÖtemişveriyordu:

 

-GeleceğinYapgu’suMeteTigin!   Diyerek,  sözebaşlıyorve konuştukça,duygularıdepreşip,gözleripuslanarak;

 

-Bugördüklerinden hiçtasaetme.Özgüvenimizin kaynağıGök Tanrıbiliyor,bizyaşadıkça,sanakimselerdokunamaz… Sonra arkadaşlarınadönerek;

 

-Kardeşler,    heleburayagelin,     sonunadek,TiginMete’nin yanındayeralacağımıza,birlikteantiçelim!


Nitekimkılıçlarçekilip,avazlahepbirağızdan:

 

-Sözümüzden dönersek;  Gökgire,  kızılçıka!   Diyerek,pusat üzerine,büyükyeminediyorlardı.

 

Orduolurda,öncüsü, artçısıolmazmıydı?Bakınişte,sol yamaçtanbeşatlıdoludizginyaklaşmaktaydı bile.Bizimkilerokve yaylarınadavranıp,gelenlere,ağaçlığagirdiklerinde, şahçekmekiçin atılmışlardı.  Az  sonra  öncüleri  yerlerine  mıhlayan  katı  emir,  üç yandanveüçağızdan,aynıandaçıkıp,üzerlerinenişanlanandemirok temrenlerikadarkeskinveonlarkadarcaydırıcıolmuşlardı:

 

-Durun!Sakınkıpırdamayın!

 

Üçsesinsahipleri, ellerinden kuruluyaylar,birerbirerçalıların arasındançıkmışlardı.  Önce,yerlerindedonup,kalanöncüler,sonra Ötemiş’itanıyınca,biranferahlamış,lakinonuncidditavrıve;

 

-Hemenatinip,    silahbırakın! Emrinden sonra,yukarı gelmeleriniistemesiyleşaşırıyorlardı.

 

Yukarıçıkanöncüler,Mete’yitanımışdeğillerdi. Şaşkınlıkları sürüyordu.  Kendiniilktoparlayanöncübaşı,Ötemiş'ehitaben:

 

-  Onbaşım,  acaba  bu  hissim  doğru  ve  karşımızda  ki  Tigin

Mete’mi?

 

Diyesormuş,Onbaşı,başıylaonaylarken,onurlagülümsüyordu. BununüzerineÖncübaşı;

-Buhaşintutumunuzun sebebişimdianlaşıldı.LakinTiginimiz lütfenbağışlasın, çünkübizsadecebireremirberiz.Amirimizde malum,Yapgu, yani,kendiatalarıdır.  Diyordu.   Bunakarşılıkveren Onbaşı’nınbakışıyinekinayeliydi.Olumsuzmanada,başınısallarken.

 

-Bilmem neredenbaşlamalı.Amabilip,tanımışolduğunuz gibi, TiginimizMete,şuan  karşınızdaolup,  töre  uyarınca,   gelecekteki Yapgu’muzdur.Sizler,   bu   topraklara,mertçehaberbilevermeden, saldırırken,bununneye malolacağını,yahiç düşünmemişolan yozlar, (sığır),    yahut  da,  vicdansız,kadimtöreye  karşı,    bilerek  ihanet  eden hainlersiniz.

 

Derken,birandurup,bunlarıkıvançla izleyenMete'yebakmış, sonrasözlerinedevamla;


-Amma,şükür  Tengri’yekisonuç, fesatlarınumduğu gibideğil, işteböyleolmuştur.

 

Busözleritartmaktan gerikalmayanMete,öncülerebakarken, gülümsüyor, onbaşıvediğerçerileriyle,nekadariftiharettiğini belirtiyordu.Artıkdayanamayanöncüler,birağızdan:

 

-Nemutlusizlere!

 

Diye,nidaederken,duydukları büyükmahcubiyettenötürü, ağlamaklı idiler.Metehemenmüdahale ederek,onlarıteskiniçin, mazeretvemasumiyetlerinikabulediyordu.Bunaçoksevinip,minnet duyanöncüler,   hemenantiçip,olanbiteniYüzbaşıSarıbörüvesonra güvenilenherkesesöylemeküzere,atbinip,orduyönünesürüyorlardı. Aradan  çok  vakit  geçmeden,  azgın  sel  gibi  akan  orduya  katılan öncüler,ortasaflardabulunanYüzbaşıyıgörmüşlerdi. Buaradayan taraflardangirenler,konuyuhemenduyurmuş, bulanıksel  gibiakan kıtalar,önce   yavaşlayip,sonratamamendurmuşlardı.Sondurumu öğrenenSarıbörü,çoksevinip,savaşnedeniyletasasıkalmamıştıartık. Buaradaönsaflarda atkoşturan YapguveTümenbaşılar,arkalarında eksilennalseslerinifarkedince,şaşkınlıkladurmuşlardı.

 

Katun’un büyükkardeşiTümenbaşıUruz,öfkeylekaşlarını çatarak:

 

-Neoldubuçeriye?Neden dururlar?Delirdimibuadamlar, yoksane?

 

Yapgu    bu  duruma  yol  açan  meçhulsebebisanki,garip  bir içgüdüylebekliyorgibi,manenbizar,zihnenallakbullaktı.Öyleki, şu anburadaolduğudâhil,herşeyinbirdüşolmasınıdiliyordu. Nitekim yalıngerçeklebiranönceyüzleşmek için,atını,dizginkasıp,durmuş olan  saflaradoğrumahmuzluyordu.Herkesesoruyor,lakinkimseden cevapgelmiyordu. Sonolarak,önsaflarda,atüstündekiSarıbörü'yü farkedip,onahitaben:

 

-Hey,KocaTuğrul'un oğlu,sensöyle!Nedendurdunuz,bunun içinemirverenmioldu?

 

Bulunduğu saftan,biratboyuöneçıkan,YüzbaşıSarıbörü, cevaben,yükseksesle:

 

-Orduiçindebiryanılgıvarya,ondanötürüSayınYapgu!


-Onedemek?NasılbiryanılgıbuYüzbaşı?

 

-SevgiliTiginimiz, veliahtMete,şuandüşmanelinderehin sanılmıyormu?Yapgubirdenafallayıp,istemedensesititreyerek:

 

-Öyledeğilmiyanişimdi?

 

DuyduğugönençtensesidahadagürleşenSarıbörü:

 

-Göktanrı'ya şükürki,değilartık!TiginMeteözgürve esenliktedirşuan!

 

İşitilen  bu  sözler,  ordu  içinde  bir  soruşturma  başlatır  ki, sormayınnasıl.Sonucun böyleolacağını bilsehiçsormazdı Yapgu. Lakin,yaydançıkanokgibi,sorusorulmuş, cevapverilmişti birkez. Çokgeçmeden, kocaorduikiyebölünerek, azıYapgu,çoğuSarıbörü yanında  kalıyordu.  Çoğunluk,  azınlığa  üstün  gelecek  durumdaydı, lakinSarıbörü,kardeşkanıdökülsünistemiyordu. Derken,dahafazla çoğunlukduramayıp,arkaarkayagülbanklaratarak:

 

-YaşasınTöre!

 

-YaşasınYüzbaşıSarıbörü!

 

-YaşasınTiginMete!

 

Nidalar  yeri,  göğü  inletirken,  bu  sırada  karşı  taraftan  çıt çıkmıyor,öylece,durmuş,bakıyorlardı.Çoğunluğun, beklenen, "Kahrolsun Yapgu"nidalarınıduymaktan çekinenYapgu,dahafazla durmayıp,derhalyüzgeriederek,yanındakalanlarla Ötüken istikametine dönerken,Sarıbörüilekalanlardadurmayıp,atlar doludizgin,Metevefedailerinindurduğutepeyedoğrusürülüyordu. Buaradadüzdeolanbiteni  izleyen,tepedekiler de,vaziyetianlamış, coşkuylabayıraşağıatkoparıyor, azsonradüzlüktebiraraya geliniyordu.Coşkudolubuluşmadansonra,  atlar  Günbatısına,Tengri Dağı’nadoğrusürülüyordu…

 

 

 

TENGRİDAĞINDADERGÂHKURULUYOR

 

 

 

Meteveyandaşları,birakşamüstü Işıkgölükıyısınavarıyorlardı. Çerilerinbirkısmıburadasadakatandıverip,çağrılıncayinegelmek


üzere  terhisedilirken,Meteilekalanyüzüsubayvebinbeşyüzüer, TengriDağıyolunututuyorlardı.

 

Kadimmağaranın hemenönüne,önceleriDergâholarak kurulmakta olanbirbina,artıkhemdergâhhemordugâholacak şekilde,yenidendüzenlenecekti.  Hemençadırlarkurulup, başlıişler hızlayürütülecek,gecegündüzdemedençalışılıp,binadikilecekve kışgelmedeniçinegirilecekti. Ustalıkvebilgelikteşanınalayıkbu eser,KocaTuğrul'unyolgösterisivegayretleriilebiranönceyapılıp, onunadıyla,zamandurdukçaanılacaktı. Nihayetinşasıbitirilen muazzameser,günügelip,kutsamatörenleriylekullanımaaçılıyordu.

7
0
0
Yorum Yaz